Hilmi Koçoğlu

Hilmi Koçoğlu

EĞİTİM- GÜNDEM

' LİDER ' DEYİNCE

29 Ekim 2017 - 19:34

‘LİDER’  DEYİNCE

     Jackson ‘Bir liderin büyüklüğü inançlarının derinliği, heveslerinin yüksekliği, görüşlerinin genişliği ve sevgisinin menzili ile ölçülür.’ demiştir.

     Temel insan haklarından biri seyahat hakkıdır. Bu hakkı kullanan sürücülerin, yayaların ve hatta yol kenarında ikamet eden vatandaşların şahit oldukları manzaralar karşısında, hak arama mücadelesi verenleri gördüklerinde, rahatsızlıklarını ya da memnuniyetini anlamaya çalışmamız gerekir. Bu, hak arama adına çıkılan bu yolda, farkındalık oluşturmak isteyenleri köksüz ağaca benzetiyorum. Köksüz ağaç ya kurur ya da bodur kalır.

     Evrensel olma adına yollara düşenlere, yerel olmadan asla evrensel olunamayacağını hatırlatmamız gerekir. Tarihin silinmeyen sayfalarına adını yazdırmak ve arkasından insanların onu iyi biri diye anmalarını istiyorsa, o sayfaya hayatta iken güzellikler yazmak ve yapmak esastır. Başkalarının –özellikle dış mihrakların- kalemi ile değil de kendimizin birer bitmez ve tükenmez bir kalem olmamız gerektiğini bilmelerini isterim. Bu güzelim hayatta bir sanat eseri bırakılmak isteniyorsa, yaşanan zamanın o güzelim sayfalarına güzel nakışlar yapmak, iz bırakmak önemlidir.

     Toplumda bazı guruplara, özellikle hak arama karşısında başkalarının hakkını gasp ederek rahatsızlıklarını her fırsatta dile getirenlere, bir kulak vermek gerekir. Her dilin/ifadenin kendine özgü bir tadı vardır. O dili/ifadeyi konuşan vatandaş, toplumun meramını/zevkini yansıtır. Çünkü ifadeler/diller o toplumun aynasıdır.

    Emek hırsızlarının, asalakların, başkalarının kanını emerek beslenmeyi kendine ilke edinenleri bilmek ve onlara dikkat etmek gerekir. Başarılı olmak için yollara düşenler, farkında olmadan her şeyi yapmak için davranışlar sergileyenler, hiçbir alanda başarılı olamazlar. Farklı versiyonlarla toplumun önüne geçip, alkışlanmak, destek görmek, çığ gibi büyümek için eylemler yapanlar, en yakın tarihimizden 15 Temmuz’u unutmuş gibiler. Onlar bu millette bu yürek, bu milli birlik beraberlik olduğu müddetçe hiçbir zaman emellerine ulaşamayacaklar. 2 kere 2’yi daha kavrayamamışlarsa, milletten alacakları derslerin hâlâ bitmediğini ve sürecin devam ettiğini bilmelerini isterim.

     Ülkenin hatta dünyanın gidişatına yön vermeyi kendine ilke edinen liderimiz, hiçbir zaman önyargı gütmeden, sayısız çiçekten derlediği balözlerini bal haline getiren bir arı gibi olmanın heyecanı içerisindedir. Liderimiz, yaşanılan hayatı süzdükten ve hayattan aldığı izlenimlerini, nefsine mal ettikten sonra topluma özgü bir üslupla eser bırakmanın kaygısı içerisindedir.

    Her devrin adamı olmak gerekir. Hayat, haksızlıklar karşısında bir mücadele aracı olmalıdır. İlk insan ve ilk peygamber Hz. Adem’den bu yana hak ve batıl mücadelesi devam etmektedir. Bu dünya hayatının imtihanıdır. Buna rağmen fildişi kulelerinde yaşayan, kendilerini havas, halkı avam gören, günümüz insanının ıstıraplarına kulaklarını tıkayan birilerinden ne topluma ne de insanlığa bir fayda beklentisi içerisine girilmemelidir.

    Eskiden saygın kimseler, devlet yönetiminde söz sahibi kişilerin kolay kolay yanına gitmez, yardımını da kabul etmez ve sıkı sık gidenlere de iyi bakmazlarmış. İnandıkları böyle bir doğruları varmış. Devlet idaresinde yetkisi olan kişilerin sofralarında karın doyuran, eğer bir gün zulüm gerçekleştiği takdirde, zulüm karşısında dilsiz şeytan olmamak ve hakkı söylemek, haykırmak için tedbir amaçlı bu ince düşünceyi hayatına ilke edinmişlerdir.  Bırakın şimdi bu ince düşünmeyi, lokma kapmanın yarışı içerisine girip, takla atanlardan geçilmez olmuştur.

    Bir insanı tanımak için tek bir görüşme ya da bir fotoğraf karesi yetmez. Bu konuda insanları kitaplara benzetiyorum. Ama insanları okumak/tanımak için, dikkatin toplu, zihnin uyanık ve bedenimizin zinde olması gerekir. O insanın geçmişine de bir bakmak gerekir. Kimlerle, hangi sofra ve neler için bir arada bulunduğuna da dikkat etmek gerekir. Özellikle ülkemizin geri kalması ve gelecek nesil için bir enkaz bırakmak isteyen şer güçlerle ittifak için, bir masa etrafına toplanıp, ülkemiz üzerinde oynanacak oyunlara karar veriliyorsa, bu vahim sayfaların herkesin bu kitap sayfasını görmesi ve en iyi şekilde durumu tahlil etmesi gerekir. Bir çoban nasıl güttüğü her bir koyunu tanıyorsa, bizler de o niyette olanları tanımalıyız. Biz de ülkemiz aleyhine çalışan bu zihniyette olanların çobanı olmak zorundayız. Bu tipli kişilerin hiçbir zaman hayatlarında bir ahenk bulamazsınız. Tadı da farklıdır, kokuları da. Her gün değişiklik gösterirler. Akıl babaları tarafından yönlendirildiklerinden dolayı, olaylar ve durumlar karşısında her yaptıkları açıklamalarda ve yaşantılarında tutarsızlıklar görürüsünüz. Tavsiye olarak; sakın sen sen ol, bir gaflete dalıp, onların takdirlerine kanma, tahkire yanma ve dosdoğru yoldan, Hakk’tan ayrılma deriz.

    Bir insan, söyledikleri kadar, söylemesi gerekirken söylemediklerinden de sorumludur. Buna mukabil, tefekkürden yoksun insanlar konusunda uyarmak, bir sorumluluğun gereğidir. Tefekkür; insanın düşünme eylemi, zihnin fikir üretme faaliyetidir. İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli yol ayırımıdır.

    Üslubu berrak bir kaynak su gibi güzel olan lider varken, tefekkür etmeyi dahi bilmeyenlere ne hacet. Konuştuğunda kitleleri coşturan, güven veren lider;  hem manası hem de üslubu güzel olan, zarif bir elbise giymiş bir insana benzer. Bu liderler, kalbinde çekirdek taşıyan bir meyve gibidir. Sorunları da çözümleri de içlerinde taşırlar, kayıtsız kalmayıp çözmek için, topraktan filizlenen bitki gibi bir çabanın içerisindedirler.

      Lider, sorumluluk sahibi bir heykel sanatkârı gibi çekiç darbeleriyle taşın içindeki formu aramaya devam eder. Lider, büyük emek ve sabır isteyen bir işi yaptığının bilincindedir. Hayalinde şekil taşta gerçekleşinceye kadar çalışmaya devam eder, hedefine ulaştığında taşa vurduğu darbeler durur ve işini bitirmenin mutluğunu her kesimle paylaşır.

    Düşünürken hisseden ve hissederken düşünen bir lider; kalbinden, yeteneklerinden yaşadığı coğrafyanın boş sayfalarına Yaratan’ın rızasına uygun, mürekkebi bitmeyecek bir kalemle eserlerini damlatır ve sergiler. Belki bu yetenek tohumu, her insanda bulunabilir ama miktarı her insanda aynı değildir. Tere tohumundan nasıl çam ağacı olmasını beklemiyorsak, yeteneği az olan insandan da lider olmasını beklemiyoruz. Sadece lider olmak isteyen birinin, toplumda insanların gözünde soyut anlatımı yeterli gelmeyecektir. Liderin halkla iç içe olması, insanlarla somut temas halinde olması gerekir. Aksi halde hiç ömründe karpuzun tadına bakmayan birinin, karpuzun lezzetinden bahsetmesi gibi liderliği de abes olur. Zamanla toplumda inandırıcılığını kaybeder.

      Durmaksızın toplumda sadece soyut anlatımı yapan liderler(!), ısrarla yapmaya devam edenler, nadasa bırakılmayan tarlalar gibidir, verimi düşer. Budanmayan ağaç gibidir, ve zamanla çalı çırpıya dönüşürler. Verdiği meyveler artık eski tadı vermez olur ve zamanla da büsbütün kısırlaşırlar. Toplum her seferinde onlardan aynı teraneleri duyduğundan, onlardan artık hiçbir ürün beklemez. Toplumdaki her kesime bakıp, gözlerini anlamakta ustalık kazanamayan liderler, sözlerden, sitemlerden daha çok yürüyüş esnasında karşılaştıkları yüzlerin, gözlerin ne manalar ifade ettiğini anlayacaklardır.

    İnsan, türlü türlü duyguları olan bir varlıktır. Onu sadece kuru akıl bunaltır, hele hele bu sıcaklar da eklenince daha da bunaltır. İnsana sadece kariyer, makam, mal, yetmez. Huzur ve sükûn da gereklidir. Türlü türlü duygularını tatmin etmek için kaynaklar arar. Kalbine tesir edecek, ruhunu karmaşanın zifiri karanlık denizinden dünyanın huzurlu sahiline ulaştıracak, insana kendi özünü hissettirecek bir anlatım sergileyen liderler ararlar. Bulduklarında onların limanına sığınırlar. Bulduk diye sevinip, gerçekler gün yüzüne çıktığında, başka limanlar peşine düşerler. Bu yaz sıcağında, yollara düşenler acaba neyin arayışı içerisindedirler? Hangi akla hizmet eder, hikmeti nedir bilinmez.

    Kitleleri peşinden sürükleyip, ülkeyi çıkmaza sokmayı düşünenler, kapılarını topluma kapatan liderler(!), farkında olmadan kapıları kendi üstüne de kapatmışlardır. Kendisinden, söylediklerinden etkilenmeyenlerin başkalarını da etkileyemeyeceği kesindir. Ruhunun derin dehlizlerinden çıkmayan sözleri, topluma asla can katamaz ve toplumu da yaşatamaz. Önce kendisi inanmalı söylediklerine, hissetmeli ve bunun için de yaşamalıdır. Sözlerinde samimi değilse ve sözleri dış mihraklara aitse zamanla durum tam tersine dönecektir.

    Kendini sürekli yenilemeyen, çaba harcamayan kişiler, kalan ömürleri bitmeden, bitirmiş olurlar. Toplumda artık yaşayan birer ölü gibi davranarak, topluma hayat yerine ölü toprağı serpilmiş bir ortam bırakmanın kendilerine göre haklı gururunu yaşamaya devam ederler.

    Bir lider; sürekli olarak toplumun dilini okuması, izlemesi, düşünmesi, insanları tanıması, olayları irdelemesi, kendini incelemesi gerekir. Hamurun bile yumruklanıp kıvamına geldikten sonra, ateşte kıvranarak, nefis bir ekmek olmak için nice süreçlerden geçtiğini bilmekteyiz. Bir liderin oluşumu da kolay değildir, bunu da siz düşünün. Sadece basit bir operasyonla ya da perde arkasındaki güçlerin ısmarlaması ile birileri toplumda lider(!) olabiliyorsa, biliniz ki toplumda hiçbir zaman amacına uygun olmayan hizmetler görülemeyecektir.

     Bir lider; toplumda bir eser üretmek istiyorsa, sıcak bir zamanda zamanını yollarda geçirerek toplumu için bir eser üretemez. Bir arıyı düşünüp, kovanın mahremiyetinde bal yapan arı gibi olmaya özenmediği müddetçe, hiçbir zaman eser üretemez. Eser yerine çıksa çıksa art niyetli olan ülkelerin/gurupların/insanların hoşuna gidecekleri korkunç bir manzara çıkar. Toplumda değerli eserler nakşeden kalem yerine, mürekkebin kuruduğu kalemin bıraktığı yerde, mürekkep yerine o temiz sayfalara kan/şiddet aktığını görürüz. O zihniyette olanlar kandan nemalananların sevindiği, arzuladığı bir ortam oluşturmuş olurlar. Yaratan’ın onlara hiçbir zaman fırsat vermemesi için, yeni nesil hem dua etmekte hem de ülke adına ciddi adımlar atmaktadır.

    Hayatın en anlamlı renklerinden biri; toplum için yapılan eylemleri okumaktır, anlamaktır. Dünyamız ve ülkemiz aleyhine, şer odaklarınca perde arkasında yazılan senaryoların oyunlarını okuyan, anlayan ve gücü yettiğince bozan bir güç olmamız ümidiyle… Ne mutlu o çirkef oyunları bozan liderlere… 

YORUMLAR

  • 0 Yorum