Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci, Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Enstitüsü Vakfı Başkanı Yahya Ülker'in The Nutrition Society işbirliğiyle düzenlediği, çocukluk dönemi beslenmesi, halk sağlığı ve beslenme eğitimi konularının uluslararası bilim insanlarının katılımıyla ele alınacağı İstanbul Science Summit 2026 Zirvesi'ne katılarak konuşma yaptı.
Sağlıklı çocuklar sağlıklı toplumların, sağlıklı toplumların ise güçlü ve müreffeh bir geleceğin teminatı olduğuna vurgu yapan Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci, Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker'in de dinlediği konuşmada dikkat çeken tespitlerde bulundu.
SAĞLIKLI BESLENME KÜLTÜRÜ, TİCARİ BEKLENTİLERE EMANET EDİLEMEZ
Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci, "Sağlıklı beslenme kültürü, endüstrinin ticari beklentilerine emanet edilemeyecek kadar hayati bir meseledir ve artık bu konu endüstrinin de önceliği hâline gelmelidir.
Çünkü bu meseleye, yalnızca bireysel bir tercih olarak değil; aynı zamanda bir halk sağlığı meselesi, bir ekonomik kalkınma unsuru ve nihayetinde geleceğin inşası olarak bakmalıyız." dedi.

KONUŞMASINA VERİLERLE BAŞLADI
Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayip Birinci'nin açıklamalarından satır başları;
"Dünya Sağlık Örgütünün yayımladığı verilere göre 2024 yılında 5 yaş altındaki 150 milyon çocuk bodurluktan ve 43 milyon çocuk ise zayıflıktan etkilenmiştir. Aynı yaş grubunda 35 milyon çocuk ise fazla kiloludur. Bu veriler, çocukluk çağı beslenme sorunlarının, dünya genelinde hem yetersiz beslenme hem de aşırı beslenme biçimleriyle aynı anda yaşandığını açıkça gösteriyor.
Çocuk sağlığı; anne adayının sağlık durumu ile başlayan ve bu toplantıda da ele alacağımız üzere çocukluk çağının tamamını kapsayan bir süreçtir. Bu konunun bütüncül bir yaklaşımla ele alınması son derece kıymetli; çünkü bugün çocukların sağlığını ve gelişimini güvence altına almak; yarının anne-babaları, vatandaşları ve toplumu için bugünden harekete geçmektir.
OBEZİTE HALK SAĞLIĞI SORUNU
Bildiğiniz üzere günümüzde obezite önemli bir halk sağlığı sorunu. Nitekim bugün dünyada her 7 yetişkinden 1’i;, Türkiye’de ise her 5 kişiden 1’i obez.
Ülkemiz, OECD ülkeleri arasında obezite sıklığı açısından 5. sırada; kadınlarda fazla kiloluluk ve obezite sıklığı açısından ise 4. sırada yer almaktadır.

ÇOCUKLUK ÇAĞI OBEZİTESİ
Özellikle çocukluk çağı obezitesi en önemli sorunlarımızdan biri. Türkiye’de ilkokul çağındaki çocuklarının %9,9’u obez olup; 2050 yılında ise çocukların %33’ünün obez olacağı öngörülmektedir.
Bunun en çarpıcı göstergesi şudur: Çocukluk çağında obez olan bireylerin %55’i ergenlik döneminde de obez kalmakta ve ergenlik döneminde obez olan bireylerin %80’i erişkinlikte de obezite ile yaşamaya devam etmektedir.
HER GÜN 1 KUTU ŞEKERLİ İÇECEK TÜKETENLERDE...
Artan ultra-işlenmiş gıda tüketimi, şekerli içeceklerin yaygınlığı, uzayan ekran süreleri ve azalan fiziksel hareket, obezite oranlarını hızla yukarı çekiyor.
Dünya Sağlık Örgütü, serbest şeker alımının günlük enerjinin %10’undan az olması ve mümkünse %5’in altına düşürülmesi gerektiğini belirtmektedir.
Bu sınırların üzerindeki aşırı şeker tüketimi ile az önce altını çizdiğim kronik hastalıklar arasında ciddi bir sarmal ilişki vardır. Örneğin, her gün 1 kutu şekerli içecek tüketenlerde obezite gelişme riski %26’dır.
Bir diğer önemli sorun da ülkemizde hazır gıdalarda pancar şekeri yerine Nişasta Bazlı Şekerin (NBŞ) kullanılmasıdır. Nişasta Bazlı Şekerin nispi tatlılığı; 2,5 kat daha yüksektir.
NBŞ’in kullanımının yaygın olduğu ülkelerde diyabet sıklığı yaklaşık %20 daha yüksektir.
Bu doğrultuda ülkemizde hem şeker tüketimini hem de nişasta bazlı şeker kullanımını azaltmak amacıyla; şekerli içeceklerin tüketimini azaltmaya yönelik önemli çalışmalar yürütüyoruz.
Sağlığımızı tehdit eden faktörler şeker ve şekerli içecekler ile de sınırlı değil. Her gün kişi başı 300 gram tükettiğimiz ekmek de endüstriyel değişime uğramış durumda.

SAĞLIKSIZ BESLENME BİÇİMİ...
Sözlerimi bitirirken şunu özellikle vurgulamak isterim: Amerika’dan ve Batı’dan dünyaya yayılan popüler tüketim alışkanlıklarına teslim olan sağlıksız beslenme biçimi, insan sağlığına zarar veriyor ve diyabet başta olmak üzere pek çok kronik hastalığa zemin hazırlıyor.
İŞLENMİŞ GIDALAR ÖLÜM RİSKİNİ ARTIRIYOR
Bunun çarpıcı bir örneği olarak ABD’de 1-18 yaş arası gençlerin günlük beslenmesinin %62’si cips, şekerli içecek ve paketli kurabiye gibi ultra-işlenmiş gıdalardan oluşuyor. Maalesef yetişkinlerde bile bu oran %53 seviyesinde. Bunun sonucunda ABD’deki yetişkinlerde obezite oranı %40, tanı almış şeker hastalığı olan kişi sayısı ise %12 civarına ulaşmış durumda. Mesele sadece obezite veya diyabet değil. Bilimsel araştırmalar, günde 4 porsiyondan fazla ultra-işlenmiş gıda tüketen bireylerde tüm nedenlere bağlı ölüm riskinin %62 arttığını ortaya koymaktadır.
Filmler, diziler ve sosyal medya içeriklerinin etkisiyle sağlıksız beslenme adeta bir popüler kültür salgını gibi dünyaya yayıldı. Stanford Üniversitesinin Hollywood filmlerini inceleyen bir araştırmasına göre filmlerde en sık; cips, kurabiye ve tatlı gibi yiyecekler gösterilmektedir. Üstelik bunların sadece %11,5'i marka taşıyor; yani mesele sadece ürün yerleştirmeyle kalmadı; tüm bir kültür, sağlıksız olanı normal olarak dünyaya lanse etti.
Artık mevcut popüler kültürün gidişatının bu şekilde devam edemeyeceği ve herkesin üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerektiği aşikardır.
ENDÜSTİRİNİN TİCARİ BEKLENTİLERİNE EMANET EDİLEMEYECEK KADAR HAYATİ BİR MESELE
Sağlıklı beslenme kültürü, endüstrinin ticari beklentilerine emanet edilemeyecek kadar hayati bir meseledir ve artık bu konu endüstrinin de önceliği hâline gelmelidir. Çünkü bu meseleye, yalnızca bireysel bir tercih olarak değil; aynı zamanda bir halk sağlığı meselesi, bir ekonomik kalkınma unsuru ve nihayetinde geleceğin inşası olarak bakmalıyız.
Sağlıklı çocuklar, sağlıklı toplumların; sağlıklı toplumlar ise güçlü ve müreffeh bir geleceğin teminatıdır."
Kaynak: {Haber Merkezi}

Yorumlar 0
Yorum Yap
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!