Metin KÜLÜNK

Metin KÜLÜNK

SİYASET-GÜNDEM-ANALİZ
  • Instagram

SORU-CEVAP/2

04 Eylül 2019 - 19:06

Yapmış olduğumuz röportajın ikinci bölümü...

-Orman yangınları üzerinden de teolojik bir mesaj mı veriliyor?

Metin Külünk- Evet. Evanjelist akıl Türkiye’yi “yakarız seni” mesajı veriyor. Hz. İbrahim’in ateşe atılması gibi… Dolayısıyla aslında bugün İbrahim Aleyhisselam’ı kıssasını akıl ve kalple bir daha bir daha okumamız
gerekiyor. Çünkü orada İbrahim Aleyhisselam’ın ateşin çocuklarına verdiği yanıttaki keskin zekayı, akıl derinliğini fark ettiğimizde ve bizim Allah’a olan teslimiyetimizde endişesizliğimizi yakaladığımızda  bir bu cendereden çıkacağız. İster Armagedon’a zorlasınlar ister başka şeye, hiç fark etmez. Ama süreç salt siyaset bilimcilerin, uluslararası ilişkiler uzmanlarının, askeri uzmanların tarif ettikleri gerçeklik sınırları içerisindeki modelle izah edilemeyecek bir noktada. Bu karşımızdaki yapının ezoterik inançları var. O inanç gereği olarak her şeyi kullanma temayülündeler. Çok önemli bir şey yakaladınız. PKK, ateşin çocukları. Ateşin çocukları kavramını Nemrut’tan, şeytandan bağımsız olarak düşünürseniz hata edersiniz. Dolayısıyla buradaki kavga ateşle toprağın kavgasıdır. Toprak Adem’dir, ateş Adem’e itiraz eden şeytandır. Buradan yola çıkarak bizim Kur’an’daki İbrahim kıssasını tekrar tekrar okumamız gerekiyor. Buna bilim adamları itiraz edebilir.

ABD Rasyonel Hareket
Etse Türkiye’yi Yanına Alır


- Biraz da açalım o zaman? Tam olarak neyi kastediyorsunuz?

Metin Külünk- İtiraz edeceklere şu soruyu soralım:

PKK’nın örgüt elemanlarına ateşin çocuklarıismini verme dinamiklerini iyi düşündünüz mü? Gerçeklikle alakası var mı?

Bir örgüt nefreti toplayacağını bilmesine rağmen örgütün adına ateşin çocuklarına diyor. Bunu, o eylemi yapan militanlar bilmez. O ismi koyan aklı çözmek lazım. O akıl Golan Tepeleri ile fiili durum oluşturuyor. O akıl Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan ediyor, Türkiye ile gerçeklik dışı bir iletişim kurmaya kalkıyor. Çünkü normal akılda, yani Brzezinski’nin ve Kissinger’in etki alanından kurtulmuş bir ABD’nin kendi doğal çıkarları Türkiye ile çatışmamayı emreder.

-Neden çatışmamayı emretmesi gerekir?

Metin Külünk- Çünkü yükselen Çin’in ABD tarafından durdurulamayacağı çok açık. ABD’nin küresel güç sisteminde gücünü koruyabilmesinin temel şartlarından birisi Türkiye ve Türkiye üzerinden İslam ve Türk dünyası ile çatışmasızlıktır. Bu da ancak Türkiye merkezli, İslam ve Türk dünyasının çıkarlarıyla çatışmayacak bir Amerikan politikasını gerektirir. Bunun yanına da Rusya’yı da almaktır. Eski Dış Politika Temsilcilerimiz Arap Baharı’nı Okuyamadı

-Zaten Trump’ın G-7’ye Rusya’yı dahil etme hamlesinin perde arkasında Çin’e karşı mücadelesinde Çin’i zayıflatmak olduğu biliniyor.

Metin Külünk- Nasıl olacak bu? Evanjelizmle çelişiyor. Trump’ın G-7’de Çin’e karşı birlikte olalım tezi, gerçeklik tezidir. Ancak ABD’nin genel politikalarına baktığımızda rasyonaliteyi değil irrasyonaliteyi görüyoruz. Dolayısıyla bu temelde hadiseye bakmalıyız. 2011’den sonraki süreci, Suriye’nin kaos denklemine dahil edilme sürecini bu perspektiften görmeliyiz. Onların görmedikleri şey şuydu: Rusya’nın kendi çıkarları gereği güvenlik hattını en dış çeperde kurma konusunda bu kadar kararlı olacağını ve güçlü duracağını göremediler. O dönem bizim dış politikamızın temsilcisi olan arkadaşlar da görmeliydi. Yani Rusya’nın bu oyunda Libya, Tunus, Mısır gibi hemen teslim olacağını düşündüler. Tersi ihtimali de düşünmeliydiler, ki o ihtimal gerçekleşti. 8 yıl geçti. Şam duruyor yerinde.

- O zaman Rusya ile iletişim geliştiği dönemden önceki politikaları da eleştirmek gerekir mi?

Metin Külünk- Tabii ki. Zaten onu söylemeye çalışıyorum. Arap Baharı’nı bir daha geriye dönüp okumaya başladığımızda, halkların kendi kaderlerine tayin hakkına saygımız var, evyallah. Halkın diktatörlüğe karşı çıkışına, demokratik tepkilere saygımız var. Bu konularda hiçbir ihtilaf yok. Ancak sokağı o noktaya taşıyan Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan düzendi. Bu kavga aslında İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Süveyş Kanalı’nda başlamıştı. Akla gelir mi, ABD kanalın millileşmesinde Mısır’ın yanında, İngiltere ve Fransa’nın karşısında durdu. Günümüzdeki durum çerçevesinde Arap Baharı sürecini sakin ve soğukkanlı şekilde bir daha düşünmeliyiz.


 

YORUMLAR

  • 0 Yorum