ÇAMURLAŞMAMAK ADINA
Hilmi Koçoğlu

Hilmi Koçoğlu

EĞİTİM- GÜNDEM

ÇAMURLAŞMAMAK ADINA

04 Nisan 2019 - 21:14

     İnsan yapısında boş yere yaratılmış hiçbir şey yoktur. Bu konuda, insanlığın tarihini yazan tek başına insanın yalnız bir özelliği değil, doğrudan doğruya kişinin bütün özellikleriyle bizzat kendisi yazmıştır. Eserini imzalamıştır.

      İnsana inançlar ve idealler uğruna savaşmayı göze aldıran, medeniyetler kurmasını sağlayan, ilim ve sanat alanlarında gelişmeler kaydettiren, icatlar ve keşifler yaptıran, …vb Yaratan’ın insana sunduğu yeryüzünün en şerefli varlığına verdiği güç sayesinde bunları gerçekleştirmektedir. Ama insanoğlu, ne iradesi ne de belirli bir görevi olmayan bu varlık, yeryüzünün çamurlarından sadece bir avuç çamur idi. Sonra Yaratan, kendi takdirine uygun olarak yeryüzündeki hilâfet görevinin yerine getirilmesi için, gerekli gücü vermek için, kendi ruhundan üfledi. Ve o gücü böylece insanoğluna hediye etti.
***
     Yaratan, insanla yaşam arasındaki bağın çok kuvvetli, sağlam olmasını istemiştir. Yaratanın kendi ruhundan üflediği soluk sayesinde, yaşamla evren arasında ne kadar bağlantı kurabilirse o nispette kalitesi artar, kişinin yaşamda icra ettiği rol, kıymet kazanır. Tam tersini de düşünürsek, kurulan/kurulacak olan bir bağlantı problemi olan kişide ise yaşamda önemsiz bir duruma düşer ve kişinin rolü zayıflar.
***
     Kendi varlığında Yaratan’ın ruhunu taşıyan insan, yeryüzünü imar etmek ve geliştirmekle sorumludur. Ancak insanların bir arada yaşadığı cemiyet hayatı, belirli bir nizama bağlanıldığı takdirde düzene girebilir. Aksi halde insan, her an raydan çıkmaya müsaittir. Yaratan’ın özene bezene yarattığı varlık için tasarladığı bir nizam, kurallarını yaratılanın değil, onu Yaratan’ın koyduğu kurallar kaidesinden bahsediyoruz. Deneme yanılmalarla mükemmeli yakalamaya çalışan insanoğlu, kendi içinde taşıdığı ruhun sahibine bir kulak kabartsa, aslında düğüm çözülecek ve yaşanan problemler yok olacaktır. Böylece ideali yakalamak için boşa harcanan emekler de kurtarılacaktır.
***
     İnsan yapısı gereği, muayyen (kesin olarak belirlenmiş, belirli, belli) şeylere bağlanmayı ve bağlandığı şeyleri yapmayı seven bir varlıktır. Aynı zamanda kayıtlardan ve sınırlardan kurtulma ve azad olma arzusu olan hürriyete de kavuşmak isteyen bir varlıktır.
***
       İnsan, bir takım şeyler yaparken zorunlu olduğu için değil, istediği için yapmak ister.

     Yapısı gereği insan, kendi içerisinde zıtlıkları barındıran bir varlıktır. Bir bakarsınız hayal etmeyi, hayal ettiği bir vakte denk gelirsiniz. Küçüklüğünden itibaren zihni yeteneklerini hayal yoluyla geliştirir. Öyle ki insanın hayal gücü, olmayan bir şeyi yoktan var edemez. İsterse bu hayal edilen şey, hayal bile olsa.. Bu fazilet ve değer kokan bilgiler, tamamen realite alanında yer alır. Hayaller ülkesinde kesinlikle yer almaz.
***
     Yaşamı sevmek ve yaşama değer vermek insan bünyesinde, Yaratan tarafından yaratılana verilen, mevcut olan en önemli bir içgüdüdür.
***
     İnsanın varlığını hissettiği sevgi, bütün varlıkların sevgisidir. Bu sevgi, hem fıtri hem de çok derin temellere dayanır. Bu sevgi, nefret duygusuyla birlikte bir denge temin ederek varlığını sürdürür. Ve hiçbir zaman da aşırılığa kaçmaz.
***
    İnsan, kendi yaşamı için, kendi çapında, bir hayat planı çizer. Hareketlerini ve hedeflerini tespit eder, duygu ve düşüncelerini ayarlayarak bunu gerçekleştirir. İnsan bu işlerini fıtratının bir gereği olarak, Yaratan’dan korktuğu kadar, Yaratan’a olan ümidi kadar bunu yapar. Başarmaya çalışır. Kimisi bu derste sınıfı rahatlıkla geçer kimisi de sınıfta kalır. Ne de olsa sınav süreci..Ve neticesi…

    Yaşamımızda çamurlaşmamak adına düşünme ve tefekkür gücüne sahip insanoğlu için ne söylersek yetersiz kalacaktır. Kendi içinde Yaratan’ın ruhunun farkına varıp, fıtratını anlayıp, Yaratana kulak kabartıp, O’na göre hayatını idame ettirenlerden olmamız ümidiyle…
***
     ‘Topraktan geldik, toprağa gideceğiz. Mühim olan, çamurlaşmamak!’  (Hz.Mevlana)