Mustafa SALİM

Mustafa SALİM

GÜNDEM

TAKİYYECİLİĞİN DÜŞERSE TAKKESİ

02 Mart 2021 - 20:55 - Güncelleme: 05 Mart 2021 - 01:27

Siyaset gündemimiz HDP'in kapatılmasına yoğunlaşmış ve aykırı davranış ve söylem sahibi bazı milletvekiller hakkında fezleke hazırlanırken, HDP Milletvekili Pervin Buldan ile Deva Partisi Başkanı Ali Babacan'ın aynı karedeki resimlerini görünce şahsen şaşırmadım. 

HDP'le ortak değerler üzerine anlaştıklarının hatırası adına bir resim olsun diye sergiledikleri endamlı hallerine bir iki kelam etmek istedim.

Anadolu irfanınin yoğurduğu insanımız çok hassas bir yapıya sahiptir. Haliyle bu verdikleri poz, dikkatlerden kaçmayacaktır. Yanlış anlaşılmasın diye güzel insanımız, kötü mekanların önünden geçmez, uzasa da yolunu değiştirir. Asil insanimiz, pespaye insanların olduğu ortamda bulunmaz. Kötülüğüyle maruf tiplerle aynı karde olmaktan ar duyar; çünkü bilir ki arlanmamak, aynileşmesidir ar duyulacaklarla...

Söyle arkadaşını kim olduğunu söyliyeyim demişler atalarımız; insanı tanımak adına ne güzel bir kriter. 

İlk defa Bebecan olarak piyasada arz-ı endam eden bu şahıs, güzel insanların arasında Babacan diye ma'ruf olunca, ebrar olma yolunda kendisinden daha ulvi makamlar beklenirken, derekelerden bir menzili tercih etmesi elbette kendi sorunu olması cihetiyle fazla söz edecek değiliz. Lakin, bir hakikat anlaşılsın diye kelamı uzatmak da faydadan hali olmayacaktır.

Kuşun kanadını kıran derviş ile kuş arasında cereyan eden davanın, derviş aleyhine sonuçlanan hikayesi meşhurdur. Kısas gereği, dervişin kolunun kırılmasına verilen karara itiraz eden kanadı kırık kuş, bunun bir işe yaramayacağını söyleyerek kendisinden "dervişlik cübbesinin çıkarılmasının" daha uygun bir ceza olacağını söyleyerek talebini ifade eder. Çünkü kuş, bunun dervişliğine, üzerindeki cübbesine kanarak karar vermiş ve nasıl olsa bundan zarar gelmez diye uçmaya yeltenmemiş. Böylece başkaları da bu duruma kanarak benzer tehlikeyi yaşamasın diye dervişlik alametlerinin elinden alınmasının buna verilebilecek en büyük ceza olacağını mahkeme heyetine gösterir olmuş.

En tehlikeli düşman, bize benzeyen düşmandır demiş tekrar atalarımız. Tabiatıyla burada çok büyük bir incelik var. 

Bu inceliğe işaret ederek söylenecek her söz elbette boşa gitmeyecektir. 

Bugün bir FETÖ belasıyla karşı karşıya olduğumuz herkesin malumu. Kimlerin emrinde olduklarını, islami kimlikleriyle dolaşıp din adı altında ne herze yediklerini, halkımızın saf, dini duygularından nasıl istifade ettiklerini, vatandaşın bu sebeple bunlara nasıl kandığını yıllarca anlatmış olmamıza rağmen anlaşılmayan bir çok husus, 15 Temmuz'da giriştikleri başarısız bir darbeyle ancak anlaşılabildi. Bu anlaşırlılık da sadece onlara iltisaklı olmayan vatandaşlar nezdinde gerçekleşti. Haliyle yapılanmanın içinde olup mankurtlaştırılan beyinlerden bunun anlaşılmasını beklemek şurda dursun, hakikat ehlinin asıl kendileri olduğu yönündeki batıl inançları, bunları daha da azdırmış ve takiyyecilik yoluyla kendilerini kamufle ederek bir gün alacakları intikam ateşiyle yanıp tutuşmaktadırlar.

Hasan Sabbah'ın Haşhaşi Tarikati militanlarına benzer yetiştirilmiş satılık beyinler, bugün aramızda kriptolaşmış vaziyette cevelan etmekteler. Adeta uyumaya alınan hücrelerde uyandırılma talimatları beklemekteler. 

Fazla derinlere inmeden, sathi ve sığ bir bilgi bile bunların içyüzünü ortaya koymaya kafi gelir. 

Bir kalpte iki sevginin yeri olmaz diye insan ilişkilerimizin mahiyetini gösteren ne güzel ölçütlerimiz var. 

Allah'a iman edenin kalbinde küfür silinir gider. Bu kalbin içine küfrün değil Allah'ın sevgisi yer alır. Allah'ın sevgisi, Allah'ın sevdiklerini sevmeyi de gerekli kılar. Haliyle sevmediklerini de atar çöp sepetine. 

Düşünce ve fikirleri de bu doğrultuda gelişir ve derinleşir. Bu kişi artık her şeyin eksenine Allah'ın rızasını koyduğu için sevmesi de Allah içindir, nefret etmesi de...

Haramlardan sakınması da bu sevgiye bağlıdır. Bırak haramlara dalmayı, haramlara götüren yollardan da sarf-ı nazar eder.

Nazarında insan ya da grupların iyi ya da kötü olmaları da bu sevginin neticesinde beliriverir. Allah için buğzedip Allah için sevmenin manası budur işte.

Bunu tersinden işlettiğimizde de  aynı durum kötüler için söz konusu olur. Kötüleri sever, iyilerden nefret ederler.

Güya İslami cenahın bu adamı peki nasıl olur da dinine düşman birinin yanında yer alır?

Meclisi'mizde bir ur gibi duran, ne millete ne de değerlerine bir saygısı olmayan, güya siyasi bir parti ki PKK'nın şirin gösterilmeye çalışılan, aldatıcı yüzü olmaktan öteye geçmeyen ve milletin gözünde hiçbir değeri olmayan bir partinin, hangi gerekçe ile olursa olsun inanan insanların bunlarla hiçbir zaman işi olamaz.

Çünkü PKK ve demokratik yüzü HDP'nin varlığı, bu milletten asla ve kat'a hiçbir destek görmediği gibi kabulü bile mümkün olmamıştır. Sadece zoraki ve korkutularak büründürüldüğü bir kürt kimliği adı altında destekleniyormuş gibi gösterildi.

Örgütün tüm üst kadrolarının Ermeni ya da kripto Ermeni olduğunu artık bilmeyenimiz yoktur. 

Adeta Tapınak Şövalyelelerinin günümüz temsilciligine soyunan bir örgütlenme olduğundan da şüphemiz kalmamıştır.

Kandırarak içlerine aldıkları ve maşa gibi kullanıp cahil bırakılarak istedikleri gibi yönlendirilen kürt çocuklarını militanlaştırarak İslam dinine karşı düşman haline getirip, Mazdek adı altında sundukları ata dinleri diye putperest bir inancı empoze ederek beyinlerini yıkadıklarıni da biliyoruz. 

Kız militanlara özgürlük kılıfı altında tecavüz ettikleri; domuz yedikleri; esrar, eroin ve alkol kullandıkları; keyfince insan katlettikleri; ahlak adına ne kadar değer varsa ayaklar altına alıkları aşağılık insan tiplemeleri olduğunu da biliyoruz.

Yaptıklari eylemlerle toplumun huzurunu kaçıran, fitne yuvası olduğunu da biliyoruz.

Asıl hedeflerinin Büyuk Israil Devletini kurmada basamak bir terör ötgütü olduğunu; ABD'nin bu sebeple Yeni Dünya Düzeni hedefleri için her türlü silah yardimı yaparak maşa gibi kullandığını da biliyoruz.

Bu partinin kapatılmasına yetecek tüm deliller ortadayken, sebepler olgunlaşmışken karşılaştıgımız engellerin kökleri görüldügü gibi gayet derinlerde yer almaktadır. 

Konuyu toparlayacak olursak karşımızda Allah'a düşman bir yapının olduğunu görüyoruz. 

Buna rağmen bu örgütle yan yana gelmek, bunlarla işbirliği içinde olmak, yardımlarından medet ummak, hangi aklın ürünü olabilir? Dine sığar mı? İmanı olan buna tahammül eder mi? Allah'a savaş açmış bu insan ve teşkilatlarını, Allah'ı seven biri sever mi?

Ayrı kutupların bu iki insanı bir araya getiren ne? Babacan mı kaydı yoksa anlar mı hidayet buldu? Onların hidayet bulmadığı gayet açık; peki Babacan'nın ne işi var orada? Bence dervişlik cübbesini tam çıkartma zamanı. Bunu da bu millet çıkaracaktır.

Muhalefet dediğimiz güruhun yapısı bu. Siyasetteki gayeleri belli. Nasıl ki iki ayrı kutuptan PKK ile DEAŞ aynı aklın ürunü ise, HDP ve FETÖ de aynı aklın ürünü. 

Bu resim her şeyi ortaya koymuyor mu? 

2023 hedefimiz, üst aklın korkusu olduğu sürece bunların panikkemesi de bitmeyecektir. 

Millet olarak ihanetlere elbet geçit vermeyeceğiz.

Bunların bir hesabı varsa, Rabbimin de bir hesabı var ve ancak onun hesabı tutacaktır. Gerisi angarya...

Mustafa Salim
01 Mart 2021, Ankara

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum