Mustafa SALİM

Mustafa SALİM

GÜNDEM

JOE BİDEN, BİZDEKİ MUHALEFETİN BUZDAĞINDAN GÖRÜNEN KISMI

19 Ağustos 2020 - 01:05




Bazen öyle durumlar olur ki kendi süreci içerisinde sarf edilen söz ve takınılan tavırlar gizlenmiş nice hakikatlerin ortaya çıkmasına yol açar. Sihirli bir el gibi. Bu husus her alan için geçerli olsa da özellikle de siyaset sahnesinde birçok yönelişin seyrini değiştirir. Çünkü kişilerin asıl niyetinin ne olduğunu görürsün. Siyasetlerinin şahsi ihtiras ya da millet menfaatine dayalı olduğu ancak o zaman anlaşılır.

Bizde bazı insanların şahsi çıkara dayalı bir siyasi duruş sergilemeleri nedeniyle daime dış güdümlü hareket ettiklerini görürüz. Bir zamanların vesayetçi hükümetleri hep bu tür insanlardan oluşurdu. Ancak gelinen şu noktada bu kafa yapısı Türkiye’deki muhalefeti yürütmektedir.​

Batı, içimizdeki bu çıkarcı insanların teşkil ettiği muhalefet üzerinden hareket ederek mevcut Hükümeti tökezleterek başarısız göstermek istemektedir. Çünkü dünyada adından söz ettiren Ülkemizin ağırlığı kendini artık her yerde hissettirir oldu.​

Seçim çalışmalarının başladığı ABD'de Joe Biden'nin yedi ay önce yaptığı konuşmanın bugünlerde sosyal medyaya düşen video görüntülerini izlerken, konuşmasının satır aralarına indiğimizde Erdoğan hakkındaki sözlerinden derin ABD'nin gizlemeye çalışsa da mevcut yapımızdan ne derece rahatsız olduğunu görebiliyoruz. Bu tarz yaklaşımlar, inkarı mümkün olmayan bilgiler içerdiğinden dolayı üzerinde durup kafa yormayı gerekli kılmaktadır. Ya değilse bizi bir kaşık suda boğmak istediklerini bilmeyenimiz yoktur.​

ABD Başkan adayı Joe Biden'nin bizimle ilgili konuşmasının ana vurgusu olan,​

"Yapacağım en son şey Erdoğan'a Kürtler konusunda boyun eğmek olurdu.​

Bazı konularda ona bedel ödetmeliyiz.​

Muhalefeti desteklediğimizi açıkça göstermeliyiz. Onlarla doğrudan temasa geçip Erdoğan'ı yenecek duruma gelmelerini sağlamalıyız." şeklindeki sözleri birçok şeyi ifade etmektedir aslında.​

Akabinde Yunan Cumhurbaşkanın “Türkiye’yi işgal ederiz” biçimindeki küstahça beyanı ve “Mavi Vatan” sloganlı Akdeniz hamlemize karşı Batı’nın adeta leş kargaları gibi saldırmaları, Mısır-Yunan Deniz Anlaşması'nın hukuksuzluğuna vurgu yaparak karşılık verişimize Almanya’nın müdahil olması, Lübnan’ın Beyrut Limanında gerçekleşen patlama, Birleşik Arap Emirlikleri ile İsrail’in Arap camiasını hiçe sayarak onları adeta arkadan vuran anlaşma ve benzeri birçok olayın kendiliğinden geliştiği sanmak ya ihanet ya da ahmaklıkla izah edilebilir.​

Bizimle ilgili derinlerde bir planın hazırlanıp devreye sokulduğu, bizim iç siyasetimizdeki dalgalanmalardan da anlayabiliyoruz. Hani daha önceki vesayet dönemizden kalma hükümetlerimiz için söylenen “Batının hapşırmasıyla Türkiye’nin siyasilerinde ortaya çıkan öksürme” nitelemesi, yönetimdeki acziyetimizin resmini gösteriyordu. Buna hala inanmayanlara muhalefetimizin bu zaman zarfındaki konuşmalarına bakmaları kafi gelecektir.

Her fırsatta iktidara diktatör suçlamasıyla saldıran Kılıçdaroğlu’nun CHP’de yapılan kurultayda tek adamlılıkta tüm karşı çıkışlara rağmen diretmesini, “Eğer Avrupa destek verirse Erdoğan'ı devirebiliriz” sözünü, Muharrem İnce’nin çıkan aykırı sesinin inceden inceye kesilmesini, yine aynı partiden yükselen “ABD’yi devreye sokarız” tehditlerini kimse Biden’in çıkışından bağımsız olduğunu iddia edemez.

Muhalefete dışardan destekli yeni muhalif oluşumların Bremen mızıkacıları gibi sıraya girerek koro halinde benzer nakaratları çıkarmaları da topyekûn bir saldırı ile karşı karşıya olduğumuzu ayan beyan göstermektedir.​

Mesela, Abdullah Gül’ün “Türkiye’nin geleceği konusunda endişeliyim, uyuyamıyorum”; Davudoğlu’nun “ Kendimi hiçbir zaman sağcı görmedim” sözlerini ne ile izah edebiliriz?​

Babacan’ın iktidar partisinden ayrıldıktan sonraki durumu “özgürleşme” olarak ifade edişi bir yana hükümette bakanlık yaptığı süre zarfında bir mücadele içinde olduklarını avazının çıktığı kadar bağırarak ifade ederken, Gezi olaylarının içinde ve Hükümet aleyhine yapılan diğer birçok saldırıda aslında karşı tarafta olduğunu ima eden tüm açıklamalarında​, 2023 hedefimizi akamete uğratmanın gayretlerini görüyoruz.

Hani merak edenler için söylüyorum, FETÖ’nün siyasi ayağına ne oldu diye? Bu ismini saydığımız üç büyük balık bu ayak için yetmez mi?​

Tüm bu olup bitenler Türkiye’yi durdurma hamleleridir. Düşüşün gerçekleştiği topraklarda yeniden dirilen milletin ayaklarına tekrar asırlık zincirlerin vurulmak istenmesidir.​

İçimizdeki muhalefetin dış muharriki Joe Biden’in şahsında beliren kafada Haçlı Seferini görüyoruz. İntikam hırsından yanan Tapınak Şövalyelerini görüyoruz. İçimizdeki işbirlikçilerini görüyoruz.

Eski Türkiye'nin hasretinde yanan bu kafalar, Ayasofya ile şamarı yediler, Mavi Vatanla köşeye sıkıştılar ama yine de düşmanlık etmekten vaz geçmediler.

Artık kurtuluşları yok. Hezimetleri an meselesi.​

Hakikat âlemi samimiyet gerektirir, iyi niyet gerektirir, şeffaf olmayı gerektirir. "La ilahe" denmeden " illallah"'ın tecelli etmeyeceğini bilmek gerekir.​

Bayrağına, Vatanına Devletine ve Milletine hizmet etmek bedel ödemekle olur, köle olmakla değil.​

Batının çanağına attığı kemiklerle oyalanmakla hiç değil.​

Bu zihniyetle;
Osmanlı yıkılmadı mı?
Dinimizden uzaklaştırılmadık mı?
Tarihimizden koparılmadık mı?
Kültürümüzden soyutlanmadık mı?
Şahsiyetsiz ve ikiyüzlü bir millet olmamız için bin bir türlü baskı ve işkence görmedik mi?​

Bunun için kılık kıyafetimizden olduk, eğitimimizden olduk, kanunlarımızdan olduk vs. vs.​

Bu mu özgürlük? Bu mu siyaset?​

Yeni parti oluşumları için iktidar partisinden ayrılarak ona zarar vermek suretiyle iktidara vesayetçilerin getirilmek istendiğini de biliyoruz.​

Bu öyle şahsiyetsiz ve kişiliksiz bir oluşum ki Filistinli kardeşlerini Siyonizmin kanlı pençelerinde can vermesine aldırmayacak kadar gözü dönmüş, gaddar bir Arap olmayı da doğurur; ya değilse BAE ile İsrail'in el ele tutuşu neyle izah edilecek?​

Bugün Sevr ve Lozan anlaşmalarını izah edemediğimiz gibi.​

Bu ihanetler anlaşılmadığı için 2023 hedefinin ne manaya geldiği umurlarında bile değil.​

O anlamayanlar ya ihanetin tarafgilleri ya da bunların dümen suyuna giden aymazlar; fakat biz millet olarak gördük ve görüyoruz nelerin olup biteceğini.​

Bu yüzden sahip çıkıyoruz davamıza ve peşindeyiz Recep Tayip Erdoğan'ın.​

Yedirmeyiz yiğidimizi.​

Kiminle gelirse gelsinler, hiç fark etmez.​

Bunlar bir gün FETÖ ile gelir, bir gün PKK ile; bir gün de bunların emrindeki kişi ve kuruluşlarla...

Bir gün DEAŞ olur bir gün TALİBAN.​

Bir gün devlet lideri olurlar; Suud gibi, Birkeşik Araplar ve Mısır gibi...​

Suriye'de Esed olur, bir gün de Libya'da Hafter...​

Saddam'ı öldürürler, Kaddafi'yi katlederler, Filistin'de taş üstünde taş bırakmazlar. Böykece hep saldırırlar.​

Bunları besleyen ABD'yi, Avrupa'yı, Israil’i nedense kimse görmek istemez.​

Muhalefetin kimin emrinde olduğunu da biliyoruz. Joe Biden'in şahsında ABD emrinde bir muhalefet.​

O da Erdoğan'ı devirme peşinde bizdeki muhalefet de.​

Hadi Biden'i anlıyoruz da ya bu bizdeki bidon kafalılara ne oluyor?​

Yıllardan beridir bu bidon kafalılarla sömürülmedik mi?​

Bu bidon kafalar Batılılarca doldurulmadı mı?​

İşte biz millet olarak her şeyin farkındayız. İstiyoruz ki herkes görsün tüm gerçekleri.​

Bundan böyle bu millet ne Güllere, ne Davutoğullarına ne de Babacanlara kanacak değil artık. Hadi diyelim gömmüş olsun kafalarını kuma da şu gövdeye ne demeli?​

Tüm renkleriyle ABD meftunluğu, İngiliz uşaklığı ortada ve FETÖ şeytanının tılsımlı sihirbaz çubuğu her an enselerinde... Ama onlar haklı; haksız olan ise biziz. Ve bunlar bizi kurtarmaya gelecekler.​

Bunlar sadece Joe Biden buz dağının diplerde görünmeyen ana kütlesi, kukla muhalefetin​ çöplüğünde yer bulan atıklarıdır.

Joe Biden bu sözleriyle ABD seçmenini etkiler mi bilmem ama bizim takmayacağımızı bilmesini isterim.

Artık karşısında silik şahsiyetli bir millet değil, tankları bedenleriyle durduran bir millet var. Yürekleri imanla dolu bir milleti ne top ne de tüfeğin durduramayacağını bilselerdi tehditlere kulak asmayacağımızı da anlarlardı.

15 Temmuz, kabuğunu yırtan bir milletin duruş simgesidir. 1071 Malazgirt gibi, 1453 İstanbul'un çağ açıp çağ kapatan fethi gibi...

Mustafa Salim
19 Ağustos 2020 Ankara

YORUMLAR

  • 0 Yorum