Erdoğan'ın Ekonomik Hedefi Nedir?

Erdoğan’ın ekonomik hedefi nedir, boş bir inat mı yoksa devrim mücadelesi mi? Ekranlarda feveran eden komprador uşağı ekonomistler mi yoksa devlet aklı mı haklı çıkacak? Ezber bozan bu makaleyi okumaya başlamadan önce lütfen çayınızı, kahvenizi alın ve sakin bir kafayla nelerin olup bittiğini birlikte anlamaya çalışalım, başlıyoruz… İthalat ekonomisinin bir hastalığı olarak eğer döviz kuru yüksekse ekonomi batıyor algısı dehşet derecede oturmuş, döviz kıpırdadığı an herkeste panik havası esiyor, medya korku pompalıyor, komprador uşağı ekonomistler ateşe benzin atıyor. Bu aslında bugünün en önemli sorunlarından biri olan fırsatçılığı, stokçuluğu tetikliyor.

Erdoğan'ın Ekonomik Hedefi Nedir?
20 Kasım 2021 - 23:37 - Güncelleme: 21 Kasım 2021 - 01:20

Peki gerçekten yüksek döviz demek ekonominin batması demek mi?

25 Ekim’de kabine toplantısı sonrası ulusa seslenişte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan oldukça önemli bir şey söyledi, dedi ki; “Sevgili milletim, Türkiye gibi misyon sahibi ülkede hiçbir hadise rastgele yaşanmaz, hiçbir karar tesadüfen alınmaz, hiçbir eylem bilinçsiz yapılmaz, biz ne yaptığımızı da niçin yaptığımızı da bunun sonucunda neler ortaya çıkacağını da gayet iyi biliyoruz."
Yani alınan kararlar ve eylemlerde bir devlet aklının ve stratejinin olduğunu vurguluyor…
TCMB geçtiğimiz günlerde faiz kararını %16’dan %15’e indirim olarak açıkladı. Tabii bu karar sonrası bilindiği gibi döviz  yükseldi, dolar psikolojik sınır denilen 10 TL’yi aştı ve herkes Erdoğan ne yapmaya çalışıyor diye sorular sosyal medyada dönmeye başladı.
Sahiden faiz indirimini isteyen Erdoğan bu karar sonrası dolar artacağını bilmiyor mu, planı nedir, hedefi nedir?



Sessiz pek çok devrimi hayata geçiren Erdoğan bugünlerde belki de en zor, en kritik ve en tehlikeli devrim sürecini resmen hayata geçirdi. Cuntacı vesayete, terör örgütleri PKK ve FETÖ’yle mücadelelerde pek çok kritik eşiği tabiri caizse kellesini koltuğunun altına alıp geçmeyi başardı ancak yeniden bağımsız ve güçlü Türkiye’nin önünde en zor ve son bir eşik kaldı; Faiz lobisi!
Şuan herkesin dilinde şu var; Faiz iniyor, TL değer kaybediyor, kur yükseliyor, art arda zamlar geliyor Erdoğan ülkeyi batırdı.
Peki sahiden öyle mi, bu döngüden nasıl kurtulacağız?
Faiz, kur, enflasyon döngüsünden kurtulmanın tek yolu üretim ekonomisine geçip ihracatı, istihdamı arttırmak.
Üretimleri, yatırımları dolayısıyla ihracat ve istihdamı arttırmak ise yatırımcıya düşük faizli kredi ortamı oluşturmak.
Erdoğan hani ezber bozarak “faiz sebep enflasyon sonuç” diyor ya işte bunun ne demek olduğunu göreceğiz.
Şunu asla unutmamalı, üretmeyen devletler ülkesine sıcak döviz getiren ülkelere köpeklik yapmaya mahkum olurlar.
Çünkü dövizi getiren sermaye baronları dövizi çekmeye başladığı an ekonominin beli kırılmaya başlar.
Nitekim 2001 krizi tamda böyle bir ekonomik darbeydi.
İşte bu makus talihi değiştirmenin üretim ekonomisinden geçtiğini bilen Erdoğan yatırımcının önünü açmak için faiz lobisiyle doğrudan mücadeleye girişti.



Özellikle Erdoğan öncesi dönemlerde kur düşüktü çünkü faiz ortalama yaklaşık %50-60’ın altına düşmüyordu hatta dönem dönem %100’ün üstüne çıktığı da oldu. Böylece kur düşüktü ama üretim yoktu çünkü yüksek faizin olduğu ülkede yatırımcı kredi çekmez, üretici üretmeye cesaret edemez neticede o ülke ithalat cenneti olur.
Ayrıca faiz yüksek olunca kur düşüyor çünkü faiz lobisi ülkeye dolar getiriyor TL’ye çevirip aylık faize koyuyor. Daha sonra faizden gelen karların hepsiyle tekrar dolar alıp ülkeden gidiyor. Böylece senin ülkendeki insanların hakları üzerinden haksız kazançlar elde edip, sömürüp istediği gibi kullanıyor.
Böylece faizi yüksek tutanlar milletin parasını sermaye baronlarına peşkeş çekmektedirler.
Haliyle bu sistemde faiz – kur döngüsüne alarak ve 10 yılda bir ekonomik krizler çıkararak hem devleti hem milleti soyuyorlar.
Dostlar, bugün Erdoğan önceki hükümetler gibi faizi %50’ye çıkartsa herkes doları bozup parayı faize yatırır, yabancı sermaye bolca ülkeye girerek dolar düşer, araba fiyatları, telefon fiyatları gibi ithal kalemler ucuzlar ve ithalat patlaması yaşanır. Böylece siz hiçbir şey üretemeyip ülkenizi ithalat cenneti yapar, üreten ABD, Çin ve AB ülkelerini zengin etmeye devam edersiniz. İşte bunu yapmak Erdoğan için hem çok basit hem de oy uğruna siyaset yapıyor olsaydı lehine olurdu.
Bir kez daha görüyoruz ki Erdoğan siyasi hayatını riske atarak ülkeyi faiz belasından kurtarmak için mücadele ediyor.
Faizin yüksek olduğu ülkelerde sermaye sahipleri bedava paradan para kazanmak varken üretim yapma riskine girmez.
Çünkü faiz öyle güzel kazandırır ki fabrika kurup, işçi çalıştırıp batma riskine girmek mantıksızdır.
Hatta düşük kurda halk ithal mala yoğunlaşacağı için üretici nasılsa satamayız diye hemen kaçar bundandır ki yıllardır yerli araba, savunma sanayi ve diğer pek çok şey üretilemedi.
Yani ithalat ekonomisinde elinizde ucuz telefon, cebinizde uygun fiyata araba anahtarı olabilir kısa vadede sahte mutluluk verir ama uzun vadede tamamen sömürü düzenidir.
Bedava para kazanmaya alışan Londra finans merkezinden kurtulup yatırımcıyı üretime zorlayan Erdoğan’ın bu mücadelesini zamanında İkinci Dünya Savaşı sonrası Almanya, Çin, Rusya ve Japonya’da verdi.



Lafa gelince tabirimi mazur görün ağzı açık ayran budalası gibi hayran hayran övdükleri Almanya, Japonya, Çin, Rusya gibi ülkeler gökten zembille bu noktalara gelmedi. Tıpkı bugün bizim hatta savaşın sonrası olduğu için daha beter bedeller ödeyerek bu noktalara geldiler.
Bu ülkeler paralarını değersizleştirip ithalatı azalttılar böylece ithal mallar pahalandığı için halkları o mallara yönelemedi ve üreticisine düşük faizli krediler vererek içerde üretime zorladı netice olarak ekonomileri sağlam temeller üzerinde üretimin ekonomisine oturtuldu.
Trump başkanlığı döneminde Çin’e yönelik, “Çin kendi parasını değersizleştiriyor, ucuza mal satıyor bizim paramız değerli olduğu için yarışamıyoruz. Çin ticari hile yapıyor” diyerek aslında sistemi gözler önüne seriyor.
İşte Türkiye’de bağımsız olmak istiyorsa artık bu ekonomik devrimi yapmak zorunda!
Tabi ki bu devrim süreci, geçiş dönemleri çok sancılı olacak ama hiçbir zafer, hiçbir doğum sancısız ve kolay olmuyor maalesef.
Türkiye ithalat ekonomisine alışkın olduğu için kur yükselince enflasyonda yükseliyor bu kaçınılmazdır ancak bu prangaları zorlana zorlana kıracağız, gerekli gereksiz ithalattan vazgeçip üretim yapmaya alışacağız. Bunu yaparken ara malı ithalatını azalıp onları da üretmek zorundayız. Düşük kurla ithalat alışkanlığı bitmez ve cari açık kapanmaz.
Bu şekilde de Türkiye uzun vadede ayakta kalamaz.
Bunu bilen Erdoğan, ekonomik devrim mücadelesi veriyor.
Ayrıca komprador uşağı ekonomistlerin feveranları bir tarafa şunu iyi anlamamız lazım, evet düşük faiz kısa vadede yüksek kur ve enflasyonu beraberinde getirse de uzun vadede gerçek refah buradan geçiyor.



Rahmetli Erbakan hoca 80’li ve 90’lı yıllarda yüksek faizli ekonomiyi savunup uygulayan hükümetler için “bunlar pansuman yapıyor ama asıl tedavi bu değildir, bu milleti ezmektir” diye boşuna söylemedi.

Hedef, her şeyi kendimizin üretip kura bağlı olmayan bir ekonomidir. Siz de görüyorsunuz dışardan getir burada montajla sat ile ancak buraya kadar geldik.
Mesela Rusya, Japonya, Çin gibi ülkelere bakın ABD dolar kurları umurlarında değil.
Güncel kurla; 1 Dolar – 73,52 Ruble, 114,02 Japon Yeni, 6,39 Yuan
Bu kurlar bu ülkelerin umurunda olmadığı gibi işlerine geliyor.
Çünkü bu sayede dışarıya daha kolay mal satıyorlar.
Rusya’da faiz %7,5 - Çin’de %3,85 – Japonya’da %-0,1
İşte bu ülkeler zamanında bugün bizim yaptığımız gibi yüksek kura karşı cesur olup  yüksek faize savaş açıp mücadeleye girişti, bedeller ödedi.
Ya iradesi güçlü bir liderle geçiş döneminin zorluklarına katlanıp bu devrimi yapacağız ya da kendi emeklerimizi sermaye baronlarına peşkeş çekip sırtımızdan daha da zengin edip asalak gibi yaşayacağız.
Kimse hani “dış mihraklar, her şeye faiz lobisi” diyorsunuz demesin. Bunlar hayali şeyler değil bilakis gerçeğin ta kendisi.
Kur fırlıyor ama borsa çakılmıyorsa, ihracat rakamları Cumhuriyet tarihinin rekorlarını kırıyorsa, yeni devasa fabrika ve üretim tesisleri kuruluyorsa burada apaçık Türkiye aleyhine oyun var demektir.
Buna bir ispat olarak normalde yatırımcı her zaman düşük faiz ister diyoruz ya, bakın faiz lobisinin bir ekonomik tetikçisi TÜSİAD Başkanı Simone Kaslowski adeta Merkez Bankası’na faiz hizası çizip “esas hedefini unutmamalıdır” diyor.
Oyunu görüyor musunuz?



Dostlar bakın bunları sırf Erdoğan’ı savunmak için yazmıyorum çünkü Erdoğan liderliğinden devlet bugünkü sıkıntılarla yarının refahını satın alıyor, temellerini atıyor.
Kimse kusura bakmasın ama bağımsız olalım ama kimse bize karışmasın, ekonomi bağımsız olsun ama kuruşumuz gitmesin, Misak-ı Milli’ye dönelim ama üstümüze kan sıçramasın işte böyle bir dünya yok bu tamamen hayalperestlik.
Evet şuan ciddi ekonomik zorluklar içindeyiz geçinmek kolay değil ama dediğim gibi hiçbir zafer kolay, hiçbir doğum sancısız değil.
Ya sahte refah için, bugünü kurtarmak için Reis’e sırt döneriz ya da dik durur gerçek refaha, gerçek bağımsızlığa kavuşup daha rahat ederiz seçim sizin!
Allah devletimizin, liderimiz Erdoğan’ın, milletimizin yar ve yardımcısı olsun. Basiret ve ferasetini arttırsın…

Hakkı Haykıran Adam

Twitter'da; https://twitter.com/hhaykiranadam_
Instagram'da; https://www.instagram.com/haykiranadam_/?hl=tr

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 3 Yorum
  • Osman Kayacan
    6 gün önce
    Yüksek dolar aynı zaman ABD'nin ihracatını da baltalıyor. Bu neden konuşulmuyor? Faiz zenginlere bir getirisi vardır ve bu getiri için sıradan insanlar dünyanın dört bir yanında "eşsek" gibi çalışmaktan kurtulamıyor. Faizin eline bir 50 lira ver bakalım, faiz çalışıyor mu, çalışmıyor mu?
  • Özge Özdemir.
    6 gün önce
    Kısaca. R.T. Erdoğan 20 seneden beri siyasi ve ekonomik dünyanın ezberleri bozan , gerçekleri gören ve bu yeniliklere kapalı düzenin yıkan adam. Bize ona destek olmak görev bilmememiz lazım
  • Özge Özdemir.
    6 gün önce
    Kısaca. R.T. Erdoğan 20 seneden beri siyasi ve ekonomik dünyanın ezberleri bozan , gerçekleri gören ve bu yeniliklere kapalı düzenin yıkan adam. Bize ona destek olmak görev bilmememiz lazım