Ezanıma Dokunma...

Feminizm denen şey ülkemize batıdan ithal bir akımdır. Kökü 1900'lu yılların başında  Fransa'da kötü şartlar altında çalışan kadınların haklarını dile getiren Jean Deroin, Louise Michel ve Hubertine Auclert'e dayanır...  Feminist akımının kurucularının tamamının ortak özelliği ateist olmalarıdır, bunun sebebi Hristiyan coğrafyadan çıkan bu hareketin Hristiyanların erkek tanrısını kabul etmemelerinden kaynaklanıyor...

Ezanıma Dokunma...

Feminizm denen şey ülkemize batıdan ithal bir akımdır. Kökü 1900'lu yılların başında  Fransa'da kötü şartlar altında çalışan kadınların haklarını dile getiren Jean Deroin, Louise Michel ve Hubertine Auclert'e dayanır...  Feminist akımının kurucularının tamamının ortak özelliği ateist olmalarıdır, bunun sebebi Hristiyan coğrafyadan çıkan bu hareketin Hristiyanların erkek tanrısını kabul etmemelerinden kaynaklanıyor...

Ezanıma Dokunma...
Editor: Emre KAYIRLI
12 Mart 2019 - 08:57

Tam da bu sebepten dolayı, Avrupa'ya paralel olaraktan ülkemizde de feminist hareketler başlamış olsa da Müslüman coğrafyamızda tutunamamıştır.
Ülkemizde bugün sahneye çıkan feminist hareketin kökü ise Türkiye Komünist Partisi'nin 1975'de kurduğu İlerici Kadınların Derneği'ne dayanıyor.
Ateist, komünist ve sosyalist felsefenin hakimiyeti altında kalmış Türk feminist hareketinin nasıl çığırından çıkmış olduğunu 8 Mart akşamı Taksim'de yapmış oldukları yürüyüşte gözler önüne serildi.
Sosyal medyada her gün önüme onlarca video geliyor, ben uzun zamandır hiçbir görüntü karşısında  bu kadar rencide olduğumu hatırlamıyorum.  Yürüyüş esnasında okunan Ezanı Muhammediyi avazlarının çıktığı kadar protesto eden, düdük çalan, ıslık çalan ve bunu hak arama bahanesiyle yapan güruhu gördüğünüzde eminim aynı şeyleri hissetmişsinizdir. 
Haklarını savunmak için yürüyen insanların, %99'nun Müslüman olduğu bir ülkede toplumun ortak  kutsalı olan Ezanı Muhammediyi ıslıklayarak bütün bir toplumun hakkına girmesinin ne kadar trajikomik olduğunu, ülkemizdeki feminist hareketin kimlerin güdümünde olduğunu, varın siz düşünün...
Bu çirkinliğin sorumlularından en ufak bir özür, en ufak bir açıklama gelmedi...
Sosyal medya hesaplarından ellerinde üzerinde "Ben şu.....yum" "Ben bu.....yum"
yazılı pankartları tutarken paylaştıkları fotoğrafları paylaşmak yerine, mukaddesata yapmış oldukları bu yersiz saldırıdan dolayı özür dileselerdi, belki toplumun öfkesi bir nebze dinmiş olacaktı...
Velhasıl, siz içinde yaşadığınız toplumun hassasiyetlerine saygı göstermediğiniz sürece fizana kadar da yürüseniz toplum sizin taleplerinizi dikkate almaz...
Zillet İttifakı...



Zillet ittifakı bir tepsi baklava olsa, yufkası CHP, cevizi hdp, şerbeti ise İyi Parti olurdu. Saadet Partisi ise en üst katmanın üzerini süslemek için kondurulmuş sebze parçası olurdu ...
Sebzenin baklavada ne işi var diyeceksiniz, İslamcı bir partinin biri ırkçı, biri kemalist, biri bir terör örgütünün siyasi uzantısından müteşekkil bir ittifakda ne işi varsa sebzenin da baklavada o işi var...
Bir Saadet Partili seçmeni çıkıp da "Allah aşkına bizim bu yanlış safta ne işimiz var?" demez mi? demiyor işte... Demedikce de erimeye devam edecek...
Bir partinin akıllanana kadar kaç defa sandığa gömülmesi gerekir acaba?
Bir fetö Yalanının Anatomisi...
Fetöcü medya mensupları, kaçmış oldukları deliklerden sosyal medyayı ve interneti kullanarak fitne çalışmalarına aralıksız devam ediyorlar...
Bir çoğunun videolarını ve yazılarını takip ediyorum. Sığındıkları ülkelerde kendilerine sunulan stüdyo imkanlarını kullanarak yüzleri kızarmadan her türlü yalanı ve montajlayarak manipule ettikleri görüntüleri servis etmede gösterdikleri hüneri hayretler içinde izliyorum.
Geçen hafta hep bir ağızdan Batman'da eşi fetö örgüt üyesi olarak tutuklu olan dört çocuk annesi bir kadının polisin kendisine defalarca tecavüz etmesine dayanamayarak intihar ettiğini yazdılar...
İddia ağır ve vahim...
Eşi hangi suçla suçlanılırsa suçlansın bir kadına yapılması asla kabul edilemeyecek derecede insanlık dışı... 
Ama haber A'dan Z'ye yalan...
Batman'da görevli dostlarımı aradım, kimsenin haberi yok böyle bir durumdan. Ne öyle bir koca var ne öyle bir kadın ne öyle çocuklar ne de öyle bir vaka...
Yani yalan haber yapanlar aslında olan bir vakaya yalan eklerler, bunların yaptığı haberde ise öyle bir vaka bile yok, külliyen yalan...
Bu haberi 80'e yakın fetöcü basın mensubu paylaştı, üzerinden bir hafta geçtikten sonra sadece üç beş tanesi çıkıp "ya kusura bakmayın, böyle birşey yokmuş" diyebildi...
Bakın yalanı üretirken seçtikleri il Batman, hassas bir bölge...
Polise isnad edilen suç tecavüz, namusuna düşkün bir milletin en hassas olduğu konu...
Yalanda başrolü dört çocuk annesi bir kadın oynuyor, toplumun en üzerine titrediği varlık Anne...
Amaç? İnfial uyandırmak, milleti sokağa dökmek...
Allah bu milleti bunların şerlerinden muhafaza etsin...
Tuğrul Selmanoğlu

YORUMLAR

  • 0 Yorum