EBRU GENÇ KORKMAZ

EBRU GENÇ KORKMAZ

Edebiyat

KURT KÜLTÜ ve TÜRK KÜLTÜRÜNDE  BOZKURT

29 Eylül 2020 - 05:17


Kült kelimesi tapma, tapınma, dindir anlamına gelir.  Fakat Türk Milleti inanışlarında direkt bir tapınma söz konusu olmamış; bazı canlılara tanrısal özellikler atfedilmiş, kutsal sayılmış ve hatta bu canlılardan Türk Soyu’nun geldiği kabul görmüştür.
Kurt deyince bir Türk ne düşünür acaba?
Bozkurt, Türklerin en kutsal gördüğü hayvanların başında gelmektedir; çünkü Bozkurt güçlüdür, azimlidir, bir düzene ve savaş taktiklerine sahiptir, dayanıklıdır. Türkler için kurtlar; yaşama azmini, savaşma gücünü ve taktiğini temsil eder. Bu yüzden Türk halkı soyunu Bozkurtlara dayandırır, kendilerinin de birer Bozkurt olduklarını düşünürler. Hakanların en güzel vasıfları hep kurtlara benzetilir, hatta onların bir kurt olduğu fikrine itibar edilir.
 
Peki neden Bozkurt? Neden aslan, kaplan vs. değil de kurt? Bunun cevabını Bozkurt’un karakterinde aramak lazım geliyor. Türk ile Bozkurt aslında birçok yönden benziyordu. Bozkurt’un diğer canlılara göre kendine has bir karakterinin olması, bunu o özelliklerin kendinde olduğuna inanan toplumla özdeşleştirmiş, sembolleştirmiştir. Bozkurt sürülerinin teşkilatçı bir sosyal yapıya sahip olmaları, tek eşli olmaları, belli bir hiyerarşiyle avlanmaları, göç etmeleri ve bunu yaparken sürünün en yaşlı ve bilge kişisini kendilerine lider edinmeleri; tutsak edildikleri takdirde kısa sürede ölmeleri, ehlileştirilememeleri gibi pek çok özellik Türklerin Milli Karakterinin muhtevasının ilham kaynağı olmuştur.
 
Hemen hemen tüm destanlarda, birçok efsanede ve hatta hikayelerde karşımıza çıkan kurt motifi, günümüz Türk Halkları için de önemini yitirmemiş, Türklüğün sembolü olarak kullanılmaya devam etmiştir.
 
Eski bir Arap şairi Türkleri yad ederken “Nasl ibn-i dabbat-a bâsil” “YIRTICI KURDUN OĞULLARI” tabirini kullanmıştır. Köktürkler, dişi kurtları “ulu ana” , Uygurlar da erkek kurtları “ulu ata” olarak kabul etmişlerdir. Oğuz Kağan Destanı’nda, Kağan’a çıktığı tüm seferlerde bir gök kurt öncülük eder, Cengiz Han’ın annesi Alanguva’nın da yine gökten nurla inmiş bir kurttan gebe kaldığı ve doğan çocuğun Cengiz Han olduğu anlatılmaktadır. Dede Korkut Hikayeleri’nde Salur Kazan, bir kurtla haberleşir ve yurduyla ilgili bilgiyi o kurttan alır.
 
Türkler ve Bozkurt arasındaki ilgi Süryani ve İslam kaynaklarında da bulunmuştur. Kaynaklar Avrupa Hunları’ndan “KUZEY KURTLARI” diye bahseder. Hun-Wulf (Hun-kurt) diye anılan Avrupa Hunları da kurt kültünü tüm dünyaya Türk adıyla beraber yansıtmıştır. Bu dönemlerde birçok Türk Devleti kendilerini “Börü Budun” “Kurt Kavmi” olarak adlandırmışlardır.
 
Türk destanlarında çeşitli kimliklere bürünen kurtlar; Kimi zaman yol gösteren kurtarıcı bir kılavuzdur Oğuz Kağan Destanında olduğu gibi… Kimi zaman bir anadır emzirir bir Türk evladını ve Türklerin onun soyundan geldiğine inandırır bizi o ana, Türeyiş Destanında olduğu gibi… Kimi zaman da bir atadır ve büyüklüğü yapar nesline, yol gösterir gücüyle ve taktikleriyle Ergenekon Destanında olduğu gibi…
 
Yine yakın tarihimizin Büyük Kumandanı, Ulu Bilge Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk de, Milli Şuuru yeniden şahlandırmak için Bozkurt sembolünü kullanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Devlet Armasındaki Bozkurt’u bizzat Atatürk koydurmuştur. Ayrıca zamanın kağıt paralarında da kurt motifinin kullanılmasını bilinçli olarak sağlamıştır.
Atatürk’ün Türk-Bozkurt ilişkisini yeniden coşturmak için yaptırdığı bir diğer şey de dönemin ressamlarından İbrahim Çallı’ya çizdirmiş olduğu tablodur. Ressamın Ergenekon’dan Çıkış Tablosu’nda da bir kurt Türklere önderlik etmektedir.
  
 
Kahramanmaraş ilimizde bulunan kaleye de “Bayrak Tutan Bozkurt” heykeli yaptıran Atatürk, Malatya Mebusu Dr. Hilmi Bey’e de “Bozkurt Cumhuriyet Marşı” yazdırmıştır. TBMM ‘de de büyük bir Bozkurt Levhası bulunduran Atatürk’ün, bu levha önünde yaptığı konuşmaların fotoğrafları da günümüze ulaşmıştır. Masasında her daim Bozkurt heykeli olan Atatürk, Chp’nin o dönemlerdeki bayrağında ve afişlerinde de Bozkurt sembolünün bulundurulmasını emretmiştir ve İnönü buna engel olana kadar da dönemin parti bayrak ve afişlerinde kullanılmıştır.
 
Bu dönemde Atatürk’ün emriyle çıkarılan sigaranın marka adı “Bozkurt” olmuş, Sivas’ta üretilen ve kullanılan dönemin TCDD lokomotifleri Bozkurt ve Karakurt isimlerini almıştır. Ayrıca Ptt, Atatürk’ün verdiği emirle Bozkurtlu posta pulu bastırmış ve dönemin tebrik kartlarında da Bozkurt amblemi kullanılmıştır.
 
  
 
Türkiye Haritası’nın en tepesinde de Bozkurt çizdiren Atatürk, Türkiye İdman Cemiyeti İttifakı’nın da (TİCİ) amblemi koşan bir Bozkurt olmuştur ve verilen sporcu lisans ve diplomalarında da Bozkurt amblemi olmuştur. O dönem açılan Türkiyat Enstitüsü Ambleminde de yine Atatürk’ün özel isteğiyle “Meşale Tutan bir Bozkurt” çizilmiştir.
 
 
İşte tüm bu bilgilerden yola çıkarak diyebiliriz ki; Türkler için her daim Kurt, Tanrı’nın gönderdiği bir kılavuzdur, savaş taktiği öğreten bir komutandır, güçtür, bağımsızlıktır, akıldır, cesarettir. Türk tarihinin en eski devirlerinde bile kurdun ata tanınmasına rağmen Türklerde totemcilik asla olmamıştır. Yazılı kaynakların bile ulaşamadığı dönemlerden itibaren başlamış olan Türk-Bozkurt ilişkisi, günümüzde de tüm ihtişamıyla Türk Devletleri’nde varlığını sürdürmektedir.
 
Türklerin benimsediği yaşayış tarzını Atsız’ın bir sözüyle özetlemek gerekirse; Olma böyle sinsi çakal yahut engerek, Bozkurt gibi, Kartal gibi dövüşmek gerek !
 
 
 

                                                                                                          EBRU GENÇ KORKMAZ

YORUMLAR

  • 10 Yorum
  • Nurhan dogan
    18 saat önce
    Harikaydı bir solukta okudum ve başarıların daim olsun canim
  • elvan
    1 ay önce
    harika bir yazı
  • EBRU GENÇ KORKMAZ
    4 hafta önce
    Begenmenize çok sevindim Elvan Hanım ❤❤❤
  • Nagihan
    1 ay önce
    Sıkılmadan tek solukta okudum teşekkürler...
  • EBRU GENÇ KORKMAZ
    1 ay önce
    Beğenmenize çok sevindim Nagihan Hanım, keyifli okumalar diliyorum bundan sonraki yazılarımda da
  • Muhsin Durlu
    1 ay önce
    "Kurt" sözcüğü, "t" toprak-taban olarak anlaşılmalı. Kurt av için günde 100 km ve daha çao yol alabilen, dayanıklı ve kararlı canlıdır. "T" sözcüğün yönü yani tümlecidir. "Börü" olduğunda sözcük boynunu-başını göğe uzatıp "ürüyen" canlı anlaşılır. Bu da Tanrı sözcüğüyle, gökle, güneşle bağ***tılıdır. Tanrı sözcüğü gök ve güneş anlamlarını barındırır. Türk sözcüğündeki "K" de yine sözcüğün yönü yani tümleci o*** Küneş (gün) dür. Türkü > Türk
  • Emre
    1 ay önce
    Başarılar dilerim çok güzel bi yazı olmuş... Hayırlı olsun
  • EBRU GENÇ KORKMAZ
    1 ay önce
    Teşekkür ederim keyifli okumalar diliyorum
  • Mustafa a
    1 ay önce
    Çok güzel bir yazı olmuş olmuş
  • EBRU GENÇ KORKMAZ
    1 ay önce
    Teşekkür ederim Mustafa Bey, takipte kalın, diğer yazılarımda da umarım aynı tadı alırsınız