Dr. Mücahit YILDIRIM

Dr. Mücahit YILDIRIM

EĞİTİM

POPÜLER KÜLTÜRE KARŞI YEREL KÜLTÜR/YERLİ VE MİLLİ SİLAH-SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL MİRAS

23 Aralık 2018 - 18:24

POPÜLER KÜLTÜRE KARŞI YEREL KÜLTÜR
YERLİ VE MİLLİ SİLAH-SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL MİRAS
 
Fransızca kökenli olan Kültür, tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde ortaya çıkarılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları ortaya çıkarmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünüdür. Kısaca bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünüdür.
 
Toplumlar medeniyet inşa etmek, sürdürmek ve gelecek nesillere aktarmak suretiyle kültürel yapıya çok önem verirler. Nasıl ki Türk-İslam medeniyetlerinin oluşmasında ve dünyaya hâkim olmasında kültürel yapı ve ortaya konulan somut ve somut olmayan kültürel ögeler birinci derecede önem arz ediyorsa, diğer medeniyetlere ait kültürel ögeler de o derece önem arz etmektedir. Bu somut ve somut olmayan kültürel ögeler de yeniden medeniyet inşasının tasavvurunda miras olarak bizlerin karşısına çıkmaktadır. Yani önceden inşa edilmiş olan medeniyetin kültürel ögeleri, günümüzde kültürel miras olarak adlandırılmakta olup bir kısmı yaşatılmaya çalışılmakta bir kısmı da yeniden canlandırılmaya çalışılmaktadır.
 
Kültürel miras, somut kültürel miras ve somut olmayan miras olarak iki grupta incelenmektedir. Somut kültürel miras; mimari eserler, anıtlar, arkeolojik sitler, tarihi merkezler, kanallar, köprüler, yel değirmenleri gibi taşınmaz kültürel miras ve resimler, heykeller, arşivler, esi paralar, takılar, müzik aletleri, fotoğraflar, günlük eşyalar gibi taşınır kültürel miras olarak incelenmektedir. Somut olmayan kültürel miras ise müzik, halk dansları, tiyatro, edebiyat, sözlü gelenekler, törenler, şölenler, gelenek ve görenekler, el sanatları geleneği ve geleneksel oyunlar gibi unsurlardan oluşmaktadır.
 
Kültürel mirasın korunması ve yaşatılması tüm ülkeler tarafından önemle üzerinde durulan bir konudur. Çünkü kültür, toplumları ayakta tutan yegâne güçtür. Ülkemiz de kültürel mirasın korunması anayasal güvence ile koruma altına alınmıştır. Tabi ki devlet olarak koruma altına alınan ve yaşatılmaya çalışılan miras olarak daha çok somut kültürel miras olarak söylenebilmektedir. Zira somut olan varlıkların korunması ve yaşatılması, kuralların uygulandığı sürece daha kolay olduğu söylenebilmektedir. Ancak üzerinde durulması gereken ve özellikle cemiyette birlikte yaşayan insanların bu birlikteliklerine bir harç malzemesi olan somut olmayan mirasın korunması çok daha elzemdir. Çünkü insanların birlikte olma kabiliyetlerinin artması sağlayan şey, bu birlikteliği yüzyıllar evvelinde oluşturan kültürel unsurlardır. Özellikle de günlük yaşayışın bir parçası olan ve her türlü sosyal olayın içerisinde kendine yer edinen bu somut olmayan kültürel unsurlar var olduğu ve gelecek nesillere ulaştığı sürece toplumların da var olması ve ayakta kalmasını mümkün kılmaktadır.
 
Günümüzde popüler kültür olarak adlandırılan ve hızlı üretilip hızlı tüketilen kültürel unsurlar, etrafımızı sarmalamaktadır. Özellikle gençlerimize yönelik bir saldırı şeklini alan bu hızlı yaşam ve sonrasında oluşan bu kültür emperyalizmi, kültürün işlev ve misyonundan uzak kalmakla kalmayıp insanları sanal bir dünyaya doğru sürüklemektedir. Özellikle televizyon, internet ve film aracılığıyla küresel boyutlara ulaşan popüler kültür unsurları saman alevi gibi anide ortaya çıkıp yine aniden ortadan kaybolmaktadır. Moda, yeni akım, yeni trend şeklinde reklamsal ifadelerle beyinlere giren ve yönlendiren bu emperyal hareket, adeta gençleri komuta etmektedir. Kendi kültürlerine ait yeme-içme, giyinme, konuşma ve yazma şekillerini tüm dünyaya yayma ve insanları etkisi altına alma çabası içerisindedir. Böylece onlara istedikleri algıyı yaptırıp istedikleri şekilde düşündüren ve onları istedikleri bir yaşam şekline sokan bir güç haline gelmiştir. Bu yaşam şekli ise gençlerin adeta genleriyle oynayarak selam vermeyen-almayan, sosyal ilişkileri son derece zayıf, cemiyetten uzak, içine kapanık, bunalımda ve yaşamdan haz almayan mutsuz amaçsız bir toplum ortaya çıkarmaktadır.
 
Bu saldırıya karşı alınacak en önemli tedbir ve savunma mekanizması ise toplumun kendi yerel kültürel dinamikleri çerçevesinde genç nesle yol gösterecek, onların geçmişle bağlarını kurarak geleceğe doğru yol almalarını sağlayacak, toplumun en sağlam harcı olan kültürel ögelerini nakşetmek olacaktır. Bu nakış devlet kurumlarından sivil toplum kuruluşlarına ve toplumun her kesimince ilmek ilmek işlenmek zorundadır.
 
Türk-İslam Kültürü, somut olmayan kültürel miras açısından son derece zenginlik içermektedir. Üzerinde yaşadığımız coğrafya da bu zenginliği kat be kat artırmaktadır. Dolayısıyla Türkiye, ülkeleri ele geçirme ve yönetme planları doğrultusunda günümüzün savaş taktiği olan bu kültür emperyalizmine karşı koyabilme ve onlara karşı galip gelebilme güç ve potansiyeline sahip önemli bir gücü bünyesinde barındırmaktadır. Her türlü resmi-özel kademeleri ve sivil toplum kuruluşları ile yerel ve ulusal ölçekte kültürel mirasın korunması, genç nesle öğretilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla kamuoyu oluşturulması, yapılacak yerel ve ulusal kampanyalarla projeler geliştirilmelidir. Akademik olarak da sosyal bilimler alanlarında bu konuya yaklaşılmalı ve topyekün bir mücadele içerisinde olunmalıdır. Yerel düzeyde her şehrin veya bölgenin kültürel unsurları araştırılmalı ve ortaya çıkarılmalıdır. Yapılacak çeşitli projelerle popüler kültüre karşı gençlerimize özellikle somut olmayan kültürel unsurlarımızın tanıtımı yapılmalı ve hayata geçirilmelidir. Bu unsurlara gençler arasında yeniden işlevsellik kazanmalıdır.
Belki basit ve sıradan olarak görülerek göz ardı edilen bu sorun, önü alınmadığı takdirde kültürümüzün yok olmasına ve gençlerimizi hiç de bizimle alakası olmayan bir yöne/kültüre doğru sürüklemektedir.
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum