Mustafa SALİM

Mustafa SALİM

GÜNDEM

ADİL DÜZENDE HALİN NİCE OLUR BE KARADAYI?

01 Haziran 2020 - 06:14


Sevinen olduğu gibi üzülen de olacak tabi ölümüne... Az çektirmedin müslümanlara be Karadayı Paşa. 

Senin gibi dünyayı terk eden bir sonla ölenlere kültürümüzde;

Toprağı bol olsun denir. 

Nur yerine ışığı bol olsun denir. 

Ahiret yerine tahtalı köyü boyladı denir...

Denir de denir imanlısına denmeyen her şeyin denileni...

Ektiğini biçeceksin be Paşa; hem de paşa paşa...

İki tohum var dünyada bildiğim; çünkü tohumun cinsine göredir her biçilen. İmansa tohumun, biçeceğin necat olur; yok ektiğin küfürse cennet olacak degil ya sonun...

Ya cennet bahçelerinden bir bahçe, ya da cehennem çukurlarından bir çukur olur ki bu da ekilen tohumun cinsine göredir, mutlaka çıkar her kişinin önüne...

Locadan bulduysan hoca, bilesin ki "kocadan olmaz hoca" derler atalarımız. Ne de güzel demişler.

Hem kan kusturmadın mı yıllarca hocaya, hoca yetiştiren mekteplere? Doğrusu merak da etmedim değil, hani teneşire uzatılınca acaba pamuklar kimlerin hangi parmağıyla tıkandı bolca diye? Merakımı bağışla be Paşa. Er kişi niyetine dendi değil mi cenaze namazına durulunca  "Allah için namaza, Resulullah için salavata" Paşa olmana bakılmaksızın hem de...  

Senin, omuzundaki paşalığının bir yıldızı için kan kusturduğun adamların, uzayın sonsuz yıldızlarının sahibine ettikleri niyazın erleri olduğunu görmedin mi?

Az çektirmedin bizlere, 28 Şubat'ın o soğuk günlerinde. Binlercesi gibi ben de elbet yapışacağım yakana. Çünkü balans ayarını çektiğin Sincan'da Imam Hatip Lisesinde o dönemde meslek dersleri ögretmenliği yapan ben Mustafa Salim'e, kız öğrencisinin derste başını açtırmadığı için az kan kusturmadın. Az ceza verdirmedin. 

Dönemin dindar Başbakanı Erbakan'ın alnından akıttığın terlerin gözümüzdeki yaş selini görmedin be Paşa.

Zulmüne biçtiğin bin yıllık serüven uğruna nice ocaklar söndürdün be Paşa.

Sen bin yılın hesabını yaparken sonsuz hayatın hesabını yapanlardan gafildin be Paşa. 

Ve şu anda bin yılın hesabı değil,  karşında sonsuz hayatın gerçeği var be Paşa...

Akıttığın göz yaşlarında halin nicedir be Paşa?

İHA ve SİHALAR icat ettiniz de eğitimine prangalar vurduğunuz bacımın örtüsüne mi takıldı be Paşa? 

Yoksa labartuarlarda bilimsel çalışmalar yaptınız da kutsal kitabımız mı engel oldu be Paşa?

Bu dünyadan, bunların hesabını vereceğin dünyaya giderken uğradığın pamuklu sorgulama bu işin daha ilk dokunuşu. Sonrası mı? Merak buyurmayın, "Adil Düzen" de haksızlıkların yeri olmayacaktır. 

Ey Paşa, hesaba katmadığın dünyada, yaşadığın dünyanın hesabını vermenin ne demek olduğunu şimdi görüp anladığını öyle hissediyorum ki;
Pişman olduğunu fakat geri dönüp hataları telafi etme imkanınin olmaması karşısında yaşadığın şok ve içinde bulunduğun ıstırabın cehennemi azabın nasıl olduğunu da adeta görür gibiyim.

Gördüğün gibi ahiret hayatı ne bir terane ne de insanları avutan bir masalmış. Bilakis, gerçeğin ta kendisi...

Değdi mi geçici bir dünya uğruna kalıcı olanı inkar etmen be Paşa?

Bir gün dahi olsun hiç mi tefekkür etmedin?

Aklını hiç mi kullanmadın?

Yüz yirmi dört bin peygamberin gönderiliş hikmetine hiç mi kafa yormadın?

Müslüman bir Ülkede hiç mi Allah'ı tanımadın?

Seni dinden uzaklaştıran neydi ki o görevini hep müslümanın aleyhine kullandın?

Halbu ki o Kelam- ı Kadim'in bir sayfasını da olsa açıp baksaydın, "akıl etmez misiniz?" diye buyurulan fermanı, hiç mi dikkatini çekmeyecekti?

Ah be Paşa ah...

Artık istesen de bunları yapamazsın.

Mustafa Salim
28 Mayıs 2020, Ankara

YORUMLAR

  • 0 Yorum