Tabip sen elleme benim yaramı!
İzzet IRMAK

İzzet IRMAK

KÜLTÜR - SANAT

Tabip sen elleme benim yaramı!

16 Nisan 2019 - 15:13


Bir ara çok gündem olan ve değişik şarkıcılar tarafından da dillendirilen, sözleriyle akıllarda kalan bir türkü vardı. Yanlış bilmiyorsam Âşık Fakir’e ait bir eser idi. Asıl adı Rıza Karahan olan Âşık Fakir; Sivas/Kangal doğumlu.

Amacım, eseri yorumlamak değil tabii. Eserin bazı sözlerinden yola çıkarak içimde kangren olmaya başlayan bir yarayı dile getirmek.  O yaralar ki beni her an yaralar…

Tabip sen elleme benim yaramı
Beni bu dertlere salanı getir
Kabul etmem bir gün eksik olursa
Benden bu ömrümü çalanı getir
Git ara bul getir saçlarını yol getir (Aşık Fakir)
 
Benim yaram olmasın da kimin yarası olsun.

Sen gel bin yıl dünyaya nizam ver, adalet dağıt, Ortadoğu gibi bir coğrafyada barışı tesis et; son yüz yılda gücü elinde bulunduran medeni(!), demokrat(!), insancıl(!) batı ise; bu sürede dünyanın düzenini bozsun, adaleti güçlülerin oyuncağı yapsın, Ortadoğu başta olmak üzere dünyayı ateşe versin… Sonra da utanmadan ve yüzleri kızarmadan bize insanlık dersi vermeye kalksın.

Bu konuda epey yazı yazdık. Malum…

Hadi onların bir amacı var. Dünyayı sömürge haline getirip küçük bir azınlığın kölesi haline getirmek istiyorlar. Onun için de kendilerine engel olan herkesi yok ediyorlar. En büyük düşman ise Türkiye. Sonuçta dünyanın yarıdan fazlasını yönetme tecrübesine sahip kodları var. Üstüne üstlük kendilerine kafa tutan “dünya beşten büyüktür” diyen bir lideri de var. Bu onlar için tehlike çanları demek.

Peki, bizden görünümlülere ne oluyor?
Tabipler Odası, Mimarlar Odası vs…

Elbette ki bu ülkede herkes fikrini söyleme hakkına sahiptir. Hatta en ağır eleştiriyi de yapabilir, yanlış gördüğü bir işin doğrusunu da önerebilir.

Ama özellikle bu iki kuruluş, her zaman batılıların içimizdeki borazanları gibi kulak tırmalayıp duruyorlar.

Evet, insan eleştirir ama ülke menfaati söz konusu olduğunda da birleşir. Ülkesini savunur. Bunlar neredeyse, batı gelsin ülkemizi işgal etsin, diye dua ediyorlar.

“Neredeyse” ifadesi fazla mı oldu acaba...?

Şimdi yaptıklarını tek tek saysam bitmez ama Tabipler Odası’nın (Başına “ Türk” gibi şerefli bir ibareyi eklemek içimden gelmiyor maalesef) son yaptığına ne demeli?

Bir afiş hazırlamışlar. Sözde bir panel afişi. Panelin başlığı “Cinselliğin Farklı Yüzleri”…
Güzel, bunlar önemli konular. Sanırsınız ki bunlar tabip, cinsel sağlık ve temizlik konusunda toplumu aydınlatacaklar. Ama nerdeee… Afişin orta yerinde kocaman bir slogan: “CİNSELLİĞİ HASTALIKLARDAN KORUNARAK SAĞLIKLI YAŞAMAK” yazıyor. Bunda ne var, diyebilirsiniz. Haklısınız. Ama onun hemen altında üç adet sembolik figür var:

Birincisinde el ele tutuşan iki erkek, ikincisinde el ele tutuşan bir kadın bir erkek, üçüncüsünde ise el ele tutuşan iki kadın…

Ortadaki de tamam. Şimdi lütfen ellerimizi vicdanlarımıza koyalım. Konu sağlıklı cinsellik ve el ele tutuşan iki erkek ile yine el ele tutuşan iki kadın figürü… Bu da mı normal?

Alenen LGBTİ reklamı olduğunu anlamamak için her halde saf olmak lazım.

Allah aşkına, hadi dini değerleri hiç hesaba katmayalım, erkek erkeğe ilişkinin sağlık açısından ne kadar tehlikeli olduğunu bilmeyen adama bilim adamı denir mi? Bu konuda yüzlerce binlerce bilimsel makale ve çalışma var üstelik.

Adamlar hem ülkenin sağlığından sorumlu olacak hem de insanlara hem bedensel hem de ruhsal tehdit oluşturacak önerilerde bulunacaklar.

Bu yazıya hazırlık yaparken, tabipler odasının internet sitesini inceledim. Ana başlıklar, DİSK ve KESK ile ortak bildiriler, aşırı sol örgütlerle ortak eylem kararları falan. Sanırsınız ki burası DHKP-C nin propaganda sitesi… Sağlık, sıhhat hak getire…

Yine az önce sosyal medya hesabımdan yaptığım bir paylaşıma yorum yapan mimar arkadaşım değerli Bülent Arkan, bunlardan dert yakınınca, dayanamayıp sordum; mimar ve tabiplerin çoğunluğu böyle mi ki yönetime hep bunları seçiyorlar, diye.

Arkadaşımın verdiği cevap beni oldukça üzdü maalesef. Bunlar aslında azınlık. Oraları zamanında ele geçirmişler. Sistemlerini kurmuşlar. Çoğunluğu vatanını milletini seven mimar ve tabipler de yönetime talip olmayınca bunlar istedikleri gibi at oynatıyorlar.

Oldu mu şimdi?

Arkadaş, vatanın önemli bir kalesini ne diye bunlara terk ediyorsunuz ki? Bunlar çıkıp sizin adınıza her türlü gavlurluğu yapıyorlar da siz neden itiraz etmezsiniz. Sükût ikrardan değil midir?
Vatanı savunmak sadece silahla mı oluyor?

Silah demişken, aynı sosyal medya paylaşımıma başka bir yorum yapan değerli bir ağabeyim, Emekli Subay, tam bir vatan millet sevdalısı Sayın Hüseyin Kılbaş aynen şöyle demiş: “Türk Tabipler Odası ile Türk Mimarlar ve Mühendisler Odası, Çanakkale Cephesinde İngilizlere lojistik destek veren Siyon Katırcı Birliğinin bu günkü versiyonu”

Daha ne diyeyim ki… Yazımın ve yaramın özeti olmuş.

Yazsam kitap olur ya arif olana bu kadar kâfi âcizane kanaatimce.

Velhasıl bu yaram derin mi derin.
Derinlerden kaynar zalim bir irin
İrini besleyen rüzgârlar hain
Tabip sen elleme benim yaramı
 
Türk Tabipler Odası, hele sen hiç elleme benim yaramı…
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum