Mustafa SALİM

Mustafa SALİM

GÜNDEM

AHLAKSIZLIKLA BİRİKEN TACİZ DAMLALAR

19 Aralık 2020 - 16:56 - Güncelleme: 19 Aralık 2020 - 18:56


Bardağı taşıran son damla ifadesinde dikkatler tek damlaya yoğunlaşırken, bardağı dolduran binlerce damla nedense gözardı edilir. 

CHP'deki bu cinsel sapkınlık adına medyaya yansıyan birkaç örneğe, aslında içerde daha bilemediğimiz binlerce olayın bardağa sığmayan bir damlası olarak bakmak gerekir.

Devlet yönetimine talip bir partinin geçmişinde bu milletle yaşadıklarını tarihin hesap sorucu sayfalarına havale ederken, şunun altını çizmek isterim: Bu milletin dini ve inancıyla sorunu olan bir parti olması dine bigane olmasını ve müslümanı görmezden gelmesini haklı kılmaz. Sonuçta bir İslam ülkesinde siyaset yapılacaksa o ülkenin değerlerine saygılı olmak bir o kadar önemlidir.

Yapılacak şey, bu ahlaksızlığı yapanları savunarak sağa sola saldırmak yerine başta seçmenine, sonra da milletten özür dileyip failleri cezalandırmak; akabinde şeffaf bir siyaset izlemek adina yapısal bir değişikliğe giderek, halkın nazarında alınlarına sürülmüş lekeyi temizlemek suretiyle gönüllere girmektir. Sonuçta bu durum kendini bilmez, nefsinin zebunu, şehvet düşkünü, şahsi menfaatlerini bağlı bulunduğu topluluğun menfaatlerinden önde tutan ham insanlardan sadır olacağını cumle alem bilir.

Yoksa bu tür vakaaların partinin genleri icabı olduğunu, tacize maruz kalmış bayanların tehdit edilerek susturulduğu, ya da susma payı olarak üst düzey görevlere getirildiği yönündeki iddialar havada uçuşur. Önceki başkanın parti içinden evli bir bayanla yakalanışını bu millet unutmamışken zihinleri bulandıracak daha bir çok muammayı da beraberinde getirecektir.

Bugüne kadar tepeden bakarak her türlü hakarete maruz bıraktığınız bu milletin yüksek irfanı, iman ve imansızlığın dayattığı hayatı da, bu hayatı dayatanların kim ve amaçlarının ne olduğunu bilip kestirdiği gibi zaafiyet ve yüceliğin esrarını da bilmiştir.

Bu itibarla zina, insanlığın fıtraten kabul etmeyeceği çirkin bir fiildir. Ancak sağlam bir iradeden mahrum olanların, şehvetin doruğunu temsil eden bu davranıştan kendilerini alıkoyamadıklarını maalesef görmekteyiz. Örf ve adetlerce de kabulü mümkün olmamasına rağmen insanlığın buna müptela olmasının en büyük nedeni ilahi ikazları gözardı etmesidir. Çünkü en büyük yaptırımın dinden kaynaklandığını bilmeyenimiz yoktur.

Bu sebeple dinin Allah'ın gönderdiği bir kanun olduğunu ve insanlığa ebedi kurtuluş ve mutluluğu amaçladığını irdelediğimizde yasaklamalar karşısında insanların neden direnmediklerini rahatlıkla görür ve anlayabiliriz...

Kur'an'da, mahzurlu olan her şeyin yasaklanması yapılmaması üzerine iken, zinadaki yasaklamanın ise bunun, o çirkin fiile yaklaşılmaması üzerine olması da hayli dikkat çekicidir. 

Bunun anlamı, zinaya götüren tüm yolların kapatılmasıdır. Bu sebeple cinsel tacizle gündeme gelen kişi, dernek, kurum ve partilerdeki bu yolların seyir ve trafiğine bakmak gerekir.

Nedir bu yollar?

Şehveti harekete geçirecek her şeydir. 

Bu yol, nefsi arzularla karşı cinse bakmakla başlar;  yine bu arzularla yapılan konuşmalar, okunan yazılar, izlenen tv ve sinema filimleri, sahnelenen tiyatro oyunları, dinlenen müzikler, gidilen eğlence yerleri, keyif verici madde kullanımı ve alkollu içeceklerle devam eder. 

Çünkü bu sıralanan tüm filler, zinaya davetin birer kancasıdır. Giyim ve kuşamların ahlaki sınırı aşan tarz ve biçimleri de bu manada karşı cinse birer davetiye mektubudur. 

Bu, bir eğitim işidir; iman, amel ve güzel ahlakın hakim olduğu ailede başlar. Aileler toplumun en küçük yapı taşı olduğundan toplum, rengini ailelerden alır. Dolayısıyla ailenin kalitesi, kaliteli toplumlar doğurur. 

Bizim ailelerdeki her birey ilk eğitimini, cinsiyet eşitliği üzerine değil, cinsiyet farklılığı ögretisinin hakim olduğu mefküre üzerine alır. Erkek çocuk, babasından ata binmeyi ögrenirken, kız çocuk da hamur yoğurmayı öğrenir annesinden. Yozlaşmaların fırsat verilmediği sağlam aile ve haliyle toplum, insanlığın kaynağını teşkil eden Adem ile Havva'nın kendilerine has özelliklerin yitirilmediği fertlerin teşkil ettiği bir yapıdır.

Komşuluk ve misafirlik ilişkilerinde sergilenen haremlik ve selamlık diye tabir edilen aile içi düzenlemeler yine cinsiyet farkliliginin zenginliğinden kaynaklanan bir değer biçimimizdir.

Camilerdeki ibadetlerimizde de bu denge hakimdir. Okullardaki karma egitimin de bu manada ciddi zararları vardır. Neden kız ve erkek okulları ayrı olmasın? Neden kız ögrencilere bayan öğretmenler ve erkek ögrencilere de bay öğretmenler tahsis edilmesin? Üniversiteli çocuklarımızın yerleştiği yurtlar, kaldıkları evler ve tutulan apartlar bu sebeple denetim altında tutulmalı.

Toplu taşımalarda da bu hassasiyet neden gösterilmesin?

Çalışılması gereken işler hariç, bir anne, neden çocuklarından kopartılarak bir işte çalıştırılmaya mahkum edilsin? 

Biz bu irfani yaklaşımlarla hayat sürdüğumüz asırlarda dünyaya örnek bir tolumduk ve bin yıl hükmederek cihanı zulmetten kurtardık. 

Hala inançlı insanlarla uğraşıp problem çıkarmaya çalışanlar elbette hakettikleri cezayı bulacaklardır. 

Biz, bu çatı aktında eşcinslerin desteklenmesine de şahit olduk...Sahte dini cemaat ve örgütlere sahip çıkıldığına da...Ne ekilirse biçileceğinin de o olacağını bilmeleri lazım.

İmam hatiple derdi olan, örtüye kem gözle bakan, ezandan rahatsızlığını dile getiren, inançlı insanların istihdamına tahammülü olmayan, erken yaşta Kur'an eğitiminden geçen çocukları kabullenmeyen bir zihniyetin mümesilleri oldukları müddetçe ne Meclisimiz terörden arınır ne de fuhşiyat belasından kurtulunur.

Bugün din ve dine dayalı ne varsa bunlarla savaşı varlığının yegane sebebi gören zihniyetin ahlaksızlıkta damla akıtması beni hiç de şaşırtmadı. 

Ne kadar önlem alınsa da bu konudaki sağlam iradenin ancak imanla mümkün olacağının altını çizmek gerekir. 

Mustafa Salim
19 Aralık 2020, Ankara

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum