Dikaborz

Dikaborz


Kut-Töre, Bilgelik, Kengeş, Direnme

26 Ekim 2018 - 18:13

Türk yönetim düşüncesinin temeli bu dört esasa dayanmaktadır.Töreyi uygulayabilmek için (Töre: herkesin uyması zorunlu olan adalet ve temel değerler bütünü), Han'ın,(Kağan, hakan, Tiğin) Kut almış olması gerekmekteydi (KUT: Devlet idaresinde güç, yaratıcılık problem çözmede ustalık, yetki bakımından üstün güç.) işte o zaman kağanın almış olduğu karar kutlu karar olur ve töreler gereği uygulanırdı adaleti tesis manasında.

Ancak; Kağan karar almadan önce (Toy) meşveret meclisini toplar (ak sakallılar) burada her biri kendi işinde erbap, aynı zamanda gönül sahibi, yapacağını ve söyleyeceğini, hak namına ,millet ve devlet menfaati doğrultusunda çekinmeden usul-u erkanınca edebi ile söyler tüm hususlar meşveret edilir en doğru karar millet ve devlet menfaatine uygun verilir ve uygulanır.

Tonyukuk, yönetim sisteminde yer alacak kişilerin taşımaları gereken nitelikleri şu şekilde sıralamaktadır: yönetici olan kişi, akıllı, bilge, cesur, savaşçı, tecrübeli, kendinden emin ve o zamanların en çetin rakibi sayılan Çin’i ve Çinli’leri çok iyi tanıyan bir şahsiyet olmalıdır. Divân-ı Lügâti-t Türk’de“kengeş” olarak geçen bu kurum, önemli devlet ve toplum sorunlarının tartışıldığı, görüşüldüğü, danışıldığı ve düşünüldüğü bir kurum haline gelmiştir.

Göktürkler zamanında Türk yönetim düşüncesi, yönetim ilişkilerini sadece tek taraflı bir bakış açısıyla değil de, hem yönetici kadrolar, hem de halkın ortak sorumluluğu çerçevesinde değerlendirmek suretiyle günümüzdeki modern yönetim ve organizasyon yaklaşımlarına çok büyük bir katkı yapmış olmaktadır.

Göktürk yazıtları incelendiğinde ve vezir Tonyukuk kitabesine bakıldığında, günümüz yapısına büyük bir ışık tuttuğu görülecektir. Avrupalıların özendiği(kelt mitolojisi kahramanlarının en ünlüsü olan kral Arthur ) ve Kral Arthur'da görmek istedikleri bu Türk töresi yönetim şeklini esas almış yuvarlak masa şövalyeleri diye efsanelerle özledikleri, arzu ettikleri bir yönetim şeklini ifade etmeye çalışmışlardır. İslam'la tanışan Türkler bu defa var olan yönetim şekillerine,ehliyet ve liyakati alarak ve merkeze koyarak yönetim şekillerini daha da güçlendirmiş kurulan her devlet yüzyıllarca dünya üzerinde egemen ve hür olarak varlığını idame ettirmiş.

Selçuklu Devletinde disipline edilmiş, Osmanlıda ise en ulvi şeklini ,divan'la almış altı asır dünyaya hükmetmiş.

Nedir bu ehliyet ve liyakat,

“Allah size, emânet ve yetkileri o konuda güvenilir ve yetenekli olan ehline vermenizi ve insanlar arasında hüküm verdiğiniz zaman, kim olursa olsun adâletle hükmetmenizi emrediyor. Bakın, Allah size ne güzel öğüt veriyor! Hiç kuşkusuz Allah her şeyi işitendir, bilendir.” Nisa:4/58. Peygamber efendimiz(S:A:V) ise“İş, ehli olmayan kişilere verilince kıyameti bekle, kıyametin kopması pek yakındır.” (Buhârî, İlim, 2.),ehliyet ve liyakatin olmadığı yerde kişisel menfaatlerin,arzu ve isteklerin ön plana çıkması ve uygulanması demektir ki bu da toplumda yöneticiye verilen Kut-kutlu olma özelliğinin yitirilmesi manasına gelir.

Bu nedenle idarecilerimize deriz ki ; Bu toplumun çeşitli katmanları ve bileşenleri var, çeşitlilik esas, pota ALLAH'ın rızasıdır ve o rıza esaslarıdır.O nedenle toplumun ana omurgasını oluşturan unsurlar ile var oluşunu zenginleştiren diğer unsurların meşru arzu ve isteklerini dikkate alarak ortak bir payda oluşturmak, huzur ve emniyeti tesis ederek, toplumun refah ve hayat şartlarının en iyiye doğru yükletmeye gayret ederek, toplum çeşitliliğini de gözeterek ahsan-i takvim suretinde yaratılmış insan topluluğu oluşturmak.

Eften, püften meselelerle ayrışmak yerine, Kut, Bilgelik, Kengeş, Direnme anlayışı ile bir yumruk olup şeytan ve avanelerinin, düşmanın , dost görünen alçakların, hain ve mel'unların kafalarına inmek üzere en güzel,en kuvvetli,uhuvet esasları içerisinde birleşmek lazımdır.

Şimdi niçin böyle bir yazı diye sormayın dostlar, tabanda tabii olarak oluşan, varlığımızın, istiklal ve istikbalimizin esasını oluşturan cumhur ittifakının arasına nifak tohumları ekme çabalarının ve maalesef bu çabalara göz ucuyla dahi bakmaya meyilli gerekli gereksiz her söze cevap vermek gibi kendine görev zanneden avam,avas tüm herkese, kızıl elma hedefinin önemine binaen söylemenin bir borç olduğu düşüncesiyle paylaşmak istedim.

FİEMANİLLAH 

YORUMLAR

  • 0 Yorum