İlla bir kitabım olsun, diyorsan...




Yaklaşık yirmi yıldır yazıyorum. Son on yıldan beri ise oldukça yoğun ve düzenli yazmaya çalışıyorum. Güncel yazılarımın yanı sıra öykü, masal, şiir, eleştiri ve anı türünde de yazmaya çalışıyorum.

Hiçbir zaman, oturayım da bir yazı yazayım, diye düşünmedim. İlla ki bir olay ve durumdan yahut bir yaşanmışlıktan yola çıkarak kaleme aldım tüm eserlerimi.

Çok kaliteli olduklarını söyleyemem belki ama en azından özgün olduklarını, belli bir çabanın ürünü olduklarını rahatlıkla söyleyebilirim.

İki öykü, iki masal, iki deneme, iki şiir ve farklı alanlarda üç olmak üzere, toplam on bir adet dosyam hazır. Yazmaya tabii ki devam ediyorum. Okumak ve yazmak benim için bir yaşam tarzı çok şükür.

Bu eserlerimin bir kısmını kişisel sitemde ve sosyal medya hesaplarımda paylaştım, dileyen bakabilir ve inceleyebilir. Bir satır bile alıntı varsa mutlaka kaynağı gösterilmiştir.

Buna rağmen hâlâ kitap olarak yayımlamaya cesaret edemiyorum. Üzerinde çalışıp geliştirmeye devam ediyorum.

Şimdi bu da nereden çıktı dediğinizi duyar gibiyim. Şuradan çıktı efendim:

Malûm, pek çok yazar ve şair, eserlerini tanıtmak için okulları ziyaret eder, öğrencilerle görüşür. İmza günleri yaparlar. Bu eserleri önceden ilgili kurumdan izin almak suretiyle tanıtırlar. İlgili kurum da eseri inceler ve uygunsa izin verir.

Bu tür komisyonlarda yer aldığım da oldu, bana kitabını gönderen de oldu, piyasadan veya öğrencilerin elinde görerek okuduklarım da oldu.

Maalesef, üzülerek ifade etmeliyim ki, bu kitapların bir kısmı son derece özensiz ve emek harcamadan hazırlanmış, para kazanma/nam yapma kaygısı taşıyan eserler.

Adam, "Nasrettin Hoca'dan Fıkralar"ı sağdan soldan toplamış, güzel bir kapak ve değişik bir isim bulmuş, al sana bir kitap. Puntolar koca koca, her sayfada bir sürü imla ve yazım hatası, anlatım bozuklukları... Kendinden kattığı bir şey yok.

Bir diğeri, Mevlânâ'nın Mesnevi isimli eserindeki hikayeleri toplamış internetten, her hikayenin sonuna gayet alakasız bir yorum ile, bir sürü imla ve yazım hatası... Al sana bir kitap.

Bazısı da toplumsal değerleri kullanıyor. Kitabın adı "Atatürk ve Çocuk Sevgisi" veya "Atatürk ve Çocuk"... Kaç tane kitap gördüm, hepsi birbirinin kopyası. İnternette rahatlıkla bulunan metinleri neredeyse hiç değiştirmeden alıp alıp kullanmışlar. Kapak değişik ve güzel ama bilgiler çocukların anlayacağı seviyede değil. Hani onlara uygun bir hale getirse, hikaye edici özgün metinler oluştursa neyse...

Aynı şekilde Peygamberimiz ile ilgili kitaplar, değerler eğitimi kitapları... Sayısız örnek.

En son gördüklerimden biri, Sarıkamış- Çanakkale-Kurtuluş savaşlarının kahramanlarının ailelerine yazdıkları mektuplar... Devlet arşivlerinde bulunan, internette çokça paylaşılan mektuplar alınmış, art arda dizilmiş, yine güzel bir kapak, al sana bir kitap... Aynısından değişik isimlerle kaç tane gördüm.

Kardeşim madem bu özel mektuplara dikkat çekmek istiyorsun, bir roman yazsana onlardan yola çıkıp. Hiç olmazsa bir emek vermiş olursun. Değişik bir kurgu ile okuyanın da aklında kalır.

Velhasıl anlatmakla bitmez. Yüzlerce örnek gördüm. Okuma oranlarının düşüklüğünden şikayet ediyoruz madem, bi zahmet özgün ve kaliteli eserler yazalım da bari çocuklarımıza bir katkısı olsun. Azıcık edebi zevk de olsa fena olmaz hani.

Emek ve özveri ile kaliteli eserler veren kıymetli yazar ve şairler bu bahisten münezzehtir.

Lütfen yanlış anlaşılmasın. Kendim de iyi yazar olduğum imasında bulunmuyorum. Sadece okumayı ve okutmayı seven bir öğretmen olarak bu dertten muzdaribim.

Ne olur, bu arkadaşlar yazdıkları kadar da okusalar bari...

Sürçi lisan eyledikse affola!
***
İzzet Irmak