Hilmi Koçoğlu

Hilmi Koçoğlu

EĞİTİM- GÜNDEM

'SÖZ' ÜMÜZ SÖZ

24 Mayıs 2018 - 21:14 - Güncelleme: 24 Mayıs 2018 - 22:08

    

   İnsanın, hem Yaratan’a hem de diğer insanlara yönelik -iletişim amaçlı- harcadığı ‘söz’lerin bütünü, şerefidir, namusudur, imzasıdır. İnsanın içinde bulunduğu şartlar değişse de/değişmese de hiçbir zaman insan söylediği ‘söz’ler karşısında eğilip bükülmemeli, şekilden şekle girmemelidir. Çünkü insanın ağzından çıkan ‘söz’ler, insanı insan yapan bir değerdir.

    İnsan münasebetinde düşünme eyleminden sonra gelen ikinci önemli öğe, kullandığı ‘söz’lerdir. Bu konuda Hz.Ali, bizleri uyarır ve ‘Söz verirken acele etme. Çünkü söz namustur.’ der.

    Dil, insanın terazisidir, ilim ehli ile cahilin ayırt edicisidir. Çünkü kişinin kıymeti dilinin altında gizlidir.

    İnsanı ‘söz’ açığa vurur ve dilin Yaratan’a karşı sorumluluğu da vardır. Aynı zamanda ‘Verilen söz, vaktinde verilmesi gereken bir borçtur.’(Hz.Ali)

    İnsanın kendi benliğine ait ‘söz’leri, adeta bir nefes gibidir, ruh gibidir. İnsanın toplumda harcayacağı ‘söz’ler, o yüzden anlamsız/gereksiz yere tüketilmemelidir. İnsanın hayatta boş yere harcayacağı bir ‘söz’ü olmamalıdır.

***

    Tarih boyunca yapıcı olmayan, sürekli yıkıcılığı kendine şiar edinen toplumlar er ya da geç yıkıma uğramışlardır. Ama ‘söz’e önem veren, bilim ve sanat vb. gibi alanlarda kendini geliştiren insanları koruyan ve onlara değer veren toplumlar ise sürekli yükselmişlerdir. İnsana verilmesi gereken değeri vermeye çalışanlar, yükselişin zevkine varmışlardır. Nitelikten yoksun ve sadece üstün ırk gibi değerlerin peşine düşen insanlar ise, yerle bir olmuşlardır. Tarihe kara bir leke olarak yazılmışlardır.

***

    Ülkemizi dış etkenlerle yenemeyen düşmanlarımız, uzun yıllar boyunca onu içten içe yenme yöntemlerini kullanmışlardır. Toplumdaki insanların fikir dünyalarını kirletmekle, kültür ajanlarıyla, kültürel bombardımanlarıyla insanımızın dinine, imanına, inancına odaklanarak toplumu içten içe kemirmeye başlamışlardır.

   ‘Hakk Teâlâ’nın kullarını süslediği zinetlerin en güzeli akıldır.’(Hadis) Aklımızı kullanarak kimin dost kimin düşman olduğunu bilmemiz gerekir. Aksi halde yaşadığımız çağda, çoğu zaman düşman kendisini aleni olarak göstermeyecektir.

    Unutmamalıyız ki, düşmanı olmayan dostunu bulamaz. Dostu bulmak için düşman(lar)a dikkat etmemiz gerekir. Çünkü günümüzde düşmanlar o kimselerdir ki, şeref-namus-imza saydığımız dili/’söz’ü ile dostluk gösterirler, ama gönülden düşmanlık semtine uğrarlar. Onların aldatıcı tavırları vardır. Mümkün olduğunca onların şerlerinden selamet bulmak istiyorsak, bu tiplerden ırak durmalıyız. Feraset sahibi olan insanlar, bu düşmanların gizli planlarını rahatlıkla görebilirler. Çünkü feraset, zihnin kalp dergâhına hücumudur. Feraset, gönülde eşyanın hakikatini aydınlatan bir ışıktır.

***

    İnsanlar arasında kurulan ilişkilerde üretilen fikirlere / ‘söz’lere, fikirlerle / ‘söz’lerle mukabele edilmelidir. Böylesi bir ortam, medeni ölçüler içerisinde olmalıdır. Toplumda fikrini / ‘söz’ünü cesurca söyleyene, inancını hiçbir baskı altında olmaksızın rahatlıkla açıklayana teşekkür etmeliyiz. Çünkü günümüzde bu insanların sayıları çok azdır. Art niyet olmaksızın sarf edilen bu ‘söz’ler, tarihe mal olabilecek nitelikte temizdirler. Kalbi ayrı, aklı ayrı, dili ayrı olanlardan olmamak önemlidir. Söylenilen ‘söz’ün iç ile dış ahengi ancak, küpün içindekini dışına rahatlıkla sızdırdığı vakit ortaya çıkacaktır. Ve o ‘söz’ler, toplumda daha etkilidir ve kalıcıdır. İçi başka dışı başka insanlardan olmamak esastır.

***

    ‘Söz’ deyip geçmemek gerek. İnsan, zihninin içinde kaybolacağı endişesiyle düşünmemeyi yeğlememelidir. Aksi halde kendi içinde kaybolur, gider. Ama asla bundan kendini kurtaramaz ve düşünmekten de alıkoyamaz. İnsan bunu en güçlü şekilde inkâr eder, durur. Çünkü yüzleşmek o kadar da kolay değildir. Cesaret ister. Yüzleşmek isteyenlere verdiği ‘söz’ü hatırlatırız. Kâlû belâda, Ruhlar âleminde Yaratan’a ‘söz’ verip vermediğini düşünmesini isteriz. Verdiğimiz ‘SÖZ’lerimizi (‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?’ sualine karşılık ‘Evetttt…’ diyerek yanıt niteliğindeki ‘söz’ümüzü) unutmamamız dileğiyle….

***

‘İnsanın onuruyla arasında çok ince bir tel vardır, o da sözdür.’ (Theodre Simon)

‘İnsan bir ağaca benzer, kökü, ahdinde durmaktır.’ (Mevlana)

‘Üç şey geri gelmez: Atılmış ok, söylenmiş söz ve geçip giden zaman.’

YORUMLAR

  • 0 Yorum