TAVSİYE EDERİM! BU FIRSATI KAÇIRMAYINIZ 
Kübra ÜLKÜ

Kübra ÜLKÜ

İSLAMİ

TAVSİYE EDERİM! BU FIRSATI KAÇIRMAYINIZ 

23 Ağustos 2019 - 08:05


İnşaallah ben katılacağım DUA BUYRUNDA  MUVAFFAK OLALIM İnşaallah 

"Allah Teala bu ümmetin üzerinden musibetleri Hadis ehlinin seyahatleriyle kaldırır."(İbrahim b. Edhem)

Hadis Kıratı şifadır
İbrâhîm er-Ramâdî rahatsızlandığında:
 “Bana ehl-i hadîsi çağırın” der; hadîs ehlinden  geldiğinde de onlara: “Bana hadîs okuyun” derdi. 
Mustafa Celil Altuntaş kaleme aldığı  "Osmanlı İlim Geleneğinde Buharihanlık” isimli makalesinden  BUHARİ HATMİ ile alakalı enfes bilgiler edindin birkaç iktibasta bulunuyorum tamamını Mustafa Celil Altuntaş, "Osmanlı İlim Geleneğinde Buharihanlık" (Hadis Tetkikleri Dergisi ) veya elektronik adresten okuyabilirsiniz. 
http://isamveri.org/pdfdrg/D02568/2010_1/2010_8_1_ALTUNTASM.pdf   

OSMANLIDA SAHİH-İ BUHARİ HATMİ
  Fas, Mısır gibi Kuzey Afrika ülkelerinden sonra Endülüs alimleri tarafından da Buhari'nin hıfz edilirdi.  534/1139 Ramazanında,  Endülüs/İşbiliye'de toplu halde ilk defa Sahih-i-Buhari hatmine başlanmıştır. 
  Ayrıca 1798'de Ezher Camii'nde Napolyon Banapart'ın şehre girmemesi dileğiyle, 12 Eylül 1902'de yine aynı yerde kolera tehlikesi sebebiyle Sahih-i Buhari hatmedildiği, Balkan Savaşının başladığı günlerde ise Ezher şeyhi Osmanlı ordularının zaferini niyaz etmek maksadıyla ileri gelen alimlerden kıbleye yönelerek Sahih-i Buhari okumuşlardır.
Kuzey Afrika'da üzerine yemin etme, hatimler ve merasimler yapma, Endülüs' e intikalini sağlayan rıhlelerde bulunma, afet ve savaş zamanlarında teberrüken okunma gibi tezahürleri görülen Buhari-i Şerif Okuma geleneği daha sonra Osmanlı döneminde de halk arasında ilmi çevrelerde ve devlet nezdinde daha kuvvetli bir şekilde benimsenmiş ve devam ettirilmiştir.
  İslam’ın ilk yıllarından başlayan camilerde ders verme geleneği Osmanlıda’da aynen tatbik edilmiş.  Bazı kitaplar Camilerde okutulmuş ve hatta ve bunlardan icazetler verilmiştir. Medresede okutulan ilimler burada halka arzedilmiş Cami dersleriyle birçok insan yetişmiştir.
Camilerde en çok okutulan kitaplar :
Buhari-i Şerif, Şifa-i Şerif ve Mesnevi-i Şerif
  Bu üç kitab’ı zikrederken “şerif (kıymetli) denilmesi dahi bu kitaplara ne kadar değer verildiğinin başlıbaşına göstergesidir.
  Bu kitapların en yaygın olarak okutulan Buhari Şerif’tir. Medreselerle birlikte camilerde de okunan Buhari-i Şerif, daha sonra türbeler ve tekkelerde okunmuş, ayrıca kıtlık, zelzele, harp, salgın hastalık gibi kötü sıkıntılı zamanlarda da teyemmünen ve teberrüken okuma geleneği yaygınlaşmıştır. Bu gelenek ordu başta olmak üzere birçok devlet kurumunda da devam ettirilmiştir. 
  Osmanlıda Buhari-i Şerif tedrisi sünnetin intikalini sağlamış bu bağ ile toplum sünnetin doğru olarak anlayıp sünnet eksenli yaşamıştır. 
  Buharihan, diye anılan ve Sahih-i Buhari okutan alimler her devirde toplum içinde büyük itibar görmüştür. Buharihanlık görevini ifa edenler hediyelerle ve nişanlarla da taltif edilmişlerdir. 
  Kendisine gösterilen bu ihtimam neticesinde toplumda çok büyük ölçüde yaygınlaşan Buhari-i Şerif okuma geleneği Osmanlı döneminden önce de Osmanlıda da,  zamanla, onu hatim olarak okumak şekline dönüşmüştür.  

BUHARİHANLIK VE ŞARTLARI
  Osmanlı sarayında özel bir odada saklanan Hırka-i Şerifin yanına bir de Buhari-i Şerif koyulurdu. Bu derece Buhari’ye değer veren ecdad onun okunmasına da ayrıca önem vermişlerdir.
  
   Sahih Buhari hatmi olarak, ders olarak okutulmasının dışında bir de her dersin başında teberrüken okunması Fatih’in Sahn-ı Seman medreselerindeki vakıf şartlarından biri idi. 
  Osmanlı ilim geleneğinde camilerde ders verme yetkisi, dersiam efendilere ayrı bir imtihanla veriliyordu. Bu irntihanı kazanan dersiam efendiler camilerde talebelerine tefsir, fıkıh ve hadis kitaplarını okutuyorlardı. Cami dersleri olarak yaygınlaşan Buhari okuma geleneği aynı zamanda bu dersi veren dersiam efendiler tarafından başta türbeler olmak üzere muhtelif mekanlarda hatim olarak da okuna gelmiştir. Aslında türbelerde yapılan merasimlere hatirn dendiği gibi camilerde okunan derslere de hatim denilmiştir. Zira burada da kitab baştan sona bitirilip hatmedilmektetir. Buhari Şerif’i okuyacak kişiler dersiamlar arasından seçiliyordu. Dersiam olabilmek için de belli şartları haiz olmak gerekiyordu. Bunların başında da medreseden mezun olmak şartı vardı. Daha sonra ehliyetini ispat edenler dersiam olabilme hakkını elde ediyorlardı. Buharihan olmak için arzuhal yazan zevattan liyakat sahibi olduğunu ispat edenlere bu görev tevcih ediliyordu. 
  Buhari okuma geleneği liyakatli ellerde kalsın için devlet bu konuya ayrı bir önem vermiştir. Osmanlı Döneminde ulemamn vazifeli olduğu cihetler genellikle babadan oğula geçmekteydi. Ancak Buharihanlık ve Şifahanlık  böyle değildi. 
   
OSMANLIDA BUHARİ NERELERDE OKUTULUYORDU?
  II. Abdülhamid'in saltanatının (1876-1909) ortalarına kadar dersiamlık imtihanları yılda bir defa açılırken daha sonra teşkil eden bir heyetin medreselerde belirli aralıklarla imtihan yapması, bu şekilde yılda on beş kişiye bu unvanın verilmesi usulünü benimsendi.
  Huzur-ı Hümayun derslerine katılan yaklaşık yirmi kadar zevatta aynı zamanda Buhari-i Şerifi de camilerde okuttu.
  Bunlardan Arabgirli Abbas Efendi, Fatih Camii Şerifi'nde salı ve cuma günleri hariç diğer günler caminin Akdeniz kapısı kısmında minberin sağ tarafındaki müezzin mahfilini altındaki demir parmaklık içindeki şebikede Buharİ-i Şerif okuturdu. Bu toplantıda heyet reisi ile beraber on kişi olurlar idi. Abbas Efendi bu heyetin reisi idi. Hoca Efendiler önlerinde yeşil çuha örtülü rahleler üzerine Buhari-i Şerif kitaplarını açıp okurlardı. Bu heyet salı ve cuma günleri de Sultan Selim Camii'nde Buhari-i Şerif okurlardı.
  İstanbul'un bütün selatin camilerinde Buhari-i Şerif devlet eliyle kontrol edilerek okunma imkanı bulmuştur. Ayasofya Camii ve Kütüphanesi, Fatih Camii, Süleymaniye Camii bunların en önde gelenleridir. İstanbul'un dışında Başta Haremeyn' de olmak üzere Kerkük'te, Bağdat'ta, Şam'da, Sivas'ta İzmir'de ve Bursa'da bulunan camilerde ve türbelerde Buhari-i Şerif okunduğu kayıtlarda bulunmaktadır. 
  SAHİH-İ BUHARİ İLE TEVESÜL
Napolyon’un Mısır’a çıkarma yaptığı 1213 (1798) tarihlerinde Osmanlı’nın askeri olarak mağlubiyetler yaşamaya başladığı dönmelere rastlayan bir 8786  numaralı bir  Hatt-ı Hümayun’da bu zor günlerden ve bu günlerde manevi olarak ne tür bir yardımlara tevessül edilebileceğinden bahsedilmiştir. Belgenin kısa bir bölümünü aynen geri kalan diğer kısmını sadeleştirilmiş olarak aktaralım. Şöyle:
"Şevketlü Kerametlü Mehabetlü Kudretlü Veliyy'ün-nimetim Efendim Padişahım Gerek def' -i şurür-ı a'da ve muhafaza-i bilad ü inha ve gerek te'diye-i umur-u şetta'da nusret u tevfik yalnız esbab-ı zahireye teşebbüs ile müyesser olmayup tevcihat-ı batıniyye ve havassı Kur'aniyye ve ehadis-i Nebeviyye ve zebh-i karabin ve tasdikat ü ifa-yı merasim müberratta kati çok faide ve te'sirat olduğu ve bunlar  calib-i i'anet Rabb-i izzet olageldiği ve nice sa'b olan umuru bu misillü ruhaniyete teşebbüs ile karin-i suhulet olduğu bi't-tahrir zahir olan keyfiyattan idüğii ma'lum-ı hümayunlarıdır. “
            Bu belgede  devletin zor bir dönemde bulunduğu, bu zor dönemlerden kurtulmanın sadece zahiri sebeblere bağlı olmadığı, Kur'an ve hadislere bağlılığın gösterilmesi ve kurbanlar kesilerek fakirlere sadakalar dağıtılmasının gerekliliği belirtilmiştir. Bunların Allah Teala'nın yardımını celbettiği ve zorlukların kolaylıklara dönüştüğü söylenmiştir. Sabıkan Enderun-ı Hümayun Hazine Kethüdası olduğu belirtilen bir zat kendisine sulehadan bir zatın gelerek, "Böyle vakitlerde Buhari-i Şerif kıraatinde çok faide vardır" diyerek, bu zamanda bu işin vacib mertebesinde olduğunu söylediğini belirtmiştir. Bu durumun daha öncede Medine-i Münevvere'den gelmiş Tayyipzade Efendi ve birkaç hoca efendinin cem'iyle yapıldığı ve o zaman birçok faydanın görüldüğü belirtilmiş, şimdi ise Topkapı Sarayı'nda bulunan Hırka-i Şerif Dairesi'nde birkaç zat marifetiyle on günde Buhari-i Şerif hatminin uygun olacağı söylenmiştir.
           Bu belge Buhari hatminin bir araya gelen kişilerin sırayla okuması şeklinde yapıldığı görüşünü destekler mahiyettedir. Ayrıca on kurban kesilerek fakirlere dağıtılması ve altı yüz kuruşun tasdikinin uygun görüldüğü belirtilmiştir. Buhari hatminin yanına bir de yirmi beş bin Ayetü'l-kürsinin 25 kişiye bir araya gelinerek biner adet okutulmasının ve bunlara atıyye verilmesinin uygun olacağı belirtilmiştir. 
İSTANBUL’DA BUHARİ ŞERİF OKUNAN MEKANLAR
    Buhari-i Şerif okunan mekanlar; Nuruosmaniye Camii, Ayasofya Camii, Bab-ı Fetva, Hamidiye Türbesi, Nakşıdil Valide Sultan Türbesi, Valide Camii, Beşiktaş Camii, Fatih Camii, Mecidiye Türbesi, Sultan Mustafa Türbesi, Hırka-i Saadet Camii' dir. Hamidiye türbesi ve Sultan Mustafa türbesi gibi  bazı yerlerde Buhari-i Şerif kıraatının yanısıra Müslim-i Şerif de kıraat edilirdi.

BUHARİ ŞERİF, DELAİL-İ HAYRET VE SULTAN II. ABDÜLHAMİD 
  Sultan II. Abdülhamid Yıldız Sarayı'nda ve Mabeyn-i Hürnayun'da yaptırdığı gibi azledildikten sonrada Buhari Şerif okuyup, hatim yapmayı devam ettirdi. Zamanın büyük bir kısmını Kur'an-ı Kerim, Buhari-i Şerif, Şifa-i Şerif, Delail-i Hayrat gibi dini kitaplar okuyarak geçirdi.
  Keza  o I. Dünya Savaşı başladığı zamanlarda da Buhari ve Şifa-i Şerif okumayı sürdürdü.  Hususi doktorunun anılarında şöyle geçer. Abdülhamidhan doktoruna bir seferinde der ki:
   "Bizim için elden duadan başka ne gelir? Her vakit Buhari-i Şerif okuyorum. Bir hatim de ikmal etmek üzereyirn. İnşallah duamız Cenab-ı Hak indinde müstecab olur." 
Diğer bir seferde :
   "Siz i'tikad etmezsiniz ama bana ·iki kere vaki oldu. Şifa-i Şerif okuyorum. Orada Hazreti Peygamber Sallallahü Aleyhi ve Sellem 'in evsafından bahis var. Vücud-u-ı mübareklerinde latif bir koku varmış. Ben de etrafta tarif edemeyeceğim latif kokular hissettim. Bunlar düşmanın Çanakkale' de geçemeyeceğine işarettir. Artık gayretullaha dokundu, inşallah geçemeyecek." Der.
  Savaştan sonra şöyle demiştir:
   "Memleketin selameti, millet-i İslamiyye'nin bu beladan kurtulması için dua 'ediyorum. Hastalığım iyi olsun yine Buhari'ye başlayacağım. Çanakkale harbinde hep Buhari okudum. Cenab-ı Hak o vakit bizi himaye ve sıyanet etti, yine eder."

BUHARİ ŞERİF’İN BASIMI
  Sahih-i Buhari, II. Abdülhamid döneminde hicri 1313-1315 tarihlerinde Bulak'ta Yununi nüshası esas kabul edilerek iki ciltte dokuz cilt birleştirilerek tab' edilıniştir. Buhari'nin en rnuteber baskısının da bu olduğu kabul edilıniştir. Bu baskının kenarında diğer nüsha farkları da gösterilmiştir.
Not: 
Fatih CAMİİNDE okunacak olan Buhari Şerif  bu baskıdandır. Meaelesef ben edinemedim zira basılan adet  az oacakki bitmiş.  

NETİCE-İ MERAM HASILI KELAM 
  " Hazreti Peygamber Sallallahü Aleyhi ve Sellem 'in hadislerinin okunması ve dinlenmesinin  manasını anlamamış bile olsalar, Rahmet Nebi'sinin yolunda oldukları hissini verdiği açıktır. I. Mahmud örneğinde olduğu gibi Osmanlı Padişahları da, hadis okumanın gerçek değerini bilmiş ve bunun için kütüphaneler ve diğer bir kısım ilim kurumları oluşturmuş fakat bunun yanında toplumun Hazreti Peygamber Sallallahü Aleyhi ve Sellem’e olan sevgi ve bağlılığında onunla aynı çizgide buluşma hedefine yönelik olarak da, Buhari hatmine kadrolar tahsis etmiş, imkanlar ayırmışlar ve kendileride bu törenlerde bizzat bulunmaya gayret sarfetmişlerdir.”  
ECDADIMIZIN YAPTIĞI GİBİ CAMİLERİMİZDE BUHARİ-İ ŞERİF OKUTULMALI
Vail el-Hanbeli Hoca anlatıyor;
  Allame Muhammed Emin Er Hocayı vefatından önce Ankarada bir hastane de ziyaret ettim ayrılmadan önce elimi tuttu ve bana Türkiye de sabırla hadis ilimlerini yaymamı tavsiye etti.
Allah Teala rahmet etsin, inşaallah vasiyeti yerine getiriliyordur. Bu telkın sadece hoca efendiyi değil bizide bağlar. Ülkemizdeki hadis-sünnet bilgisinin za’fına işaret etmiş mubarek.
  Abdulhamid(ra) hastalanınca Buharî ve Şifa bastırıp ücretsiz dağıttı.Tahtan indirildikten sonra da zamanının büyük kısmında Kur’an,Buhârî ve Şifâ gibi eserler okudu. Allah Rasulünü(as) anlatan ŞİFA, yeniden camilerimiz de okutululmalı ki modernitenin vurduğu yürekler ŞİFA bulsun.
  İhsan Şenocak Hoca Efendi güzel bir teklifte bulunmuş katılıyorum. Çok ama çok hayra berekete sebeb olacağını inanıyorum. Bizatihi tecrübe ediyoruz Şifa-ı Şerif derslerine başladıktan sonra medresemizin havası bir farklı oldu, talebe-hoca hepimiz bu etkiyi hissettik hissediyoruz. Sizede tavsiye ederim.
  “Allah'ım, kalplerin tabibi ve onun devası, bedenlerin afiyeti ve şifası ve gözlerin nuru ve ziyası Hz. Muhammed'e salat et.”Amin.

BUHARİ-İ ŞERİF HATİM DUASI 
  Buhari-i Şerif camilerde ve türbelerde hatim geleneği olarak okunurken hatmin sonunda genellikle meclise riyaset etmekle görevli dersiam tarafından bir hatim duası yapmak gelenek halini almıştı. 
   1285 tarihli bir belgede o zaman yapılan Buhari Şerif’in hatim duası şöyle kaydedilmiş:
  Dua-i Hatmi'l-Buhari
  Ey Her daim övülmüş olan! Salat, Mahmud ve Muhammed olarak çağrılana ve - hem kalben hem de bedenen eserlerine bağlı olduğumuz ve onun söylediklerini dayanak olarak alanlara olsun. Allah'ım , ravilerin zabtı açısından sika kabul edilenlerin naklettiklerini (bu kitabı) okumamızdan hasıl olan bereketten ötürü bizi, yolumuzu aydınlatacak olan tacınla taçlandır. Bizi her işimizin üstesinden gelebilecek şekilde hazırla. Kalplerimizi şirk ve riyadan, uzuvlarımızı da fısk ve sıkıntıdan temizle. Buluşacağımız en uzak limanlara ilet bizi. Biz günahkar kullarına senin katını nasip et. Hazreti Peygamber Sallallahü Aleyhi ve Sellem ‘in uygulamış olduğu bütün arnelleri ve Allah'tan korkan bir kalple onun erkanını korumayı bizim için kolaylaştır. Bize içimizi rahatlatacak tam bir pay nasip et. Amellerimizi orta yolda sabit kıl. Okuduğumuz Kur'an ve hadisleri seyyid-i ebrarın ruhuna vasıl eyle. Gelmiş geçmiş tüm ruhlara vasıl eyle. Niyetimizi gerçekleştirme hususunda bize yardım et. Allah'ım  her işin başında, sonunda bize fayda verecek şeyleri bize nasip et diye sana dua ettik. Hidayetin kazancını üzerimize yağdır. Bizim için yapılan hayır duaların nitelik ve niceliğini artır. Ya Rabbi sultanımızın çevresini yardımla kuşat. Onun sancağını muzaffer kıl. Bütün düşmanlarını kahret. Bunun içinde onun (Hazreti Peygamber Sallallahü Aleyhi ve Sellem’in) bütün askerlerini gözcü kıl. Onun alimlerine vekillerine yardım et. Onun için tertipledikleri işleri ve sonsuza dek onun mülkü olacak yerlerde inşa ettikleri şeyleri şeri'atle sınırla. Düşmanlarını büyük acılara mülhak et. Onları hasedin kıskacına düşür. Allah'ım  bizi afet ve üzüntülerden kurtar. Bela ve musibetleri bizden uzak tut. Düşmanlarımızın başına türlü türlü fitneleri musibet kıl. Savaşlarda onlara zafer yüzü gösterme!
Not:
Benim  edebildiğim Buhari Hadis-i Şerif’in nüshası. 
Bir kaç ay evvel tevafuk ettiğim aile dostlarım ike Kabe’nin karşısında tilavet ettiğimiz bölüm çok güzeldi kaybetmeyeyim diye kaydetmiştim.