A. Talip KOKTAŞ

A. Talip KOKTAŞ

Kültür - Sanat

DİKKAT! KALEYİ İÇTEN İŞGAL EDİYORLAR

16 Haziran 2021 - 01:39



Kültür dediğimiz olgu kuşaktan kuşağa üzerine daha güzelleri eklenerek aktarılan değerler bütünüdür. Bu tanım, kitaplarda geçen bir tanım olmayıp tamamen benim yorumumdur. İnsanlar büyüklerinden gördüklerinin üzerine daha güzelini ekleyerek çocuklarına ve kendilerinden sonraki nesillere aktarır. Bu da sonraki kuşaklara silsile yoluyla çoğalarak gider. Bu değerler bütünü de o toplumun kültürünü, manevi ve örfi değerlerini oluşturur. Bu anlamda geçmiş ile gelecek arasında kurulan köprüye kültür ve bu kültürün ortaya koyduğu değerlere de kültürel değerler diyebiliriz.
Bir toplumda kültürel değerler ne kadar köklü ve sağlamsa o toplumu ayakta tutan temeller o kadar sağlam ve güçlüdür. Mehmet Akif'in "Toplu vurdukça sineler onu top bile sindiremez." dediği gibi bir toplum ortak değerlerinden aldığı güçle birlikte hareket ettiği zaman hiçbir kuvvet o topluma zarar veremez.
Böyle bir toplumda ortak değerlerin etrafında kenetlenen insanları dışardan bir baskı ve şiddetle yıkamayacağını anlayan küresel güçler bu sefer klasik taktik olan kaleyi içten fethetme eylemini hayatını geçirir. Düşman savaşta yenemediği rakibini kendine benzetmeye başlarmış. Bunu da rakibinin eliyle yaparmış.
Bundan bir kaç yıl önce doğanın korunması ve yenilenebilir kaynaklarımızın doğru bir şekilde kullanılması ve poşet kullanımının azaltılması adına her türlü alışverişlerde poşetlerin ücretli olması uygulamasına geçildi. Bu da poşet kullanım oranını ciddi anlama azalttı. Poşet kullanımının azalmış olmasını her doğasever gibi ben de kesinlikle destekliyorum. Doğanın kendini yenilemesi adına alınan bu karar doğru ve yerindedir. Ancak burada karşı olduğum bir nokta bulunmaktadır. O da poşetlerin üzerinde market veya mağazaların reklamının olmasıdır. Hem alışveriş yapıp ilgili marketin kar etmesini sağlayacağım hem de ilgili marketin reklamını kendi paramla aldığım poşetle yapacağım. Bu durum beni rahatsız ediyordu. Bizim sırtımızdan o kadar kâr ediyorlarsa geri dönüştürülebilir veya uzun süreli kullanabileceğimiz türevi olan poşetleri ücretsiz dağıtmalarını beklerdim. Bu örneği vermemin temel nedeni bize ait olmayan şeylerin reklamını bizim verdiğimiz paralarla bize yaptırıyor olmalarına dikkat çekmektir.
Asıl konumuza gelecek olursak dünya dili olarak bize dayatılan İngilizcenin hayatımıza ne kadar müdahil olup kültürel değerlerimizden bizi ne kadar uzaklaştırdığıdır.
En işlek caddelerimizden tutun da ara sokaklardaki esnaflarımıza kadar birçok işyerinin tabelası İngilizce kelimelerle dolmuş. Gençlerimizin günlük kullanım dilindeki kelimeleri bile İngilizce kalıplarla dolu.
Bu durumun en acı tarafı ise para vererek aldığımız ve lüks diye nitelendirdiğimiz tişörtlerin üzerindeki yazılardır. İşyeri tabelalarındaki yazıların tişörtlerdeki yazıların yanında ne kadar masum kaldığını esefle görüyoruz maalesef.
Tişörtlerde yer alan yazılara baktığımız zaman yüzyıllardır en kutlu miras olarak gördüğümüz kültürel değerlerin çöküşünü izliyor gibiyiz. Çoğu İngilizce olan bu yazıların bazıları ise Türkçe olarak yer almaktadır. Sadece yazı olarak değil de bazı semboller de bizi rahatsız edici şekilde tişörtlerde yer almaktadır.
Bir kızın giydiği tişörtün arkasında yazan “Follow me” (Beni takip et), bir diğerinin ön yüzünde yazan “Bad Girl” (Kötü Kız), Camide namaz kılan gençlerden birinin tişörtünde yazan “We came into the world to drink, dance, have sex” (Dünyaya içmeye, dans etmeye, cinsel ilişki kurmaya geldik), bir diğer namaz kılan gencin tişörtünde ise “God is bussy, can I help you?” (Tanrı meşgul. Ben yardımcı olabilir miyim?) yazılı şeytan figürlü tişört… ve daha bir çok ve edebimin müsaade edemeyeceği türden yazıların dolu olduğu tişörtler facianın boyutunu gözler önüne seriyor.
Şimdi durup biraz düşünelim. Camide Allah’ın huzurunda namaza duruyorsun ve üzerindeki tişörtte yazan yazı ibadetinle taban tabana zıtlık barındırıyor. Işin daha da acısı bu durumdan haberdar değilsin. Parasını kendin vererek kendi kültürüne ve manevi değerlerine savaş açmışsın ve bu savaşın içinde olduğundan bihabersin.
Manevi ve kültürel değerlerimizin olduğu kaleyi dışardan fethedemeyeceklerini anladıklarında içerden fethetmeye başladılar. Maalesef bu fetih sürecinde başarılı olduklarına şahit oluyoruz. Bize düşen en önemli görev bu işgale son vermek için tişört alırken üzerinde ne yazdığına bakmamızdır.
Çocuğumuza yakıştığını düşündüğümüz kıyafetlerin aslında onu kültürel bir yozlaşmanın eşiğine götürebileceğini unutmayalım.

A.Talip KOKTAŞ