Mustafa SALİM

Mustafa SALİM

GÜNDEM

PAPA'YA EL ÖPTÜREN YAHUDİLERİN MÜSLÜMANA BAKIŞI​

07 Eylül 2020 - 17:08

PAPA’YA EL ÖPTÜREN YAHUDİLERİN MÜSLÜMANA BAKIŞI​

Osman Çakır’ın “Dünya gerçeklerini görelim” başlıklı youTube’deki videonun tanıtımında haklı olarak sorduğu “Papa Kimin Elini Öpüyor?” sorusuna ikinci bir soru daha ekleyerek “Deveden büyük fil mi var?” uyarısıyla dikkatleri üstünde topladığı Papa’nın bir takım insanların elini öperken ki görüntülerini izlerken ister istemez bizim de dikkatimizi çeken;​

Hristiyanlığı temsil eden en büyük dini lider Papa Francis’in kimin elini öptüğüydü? Adeta o elini öptüklerine itaatinin bir resmiydi bu. ​ ​

Elini öptürenler David Rockefeller, Hanry Kissinger ve John Rothschild.​

Dünyayı dizayn etmeye çalışan Yahudilerin neler yapabileceği, niyetlerinin ne olduğu bu verilen özet bilgiden az çok anlaşılmış oluyor. ​

Yahudiler hiçbir zaman kendilerinden sonra gelen iki semavi dini kabul etmedi.​

Başta kendi dinlerini bozdular, akabinde Hristiyanlığı ve akılları sıra şimdi de İslam'ı tahrif ederek bozmaya çalışıyorlar.​

Yahudi'nin Papa'ya el öptürmesi bir bakıma onlara karşı üstünlüklerinin göstergesi oluyor.​

Bizde de FETÖ şeytanını İslam halifesi yaptırıp ona da el öptürerek bize karşı üstünlüklerini göstereceklerdi.​

15 Temmuz onlar için bu manada çok önemliydi. Son noktayı koyup İstanbul’da Vatikan usulü sözde bir İslam Hilafet merkezi kurup başına FETÖ şarlatanını oturtarak onun üzerinden İslam âlemini kontrol edeceklerdi.​ Henry Barkey’in 15 Temmuz gecesi Büyük Ada’da olması öylesine bir gezi için değildi herhalde?​

FETÖ şarlatanının Ermeni bir baba ile Yahudi bir annenin peydahlanması olduğunu göz önünde tutarsak hakiki bir Müslümanın bu alçak oyuna gelemeyeceğini üst akıl dediğimiz bu şeytani yapılanma iyi bildiği için oyunlarını bu yüzden bir alçak üzerinden denediler. Oyun tutmadı elhamdülillah.​

Ancak bu oyunun tutmaması demek karşı tarafın uyuyacağı anlamına gelmez. Su uyur düşman uyumaz demiş büyüklerimiz. Joe Biden’in ABD seçimleri mitinginde ülkemizdeki muhalefetle işbirliği yaparak Erdoğan’ı düşürmeyi kafayı takması düşmanın uyumadığını gösteriyor. Bu adamın Dünya Yahudi Kongresi’nde “Siyonist” olduğunu “gururla” ilan etmesinin düşmanımızın da ne denli büyük ve sinsi olduğunu göstermez mi? ​ “Yüksek dereceli mason kuruculuğunu yaptığı CFR’ın (Dış İlişkiler Konseyi)​ iki ayda bir çıkardığı Foreign Affaires dergisinin Kasım –Aralık 2009’daki sayısında yayınlanan, “Türkiye’yi Dönüştürenler” başlıklı “AKP hükümetinin riskli ve tehlikeli yönelişlere” girdiğinden, Erdoğan’ın Davos’ta İsrail Cumhurbaşkanı’nı azarlamasından” yakınıldığından dem vuran makalenin yazarları; Morton Abramowitz ile Henry Barkey’dir. Düşmanlarımız sinsi ve bir o kadar tehlikelidirler.​

Sonuçta bu bir savaş ve savaşın içindeyiz. Hem de husumeti tarihin derinliklerine kadar dayanan bir savaş. Bu savaşın seküler sebeplerinden daha ziyade dini sebepli oluşu ağır basmaktadır. Hatta bu Yahudi zihniyeti, dini de seküler menfaatleri için hep bir araç olarak kullana gelmiştir. İlayı kelimetullah adına bu mücadeleyi en temiz ve saf niyetle bizim atalarımız yapmıştır. Buna karşılık fikri altyapısı Tapınak Şövalyeleri’ne dayanan ve İbrani kökenli iki aileye mensup Rockefeller, iki Rothschild hanedanının en üstte yer aldığı İlluminati yapılanması da boşuna değil sanırım.​

Haliyle bu savaş hak ve batıl adına kıyamete kadar devam edecektir. Çünkü bu inananlar için bir imtihan hükmünde.​

Dinimizi iyi öğrenerek ona sahip çıkmamız gerekiyor. Yoksa bu karanlık mahfillerin itikadımızın zayıflatılması noktasında giriştikleri hamlelerini boşa çıkaramayız. Dini, sağlam zemininden sarsamayacaklarını bunlar gayet iyi biliyor. Dinin itikaden doğru mecrasından öğrenilerek tatbiki bu hainlere fırsat vermeyecektir.​

Bugünkü İslam dünyasında itikadî birçok mevzunun mide bulandırırcasına ulu orta dillendirilmesi bu hain planın devamı içindir.​

Ehl-i Sünnet diye tabir edilen yapımızın kabullenişleri dışında verilmeye çalışılan ve bugün İslam’da Modern yaklaşımları olarak lanse edilen Mutezilî görüşlerin yeni buluşlarmış gibi servis edilmesi bu kara propagandaların bir neticesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yanlış öğretide kıyamet alametlerinden ne deccale, ne Mehdi’ye ne da Hz. İsa (as)’nın tekrar nüzulü diye bir şeyin olmadığı her platformda dile getirilmektedir.​​

Peygamberimiz (sav)’e inanmayan bugünün Yahudileri, neden her yerde “Gargad” ağacını dikerler? Sormak gerekmez mi? Çünkü kıyamet alametlerinin anlatıldığı hadis metinlerinde bu ağaçla ilgili Yahudi’yi sevindiren bir ifade yer alıyor da ondan. ​

İnsanımızı birlikte tutan temel itikadî meselelerin sulandırılarak zihinlerde şüpheci izler bırakılması da yine bu gayeye matuf planların gereğidir.​

Kadim İslam ulemasının karalanması, yersiz mezhep tartışmaları, tasavvufi hayat biçiminin yerden yere vurulması, Kur'an Müslümanlığı safsatasıyla peygambersiz bir din icat ederek sünneti ortadan kaldırmaları ve nihayetinde Kur'an'da istenilen tahrifatın yapılması benzeri hamlelerle bunlar, akıllarınca Hristiyanlığı bozdukları gibi İslam'ı da ortadan kaldırarak dünya hâkimiyetini sağlayacaklardı.​

İnsanlık, lanetlenmiş bir kavim ve diniyle karşı karşıya. Dünya çapındaki Yahudi örgütlerini koordine eden B’nai B’rith orgizasyonu üst düzey masonları bünyesinde toplayan Bilderberg teşkilatı ile sıkı bir işbirliği içerisindedir. Ak Parti hükümetlerinden önceki bu Bildergerg toplantılarına ülkemizden kimler katılmazdı ki. Alınan kararlar harfiyen uygulanır ve kısa zamanda ekonomimiz felce uğrardı. O günler unutulmadı. ​

Çünkü bu Yahudi zihniyeti, kendilerinden başka tüm insanlığı bir köle olarak görmekteler. Haliyle dünya bütün nimetleriyle onların hakkı olmuş oluyor. Hırsızlık ve adam öldürmekten tutun da zinaya varıncaya kadar insanlık için iğrenç ne kadar ahlaksızlık varsa bunların yasak oluşları sadece kendi aralarındaki ilişkilere mahsus kötü şeyler olarak görülmektedir. Ya değilse bu tür çirkinliklerin kendileri dışındakilere uygulanmasında bir beis görülmemektedir. O yüzden insanlık içinde ur mesabesindedirler.​

Dünya nüfusunun çokluğu muhabbeti de bunların eseri. Yani dünyayı kendilerinden olmayan insanlardan arındırmak gibi bir saplantının fikir babaları yine kendileri.​

Bu zihniyetin dünya merkezleri "Arz-ı Mev'ud" toprakları oluşturduğu için bu bölgede savaşlar hiç eksik olmamıştır. Dünyanın sessiz kaldığı Filistin'de uygulanan insanlık dışı katliamlar bu sebeple yapılmaktadır.​

Bugünkü korona belası da bunların ürünü. Adamlar kendilerinden başka kimseyi kabul etmiyorlar. Ailesinin üçüncü neslinin en eski yaşayan üyesi ve Ağustos 2004'ten Mart 2017'deki ölümüne kadar aile patriği olan David Rockefeller’in insanlığı dehşete düşüren virüsten haberdar olduğunun basına yansıması üzerine konuyla ilgili bilgiler ailenin resmi sitesinden bir süre sonra kaldırıldığı görüldü. ​ David Rockefeller’in mutemet danışmanı Yahudi Henry Kissinger’dir.​

Herkesi satın alabilecek güçteler. Joe Biden, casusluk gerekçesiyle yargılanan Can Dündar için “Büyük Kahraman” demişti ve Mister Dündar, Cumhuriyet’in yayın yönetmenliğini yaparken “FETÖ’nün talimatları doğrultusunda” manşet atıyordu.​

Planlarına kim olursa olsun karşı çıkanı yok etmeye çalışırlar. Her ülkenin merkez bankasının büyük hissedarları bunlar. Ülke yönetimlerine emirlerine amade insan getirirler. Türkiye'de Menderes ve Özal bu çerçeveye sığmayınca ortadan kaldırdılar. Erbakan'ın başına gelmeyen kalmadı. Erdoğan bunların kâbusu adeta.​

28 Şubat’ta bu milletin başına gelen musibetlerin soğukluğu hala iliklerimizde dolaşıyor. Din kisvesi altında sahaya sürdürdükleri, Müslüm Gündüzler, Ali Kalkancılar, Adnan Oktarlar, Zekeriya Beyazlar, Yaşar Nuriler; günümüzde FETÖ şarlatanıyla suları bulandırarak hükümeti inanan gruplara düşman gösterircesine hala sinsi planlar sergileyerek hareket ettiklerini göremezsek günümüzde Uşşaki Tarikatı’nın başına örülen çorabı da göremez oluruz. Yersiz tartışmalara boğdurulmak isteniyoruz. Dünya siyasetine yön veren bir ülke konumuna çoktan geldik. Sahte haritaları yırtarak paçavra yapışımızı hazmedemeyen bu karanlık yapı, içteki birliğimizi yine bilindik oyunlarla yok etmeye çalışıyor.​ ​

Bunlar tüm İslam beldelerinde aynı dini argümanları kullanarak parçalanmamızdan doğan sancıların kesilmemesini istiyorlar. Taliban ile Afganistan’ı, Kes Nizani Tarikatıyla Irak’ı ve IŞİD’le Suriye'nin başına gelenler; Mısır, Suudi ve BAE'nın utanç verici tutumları; dünyanın neresinde olursa olsun yapılan tüm savaşlar yine bu zihniyetin birer ürünü. Adamlar dünyayı boşaltmak istiyor.​

Bu projelerine karşı çıkabilecek tüm güç odaklarını adeta ablukaya almış durumdalar.​

Biz Abdülhamid Han ile bu planlarını nasıl geciktirdiysek Erdoğan dönemiyle de bu planları tamamen imha edeceğimize inanıyorum.​

Batıl Hakk'a galip olamaz. Hak gelince batıl zail olur. Yeter ki biz hak üzere olalım bunların zevali hem yakın hem de kolay olacaktır.​

Mustafa Salim​
7 Eylül 2020 Ankara

YORUMLAR

  • 0 Yorum