İDLİP'LE DİBE ÇÖKEN YÜZLER
Mustafa SALİM

Mustafa SALİM

GÜNDEM

İDLİP'LE DİBE ÇÖKEN YÜZLER

29 Şubat 2020 - 19:44

İDLİP’LE DİBE ÇÖKEN YÜZLER

Sabahleyin işe gitmenin heyecanı içindeyken acı haberle evden çıkmanın iç yakan ateşinin tesirini kim nasıl hisseder bilmiyorum ama vatanını ve milletini seven her insanın hissetmesi gereken husus, 33 fidanın şehadetine üzülürken devlet olmanın bilincini unutmamasıdır.

Fert​ olarak hangi düşünce ve siyasi görüşte olmamıza bakmadan sağduyulu hareket etmemiz, bu zor zamanları suhuletle atlatmamızı sağlayacaktır. Böylece birlik beraberliğimize göz diken karanlık unsurlara meydan vermemiş oluruz.

Mayınlı bir coğrafyada yaşamanın bedeli ağır olur elbet. Hele bu coğrafyada bin yıl dünyaya hükmetmiş devleti aliyenin mirasçısı bir ülke ve de tarihi misyonumuzun farkında olan bir millet isek bedeli daha da ağır olacaktır.

“Bir gün konu Suriye olursa hedefte Türkiye olacaktır” tespitini yapan siyasi büyüklerimizin yabana atılmayacak bu siyasi analizleri daha da dikkatli olmamızın ehemmiyetini​ ortaya koymaktadır.

Hükümetimizin doğru işleyen dış politika sayesinde Suriye’de meydana gelen olaylar karşısındaki tutumuzla hem siyasi hem de askeri sahada tarihe geçecek kadar kıymeti haiz başarılarımızı akamet uğratmak isteyen dış güçlerin oyunlarını doğru okumak gerekmektedir.

Bugünkü olayların PKK ve FETÖ terörüyle olan ilintisini göremezsek bunun, son on yıl içinde yaşadığımız Kobani’den 15 Temmuz olaylarına varıncaya kadar ülkemizde şahit olduğumuz can sıkıcı olayların nereden başlayıp nereden biteceğinden gafil olmak manasına geleceğinden bundan sonra vaki olabilecek tehlikeleri​ göremeyeceğiz demektir.

Ülke olarak tehlikeleri önceden görüp önlem alış politikamız haklı olarak dünya gündeminde kendisinden söz ettiren bir ülke konumuna gelişimiz dünyayı parçalayıp yönetmek isteyen güçleri rahatsız ettiği bilinen bir gerçektir.

Libya’da gerçekleştirdiğimiz başarı ve Ak Deniz’deki hamlemizle kolay ve yutulur bir ülke olmadığımızı göstermiş olduk.

Yıllarca uğraşıldığı halde bir terör örgütü olan PKK ile mücadele etmekten aciz bir ülkeden sınır ötesinde terörle mücadelede elde ettiği başarıdan söz ettiren bir ülke haline gelişimiz, bu taşeron örgütleri kullanan asıl sahiplerinin yüreğine korku saldığı için çok yönlü saldırılarla karşı karşıyayız.

Daha düne kadar ülkemizde konuşulan darbe söylentileri, bir taraftan Gezi Olaylarından tutukluların beraat kararı, bir zamanlar Cumhurbaşkanlığı yapmış birinin “siyasal islam bitmiştir” manasındaki isabetsiz sözler,​başbakanlık yapan başka birinin Gezi Olayları davasından vazgeçtiğine dair beyanatları, bugünkü ekonomik yapımızı karalayan dönemin ekonomi bakanlığı görevi yapmış diğer bir şahsın can sıkıcı lakırdıları belli ki İdlip’te meydana gelen bu menfur saldırının arkasında olan güçlerin eş zamanlı bir planın gereği olarak karşımıza çıkmaktadır.

İdlip’te ne işimiz var diyen basiretsiz yaklaşımlı kimseleri, diğer taraftan ihanet şebekelerinin ağuşunu ovuşturarak bu şehitler üzerinden senaryo yazmanın derdinde olanları iyi tanımalıyız ki bu çevrelerin milletin birlik ve beraberliğine döşemeye çalıştıkları dinamitleri fark  edelim.​ ​

Siyasi rant peşinde koşmak alçaklığını gösterenlere gereken cevabı devlet ve millet olarak anında vermeliyiz.

Basın yoluyla yalan ve düzmece haberler yapıp milletin aklını çelerek huzursuzluk çıkaranlara mani olunup bir taraftan da basın özgürlüğü mavallarına yol vermemelidir.

Vatandaş olarak hepimiz üstümüze düşeni yapmalıyız. Bilgisiz olanı bilgilendirmek, kasıtlı olanı da anlayacağı dilden konuşmalarla tepkimizi ortaya koymalıyız.
Olayın acısı içinde kıvranırken bazı ağızların “yazık gencecik fidanlarımıza, fakir aile çocukları olan uzman askerler,​tarlalarında çalışsalardı da o görevi almasalardı” biçiminde mide bulandırıcı daha birçok can sıkıcı sözlerle hükümeti töhmet altına alma gayesine matuf niyetleriyle hala derin hesaplar peşinde oluşlarını göstermesi nasıl bir tehlike ile iç içe olduğumuzu ortaya koymaktadır.

Önceden hesabı yapılarak girişilen bu harekatımızın devlet olmamızın bir gereği, devletin selametini sağlayacak bir hamle olduğu gerçeğinden gafil bir zümre, şehitlerimiz üzerinden kirli hesap peşinde olduklarını görmek bizi daha çok üzmektedir.​

Bir zamanlar devlet olarak başa çıkamadığımız PKK örgüne verdiğimiz şehitlerin acısını duymayan ve bugün o örgütle kol kola gezip onları meclise kadar çıkaran içimizdeki gafil ve hatta hain çevrelerin bugün İdlip’te şehit olan fidanlarımıza karşı duydukları acımaklı​ tavırları hiç de gerçeği yansıtmamaktadır.

Gördüğümüz gibi yeter ki Erdoğan gitsin gerisi önemli değil fikrine mensup insanlar, İdlip’te yaşadığımız faciadan daha zarar vermekteler bu ülkeye…

Libya ve Ak Deniz’deki girişimlerimizin önünü kesmek adına bizi İdlip’te hezimete uğratarak hem Libaya ve Ak Deniz başarımızı hem de Suriye koridorunda elde ettiğimiz kazanımları kaybetmemiz manasına gelecek bu saldırı çok yönlü amaçları içerdiğinden sıradanlaştırmaya çalışanlara göz açtırmamak gerekmektedir.

Rusya ve ABD’nin bugüne kadar oyalayıcı tavırları, İran’ın onlarla hareket etmesi, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısır gibi ülkelerin başına​ getirilen proje liderlerin Müslüman halkların yöneticileri olmalarına rağmen Hristiyan blokunda yer almaları, bu coğrafyada nasıl bir tehlike ile karşı karşıya olduğumuzun bir göstergesi değil mi? Dünya bu olaylara kilitlenmişken İsrail’in Gazze katliamını görmezden gelmesi, küfrün tek millet olduğu gerçeğini bir kez daha gösterdi bize.

Birinci Dünya harbinden sonra sınırların yeniden çizildiği, dünyaya yeni bir düzenin verilmeye çalışıldığı günleri yaşadığımız bu yüzyılımızda devasa olaylarla dünya çalkalanmaktadır.

Çin’deki virüsün ülkenin ekonomisini adeta felç etmesi savaşların hem seyrini hem de biçimini değiştirmesi bir yana süper güçler arasında sergilenen daha bir çok olay, derin bir hesabın olduğunu göstermesi bakımından dikkat çelerken bu hengamede yüz yıllık hesaplarla ileriyi gören liderler, gemisini kurtaran kaptan misali başarılı olacaklardır.

İsrail’e “One munit” ile ayar veren,​ mazlumun yanında olduğunu “Dünya beşten büyüktür” sloganıyla zihinlere kazıyan, ülkesindeki teröre göz açtıramayıp tüm hesapları bozan, ekonomisini her türlü tehlikeden koruyup yükselten, askeri alanda yerli silah üretimini gerçekleştirerek güçlü bir ordu kuran liderimiz 2023, 2053 ve 2071 hedefine kilitlenerek bu milleti köklerinin farkına vardırarak tarihi misyon bilinciyle atalarının izinde kendilerine yön vermek suretiyle dünya sahnesinde yerini alarak kendini ispatlamıştır. ​

Harekette bereketin olduğunu son yıllarda yaşadıklarımızla bir kez daha görmüş olduk.

Allahım, bu ordu senin, bu asker mehmedimiz. Nusretini bizden ayırma. Devletimizi tüm felaketlerden koru Allahım. Muzaffer eyle ordunu, kafire fırsat verme Allahım. İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizi hesaba çekme Rabbim.

Mustafa​SALİM
28/02/2020 Ankara