Mustafa SALİM

Mustafa SALİM

GÜNDEM

HAKK'IN SESİ TÜRKİYE ERDOĞAN'LA ŞAHLANINCA

28 Mart 2021 - 21:40


Fransa'da bir kanalda sadece Cumhurbaşkanı'nımız Erdoğan'a özel bir program yapıp programın ismini 
" Avrupa'ya meydan okuyan Sultan" yapmışlar. Anlayacağımız şu: Korkuyorlar... 

Korkunun ecele faydası olmaz der atalarımız.  Avrupa için de böyle, ABD için de ve Siyonizm için de...Kural değişmez. Hatta batının içimizdeki uzantıları olan muhalefetin tüm enik cücükleri için de. 

Daha önce de Yunan basınında; "Afrin'de PKK/PYD'li Teröristlerin ne kadar cesurca savaşırsa savaşsın Türk İHA'larının, teröristlerin kullandığı araçların tamponlarının rengine varıncaya kadar, hatta  mühimmat hazırlanan depoların yerini dahi bildiğini ve akıllı mühimmatlarla nokta atışı ile vurduğu" bilgisini verdikten sonra da "Çok geç olmadan bu gidişi düzeltelim. Ve nihayetinde kendimizi ütopik ulusal illüzyonlarımızla kandırmayı bırakalım." denilmesi, ruhsal dengelerinin nasıl da bozulduğunu ve içinde bulundukları korkularını rahatlıkla görebilmekteyiz.

ABD'nin bize karşı nasıl bir durumda olduğunu göstermesi adına  Biden'ın Başkan Yardımcısı olduğu dönemde yaptığı açıklamalar nedeniyle iki kez geri adım atmak zorunda kalışını unutmuş değiliz.  Bunlardan ilki 2014 yılında Suriye ve IŞİD ile ilgili yaptığı açıklamalar sonrası gelirken, ikincisinin de Türkiye’nin de dahil olduğu Orta Doğu’daki müttefiklerinin Esad’ı devirmek için para ve silah yardımı yaptığı iddiasından sonra Biden'ın, Türkiye’nin sert tepki göstermesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayarak özür dilemesiyle gerçekleşmesi yine bir korkunun tezahürüdür.

İngiltere'nin önde gelen gazetelerinden The Guardian, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı 2021'in "hikâyesini" belirleyecek 12 liderden biri olarak seçerken diğer taraftan Türkiye'nin dış politikasına yaptığı analizde, "Türkiye; Libya, Balkanlar ve Kafkasya'ya daha çok müdahil olacak" değerlendirmesinde bulunmaları, ayrıca The Guardian, 20 Ocak'ta ABD Başkanı Donald Trump'tan görevi teslim alacak Joe Biden'ın Türkiye'ye yönelik daha sert bir politika izleyebileceğini ifade etmesi de bize karşı bir korkunun yaşanıyor oldugunu gösteriyordu.

İsrail'in yaşadığı korkuyu da Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin çalışmalarındanki rahatsızlığında  görmüştük. Çünkü Başkan Erdoğan’ın son hamlesinin ardından paniğe kapılan İsrail medyasından Makorrishon'un, Başkan Erdoğan'ın 'Türk hilali' planıyla Libya, KKTC, Suriye'deki etkinliğini daha da artırıp, İsrail'e Akdeniz'deki ticaret yollarında meydan okuyacağına dair yazdıkları bunu gösteriyordu.

Neticede;
Fransa, Kanuni'nin korkusundan oynatamadığı dansın bir asırlık hikayesinin acısını unutamamışa benziyor.

ABD hayatında yaptığı uluslararası tüm anlaşmalarında İngilizce diliyle metinler kaleme alınırken, bir tek Osmanlılarla yaptığı bu anlaşmalarda metinlerin Osmanlıca yazıldığı dönemin acısını tabi ki unutmuş değil.

Siyonizm'in, Osmanlı yıkıldıktan sonra iki devlet inşa ettik diyerek sevinirken biri İsrail diğerinin de Türkiye olduğunu ve II. Abdülhamid Han hazretlerine yıllarca kufr edecek nesiller yetişeceğini tüm gururlarıyla dile getirkenki iç huzur ve hedeflerini sarsan Erdoğan'dan elbette korkacaklardır.

İngilizlerin, Hilafet'in yıkılış sürecini başlatıp kaldırılmasıyla İslam alemini parçalayıp muratlarına ermişken, Erdoğan'ın varlığıyla İslam aleminin yeniden dirilişi ve hilafetin tekrar konuşulması tabi ki huzurlarını bozacaktır. 

Parçalanan İslam aleminden oluşturdukları sözde devletçiklerin başına getirilen Batı beslemeli liderlerle bize karşi dizayn edilen harici unsurların da korkulu ruyasıdır Erdoğan ve onun şahsında şahlanan Türkiye...

Zulüm elbette payidar olmayacaktır. Her şeyin bir sonu ve eceli vardır. Bugün zulmün kaynağı batı ve tüm oluşumları, Hakk'ın sesi bir yapılanmanın ayak seslerinden rahatsız oluyorsa bu bitişleri öncesi, "el-hissü kalbe'l-vuku" yani meydana gelecek hakikatin önceden hissedilmesi kaidesi mucibince yaşadıkları korku demektir. 

Bu korku sebebiyle değil mi ki; 

Muhalefetin desteklenmesi çağrısı okyanuslar ötesinden geldi.

Libya'da cepheler açıldı.

Doğu Akdeniz'de boğulmak istendik.

Ege'de kadim düşmanımız tahrik edildi. 

Karabağ'da boşa çıkan elenser atıldı.

Lübnan'ın Beyrut Limanı'nda patlama, Kıbrıs Cumhurbaşkanlığı seçiminde Batı destekçisi Mustafa Akıncı güzellemeleri de boşuna değildi.

Desteklenen iç muhalefetle neyin peşine düşüldü?

Yalan dolanlarla milletin kafası karıştırilıp birliğimizin çözülmesi hedeflendi.

Olaylara bu pencereden bakılmazsa ne fezleke gerçeği, ne HDP'in kapatılması girişimleri, ne de İstanbul Sözleşmesi'nin kaldırılması hususu ve bu noktadaki karşı çıkışlar anlaşılır...

Hatta Ayasofya Camii İmamı'ın haklı çıkışlarının sebebi ve buna karşı duruşların hükumet içi kişilerden sadır olan sözlerin manası anlaşılır...

Doların ani yükselişlerin sebebi de anlaşılmaz olur.

Sonra da ekonomi kötüye gidiyor diye atılan yalanların tuzağına düşülen sazanlıklar yer yer görülmeye başlanır ki asıl sebep yine görülmez olur.

Batının korkusunun nedeni olan bizdeki bu gerçeklik, günbegün netleşmekte, yarasaları rahatsız edercesine doğan güneş misali aydınlık anbean her tarafa yayılmaktadır. 

Formülumüz belli: Hak geldi batıl zail oldu. 

Biz Hakk'ın sesiyiz. Mazlumun hamisi, zalimin ise korkulu ruyası. Biz ecdadimızda böyle gördük.

Mustafa Salim
28 Mart 2021, Ankara