ISSIZLIK DUYGUSUNA GÖMÜLMEK
Hilmi Koçoğlu

Hilmi Koçoğlu

EĞİTİM- GÜNDEM

ISSIZLIK DUYGUSUNA GÖMÜLMEK

14 Ekim 2019 - 22:56

      Varlıklar arasında en belirgin özelliklerden bir tanesi şu şekildedir. Hayvanların sevgisi, tamamıyla içgüdü ile olurken, insanların sevgisi ise bilinçli bir işlem olarak ortaya çıkar.

       Kimi varlıklar, yolunu/hedefini bildi mi kalkar gider gideceği yere ama kimi varlıklar ise öyle değildir. Yaratan kitabında varlıklara defalarca aynı uyarıları yapmasına rağmen, bazı varlıklar yerinden bile kımıldamaz. Ancak ya başına gelen olaylardan ders çıkararak ya da birileri tarafından kendisini ciddi olarak dürterlerse adım atar, ilerler. Aksi halde pasifliği yeğler.

***
       İnsan, herhangi bir yere/yola yönelmenin potansiyelini elde bulundurursa, bir hedefe varmak için çok önemlidir. Çünkü orada bitmez tükenmez aşk vardır, şevk vardır. Kötü olan durum ise, aşktan şevkten mahrum kalmaktır. Aşksız bir hayat, aklımızın ve duygularımızın fiilen iflas ettiğine delalet eder. Bunun neticesinde ise, kalpten akan cümle yığınları iki dudak arasından iflas etmiş bir vaziyette karşımıza çıkar.

      İnsanın içinde gizli olarak var olan, ıssızlık duygusunu ortaya çıkarmak ve hassas organı olan kalpte yer edinmiş ıssızlık çölünü, cümlelere dökebilmek. Böylece belki de bizim bildiğimiz gerçekle, asıl gerçeğin farklı olduğu gün yüzüne çıkabilir. Kafatasımızda dinlenen sınırlı güce sahip organımız, aklımız asıl gerçek olanı kavramaya, anlamaya güç yetiremeyebilir. Hayalini kurduğumuz gerçekle, asıl gerçek belki de birbirinden fersah fersah ırak olabilirler.
***
     Yaratan’ın rızasına uygun, iyi niyet habercisi düşünce ve eylemlerimizle, aynada yansıyan halimiz bunun simetrisi oluşturamayabilir. Özdeş olmama durumunu göremeyecek kadar gözümüz bunu fark etmeyebilir.

    Gerçekler için bizim, bir iç titreten bir serinliğe ihtiyacımız var. Hedefe/yola varmak için sürekli çalışıp çabaladıktan sonra bir nefes alacağımızı, ferahlayacağımızı bilmemize rağmen, iç titreten bir serinliğe kavuşacağımızı bildiğimiz halde, iç dünyamızda bize kaygı veren, koyu, demli, ağırlık veren duyguları, bir türlü üzerimizden atmayı beceremiyoruz. İşe yaramaz duyguları, üzerimizden silkeleyerek atmayı başarabilsek ne mutlu bize.
***
      Hayatımızda yaş arttıkça artık her detay dikkatimizi çekmeye başlar. Kafamızda bir yığın detayın kazındığını, toplandığını görürüz.  Hayata üstünkörü bir bakışla bakmak…Önyargı, alışkanlık, ezbere dayalı,… durumlardan uzak, hedefe varmak için bir hazırlık içerisine girmek. Hedefe varmaktan ziyade, hedef için yapılacak hazırlık, kişiyi tedirgin edebilir. Önceliklerimiz, ihtiyaçlarımız, isteklerimiz… İlk kez ciddi bir mevzu için hazırlık yapmak, bize bahşedilen hayatı ilk kez görüyormuşçasına bir edayla yapmak… Ölüme hazırlık ve ölüm anı… Tek kullanımlık bir hayat elimizdeyken, tercih hakkımız saklıyken bu düşünceleri zihnimizden geçirmek acaba lüks mü?
***
     Bütün varlığın ıssızlığına gömülü olduğu ve her şeyin eninde sonunda bir başına kaldığı, er ya da geç bir özel bir anda öleceği gerçeğini kimsenin değiştirmeye gücü yetmeyecek. Çevremizde, her şeyi olduğu gibi görmeye çalışmamızı öğütleyen kimselere rastlamadık mı? Ve zaten problem, her şeyi olduğu gibi nasıl görebileceğini kestirememekten doğmuyor mu?

     Kendi yalnızlığımızı geç de olsa fark ediyoruz. Acaba ölümün ürperticiliği, insandaki bilinç halinden mi ileri gelir diye garip garip düşüncelere dalar bazen insan. Böylece bu düşüncelerinin ortasındaki yalnızlığını, ıssızlığını daha net olarak görür.

      Hem benliğimizde hem de çevremizde ıssızlık duygusuna gömülmeden, gerçekleri daha net olarak görebilmemiz önemlidir. Hoşça kalın, dostça kalın,  basiretiniz & ferasetiniz ile kalın…

      Selam ve dua ile…