Adnan KALKAN

Adnan KALKAN

TOPLUM PİSKOLOJİSİ

DİNLEMEK, ANLAMAK VE YAŞAMAK EKSENİNDE İLETİŞİM VE AİLE HAYATIMIZ

15 Ekim 2020 - 08:12

Aile İçi İletişimin Zayıflaması Kadim Medeniyetimizi Tehlikeye Atmaktadır

Günümüzde aile içi iletişim problemlerinden dolayı ya ailede huzursuz bir ortam hakim olmakta veya mesele boşanmaya kadar gitmektedir. Hiç şüphesiz bu da kadim medeniyetimizin temeli olan ailenin sarsılması sonucunda medeniyetimizi de tehlikeye atmaktadır.

Sosyal Hayattaki Dalgalanmalar Zaman ve Zihnimizi İşgal Etti

Geldiğimiz noktada medya ve teknolojinin aileyi bir nevi kuşattığı bu dönemde, ayrıca sosyal hayatta ve çalışma hayatında dalgalanmalar zaman ve zeminin zihinlerimizi işgal ettiği şu süreçte insanlar psikolojik anlamda da darmadağın olmuş ve bu da dinleme, anlama, muhakeme etme ve bildiğini yaşama kavramlarına da zarar vermiştir.

İletişimin En Temel Faktörü Etkin Dinlemektir

Özellikle iletişimin en temel etkenlerinden bir tanesi belki de en önemlisi etkin dinlemedir. Nitekim dinlerken dahi etkin dinlemezsek anlama kısmında problem yaşarız. Ailede biri konuştuğu zaman diğer bütün dikkatimizi celbeden uyarıcılardan geri çekilip bütün dikkatimizi konuşan aile ferdine odaklamamız gerekir. Aksi takdirde gerek beslenme gerekse medya teknolojinin darmadağın ettiği dikkatimizi konuşana vermezsek, onu tam anlamıyla dinleyemeyiz. Nitekim bilginin beyne girişi dikkat ve odaklanma ile başlar. Bu anlamda dinlemenin etkili olması için dikkatin verilmesi şarttır.

Yanlış Anlamak ve Yanlış Anlam Yüklemek Aile İçi İletişimi Bozar

Gün içerisinde kulağımıza birçok bilgi ve benzeri şeyler gelir. Bunlardan kaideye değer bulduğumuza dikkatimizi verir ve bu dinlediklerimizi anlamaya çalışırız. Anlamanın ön şartı etkin dinlemektir. Etkin dinlediğimiz konu anlama becerisini harekete geçirir. Gerek sosyal hayatta gerekse aile hayatında anlama, kavrama bugün en kritik kavram haline gelmiştir. Nitekim özellikle aile bireyleri birbirini anlamadığı için birçok problem yaşamaktadır. Eşler arası gerek psikolojik gerekse fiziki şiddetin en temel sebeplerinden biri yanlış anlamaktır. Bir bilginin hayata doğru bir şekilde uyarlanabilmesi için evvela o bilginin tam anlamıyla anlaşılması gerekir. Anlaşılmayan bilgi yaşantıya yansımaz.
Kendi beyninde karşı bireyin söylediğin söz anlama eşiğine girerken o sözde kendince beyninde farklı anlamlar yüklemek, önyargılı yaklaşmak ve yanlış anlamak da aile içi iletişimi hasara uğratır ve bu da zamanla çeşitli şiddet alanlarının ortaya çıkmasına sebep olur.
Mesela karı koca arasında birinin söylediği bir söz ya da davranışa diğeri kendi anlam yüklerse ve diğeri "hayır öyle değil" demesine rağmen ısrar ederse kendince anlam yüklemiş olur. Oysaki "hayır yapmadım, demek istemedim" sözleri ya gerçekten öyledir ya da karşı tarafı kırmamak, vaziyeti toparlamak içindir.

Doğru Anlamak Yaşantıya Yansır

Kişinin bildiğini yaşaması için doğru anlamak ön şarttır. Günümüz insanının en büyük sorun alanlarından bir tanesi bildiği halde yaşamamaktır. Oysa bildiğini yaşamamak sadece onu bilmek ile yetinmek konusunda Kur'an-ı Kerim'de bilgisi olup da bunu yaşamayanlara "kitap yüklü merkepler" kavramı kullanılmaktadır. Yine kur'an-ı Kerim'den "niçin yapmadıklarınızı söylersiniz" denmektedir.
İnsan beyni ve psikolojisi açısından da kişi bildiğini yaşamadığı takdirde yani bilgi ayrı davranış ayrı olduğu takdirde, beyin kendiyle çelişkiye düşmekte ve düşünce anlamında psikolojik problemler yaşamaktadır. Tıpkı söylediği şeyin doğru olmadığını bilerek hareket eden ve söz sarf eden yani yalan söyleyen birinin gerilmesi gibi. Nitekim kişi yalan söylerken, söylenenin doğru olmadığını biliyor ve bu da gerek vücudun gerekse beynin gerilmesine sebep olmaktadır.

Yaşantı ile Nesile Model Olunur

Aile içi iletişim ve neslin yetişmesi konusunda da bildiğini yaşamayan Anne babam yani doğru yaşantıyı davranışlarına yansıtmayan anne babanın çocukları da çeşitli davranış bozuklukları sergilemektedir ve bunun temeli de anne babanın söyledikleri ve yaşadıkları arasındaki çelişkidir.
Aynı zamanda boşanmalarında en temel sebeplerinden bir tanesi karı kocanın birbirine dinlememesi ve bu anlamda dinlenmeyenin anlaşılmaması, anlaşılmayan durumun ise yaşantıya yansımaması probleminden kaynaklanmaktadır.
Gerek aile içi iletişimi kuvvetlendirmek gerekse boşanmaların önüne geçmek için aynı zamanda sağlıklı bir yuva ve Nesil yetiştirmek için dikkatle dinlemek, doğru anlamak ve doğru olanı hayata yansıtmak gerekir.

Dinlemek, Anlamak ve Yaşantı İletişimi ve Aileyi Kuvvetlendirir

Özetle dikkatle dinlenen bilgi doğru anlaşılır, doğru anlaşılan bilgi hayata doğru bir şekilde uygulandığı takdirde sağlıklı bir aile ve sağlıklı bir toplum inşa edilir.bunun için de şüphesiz ki mantık muhakeme en önemli kavramlardan dır mantık muhakeme geliştirmek için ise ciddi anlamda kitaplar okunmalı, müzakere edilmeli, mütala edilmelidir.

Adnan Kalkan
Uzman Psikoterapist/Yazar

YORUMLAR

  • 0 Yorum