İzzet IRMAK

İzzet IRMAK

KÜLTÜR - SANAT

Bu kahramanlara teşekkür edelim!

05 Mayıs 2020 - 10:49


(Ramazan Günlüğü 12)

***

Tiyatroyu sever misiniz? Kim sevmez ki. Eğlenceyi herkes sever. Sadece eğlence mi tiyatro? Elbette değil. Eğlendirirken düşündürür, düşündürürken farklı dünyaların kapısını açar, bizi alıp başka diyarlara götürür.
Ben tiyatroyu çok severim. Fırsat buldukça da izleme giderim. Bugünlerde değil tabii. İnşallah en kısa sürede tekrar her şey normale döner de…

Bazı seneler, öğrencilerimle birlikte tiyatro oyunu hazırlar sunarız. Sizin yarım saat, bilemedin bir saatte izlediğiniz oyunlar nasıl hazırlanıyor, biliyor musunuz?

Ekimde başlar, mayıs ayına kadar her hafta en az altı saat çalışırız. Diksiyon çalışmaları, oyuncu seçmeleri, oyun yazımı ve tespiti, ezber çalışmaları, kostümler, repliklere uygun hareketler, sahne, dekor, provalar, provalar, provalar…

İşin arkasında çok büyük emekler var anlayacağınız.

Bugünlerde biz evlerimizde oturuyoruz ya. Oturduğumuz o evlerin, apartmanların nasıl yapıldığını hiç düşünüyor muyuz? Kim bilir kaç işçi ter dökmüştür beton kalıplarını çakarken, duvarlarını örerken, sıvasını, badanasını boyasını yaparken… O boyaların fabrikalarında çalışanlar, onu taşıyanlar, o renkleri tasarlayanlar… Duvarımızdaki tuğlanın üretiminde ömür tüketenler, çimento fabrikalarında çalışanlar…
Ev yapıldı da bitti mi? Bitmedi elbette. Elektrik, su, doğalgaz, kömür, odun gibi temel ihtiyaçlar, kullanımımıza ulaşana kadar kim bilir kaç insanın çalışması, gayret sarf etmesi gerekiyor. Bir saat elektriğimiz kesilse hemen telefona sarılıyoruz ya, o arızaları gidermek için yağmur çamur demeden en ücra noktalara ulaşan ustalara ne demeli… Sularımızın sıcak soğuk tertemiz akmasının ardında ne büyük zahmetler vardır kim bilir…

Nasılsa evdeyiz, canımız lahmacun istedi. Bir telefonla ulaştığımız fırının yapımında, işlemesinde kaç insan gece gündür demeden ter döküyor. Daha güneş doğmadan gelip fırını yakan çırak, gece yarısından hamuru hazırlayan usta, içi hazırlayan eleman ve en nihayetinde o lezzetli paketi kapımıza getiren kurye. Zaman zaman sokaklarda gördüğümüz ama hiç önemsemediğimiz, arkası kapalı sepetli kuryeler, bize o güzel yiyecekleri sıcak sıcak yetiştirebilmek için bazen hayatlarını bile tehlikeye atıyorlar.

Bu korona illetinde hepimiz kendimizi korumak için evlerimizden çıkmaya cesaret edemezken, bizim için gece gündüz demeden çalışan sağlık görevlileri; doktorlar, hemşireler, sağlık memurları, hastanedeki diğer görevliler. Düşünsenize, biz hasta birinin bulunmasının düşük ihtimal olduğu yerlere bile gidemezken, onlar neredeyse tamamı hasta olan insanlarla sürekli beraberler. O bulaşıcı hastalığın onlara bulaşma riskini dikkate almadan gece gündüz çare bulmaya çalışıyorlar.

Biz güvende olalım, kötü niyetli kişiler bize bulaşmaya cesaret edemesin diye gece gündüz eli tetikte görev yapan polisler mesela. Bir telefon açmanız yeterli. En kısa sürede yanınızda bitiveriyorlar. Özelikle bugünlerde yaşlı bir teyzenin pazar alışverişinden tutun da, bir dedemizin maaşının çekilmesine kadar her işe koşturan polisler ne zorluklarla ne tehlikelerle karşılaşıyorlar her gün.

Ya askerlerimiz… Kimimizin babası, kiminin abisi, kiminin çocuğu kiminin akrabası kısacası bizim çocuklarımız olan o kahraman askerler; sınır boylarında karda, kışta, yağmurda, çamurda durmadan dinlenmeden nöbet tutuyorlar. Biz evlerimizde, şehirlerimizde güvende olalım diye canlarını siper ediyorlar, etten duvar örüyorlar vatanın etrafında. Elimize iğne batsa acısından dünyayı karanlık görüyoruz değil mi? Onlar ise canlarını ortaya koya koya görevlerini yapıyorlar.

Hangi birini sayalım ki.

Bu koronalı ramazan günlerinde ihtiyaç sahiplerine yardım dağıtmak için oruçlu halleriyle kapı kapı dolaşan vefa destek grupları, gıda sıkıntımız olmasın diye tarlada emek veren çiftçiler, derslerimizden geri kalmayalım diye çeşitli yollarla bize ulaşan öğretmenler, posta görevlileri, kargo elemanları, temizlikçiler, çöpleri toplayan çöpçüler…

Biz evlerimizde rahat oturalım diye ne kadar da emek veren varmış arka planda değil mi? Tıpkı tiyatro gibi. Sahneye gelene dek ne kadar emek veriliyorsa bizim de rahatımızın arkasında çok büyük emekler var.
Demem o ki bunları bilelim. Onlarla her karşılaşmamızda onlara tebessümle teşekkür edelim. Minnet duygumuzu ifade edelim.

Ramazan ayı farkındalık ayı. Nasıl ki aç kalınca gıdanın değerini fark ediyorsak; bizim rahat etmemiz için çalışan insanları da fark edelim. Onların da birer kahraman olduğunu unutmayalım. Üstelik zor zamanda yanımızda olan, asıl kahramanlar!

***
İzzet Irmak
#ramazangünlüğü www.izzetirmak.com
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum