Öğr. Gör. Memduh Yağmur

Öğr. Gör. Memduh Yağmur

EĞİTİM

Cumhuriyet Bayramımız ve Kazanımlara Sahip Çıkmak

29 Ekim 2020 - 10:57 - Güncelleme: 29 Ekim 2020 - 13:50

97. yılını kutladığımız Cumhuriyet Bayramı, yoktan var edilen,Osmanlı ‘nın küllerinden doğan Türkiye Cunhuriyeti’nin kuruluş günü olduğu gibi, milli iradenin de yönetim biçimine girmesidir.
Osmanlı Devleti,  Mondros anlaşması ile yenilgiyi kabul ettikten sonra silahlar teslim edilmiş ve İstanbul, İzmir gibi çok şehrimiz işgal edilmişti. Kara günler gelmiş ve Türk’ün başı eğilmiş şekilde çare ararken beklenen kurtarıcı da hazırlıklar yapıyordu.
19 Mayıs 1919 bir dönüm noktasıdır. Mustafa Kemal, milli mücadeleyi başlatmak için Samsun’a hareket ediyor ve kıvılcım çakıyordu. Samsun’dan Amasya’ya , Erzurum ve Sivas’a giden bir yolda yapılan Kongreler ile vatan ve milletin bölünmez bütünlüğü için mücadele başlamasına karar veriliyordu. İşgal altındaki İstanbul hükümetini tanımayarak 23 Nisan 1920 de TBMM açılarak yeni bir devlet kurulmuştu.
Yokluklar ve yetersiz cephane ile bütün Avrupa’ya karşı adeta Türk’ün Ergenekondan yeniden dirilişini gösteriyordu Türk Mİlleti. Bİr millet, her türlü engellere rağmen  inanınca neler yapacağını bir daha  göstermiş ve düşmanı denize dökmüştü.
Lozan Anlaşması ile artık Osmanlı’nın küllerinden yeni bir devlet doğmuş ve dünyaca tanınmıştı. Kazanımlar ile savaş bitmiş ve yeni bir dönem başlamıştı.
28 Ekim 1923… Mustafa Kemal, İsmet İnönü, Fethi Okyar ve Kazım Özalp'i Çankaya Köşkü'nde yemeğe davet etti. “Efendiler, yarın Cumhuriyet'i ilan ediyoruz” dedi. Yemekten sonra İsmet İnönü ve Mustafa Kemal sabaha kadar Meclis'e sunulacak taslak üzerinde çalıştı. O gece Türkiye'nin kaderi ve yönetim biçimi şekillendi… Atatürk, metnin ilk maddesine şunu yazdı: “Türkiye Devleti'nin hükümet şekli Cumhuriyet'tir.” Cumhuriyetin ilanına artık sadece saatler vardı.


29 Ekim 1923… Meclis, saat 18.00'de toplandı. Genel Kurul sıralarında 158 milletvekili oturuyordu. İnönü, Meclis'e Anayasa'nın birinci maddesinin değiştirilmesi teklifini sundu. Bu öneri, Genel Kurul'da büyük tartışmalara neden oldu. Kanun teklifi oy birliğiyle kabul edildi. Bütün milletvekilleri ayağa fırlayıp dualar eşliğinde üç kez “Yaşasın Cumhuriyet” diye bağırdı… Falih Rıfkı Atay, o anda Meclis'te yaşanan heyecanı şöyle anlattı: “Oylamada yanımda bulunan Osmanlı'nın dahiliye vekili Hazım Bey'i hatırlıyorum. ‘Kabul edenler' diye sorulunca iki elini birden kaldırdı.”

Meclis’in Anayasa’da 29 Ekim 1923’te yaptığı değişikliklerin yeraldığı ve Meclis kâtiplerinin yazdıkları sayfa. Bu metin Cumhuriyet’in ilânının ilk resmî belgesidir (TBMM Arşivi).
 
 
Saat 20:45'te Cumhuriyet ilan edilmişti. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı'nı seçmek için kapalı oylama yapıldı. Aslında aday da yoktu. Oturuma katılan 158 milletvekilinin aklında tek bir isim vardı: Mustafa Kemal Atatürk… Oyların tamamını alarak  ilk Cumhurbaşkanı seçildi. Alkışlar arasında kürsüye çıkan Atatürk, ‘ Daima milletin sevgi ve güvenine dayanarak hep birlikte ileri gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti mutlu, başarılı ve galip olacaktır.” Dualar okundu, oturum sona erdi…
 
Dışarıda ise coşku sürüyordu.  Meclis'in önünde toplanan vatandaşlar Mustafa Kemal'i büyük sevgi gösterisiyle karşıladı. Yurdun dört bir yanında 101 pare top atışı yapıldı . Halkın büyük coşkusu vardı. Ertesi gün diğer illerde de kutlamalar yapılmış ve devletin adı  Türkiye Cumhuriyeti olmuştu.

 
Diyanet İşleri Reisliği’nin Cumhuriyet’in ilânını halka duyurmaları için müftülüklere gönderdiği telgraflardan biri (Cumhuriyet Arşivi, 051-0-8-65-35-1).
 
 
Atatürk,Cumhuriyeti şu sözlerle anlatmaktadır:
 
Atatürk, Cumhuriyet'i işte bu sözlerle anlattı: Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemi ile devlet şekli demektir. (1933) Çağdaş bir Cumhuriyet kurmak demek, milletin insanca yaşamasını bilmesi, insanca yaşamanın neye bağlı olduğunu öğrenmesi demektir. (1931) Benim naçiz vücudum birgün elbet toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek yaşayacaktır. (1926) Türk Milleti'nin tabiat ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir. (1924) Az zamanda çok büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti'dir. (1933) Cumhuriyet, Türk Milleti'nin refah ve yükselmesi yolunda asırların görmediği başarılara erişti. Asla şüphe yoktur ki Cumhuriyet'in gelecek evlatları, bizden daha çok refaha kavuşmuş ve bahtiyar olacaklardır. (1933)
"Cumhuriyetimiz öyle zannolunduğu gibi zayıf değildir. Cumhuriyet bedava da kazanılmış değildir. Bunu elde etmek için kan döktük. Her tarafta kırmızı kanımızı akıttık. İcabında müesseselerimizi müdafaa için lâzım olanı yapmağa hazırız." 1923 (Atatürk'ün S.D. III, S. 71)
"Cumhuriyet, yeni ve sağlam esaslariyle, Türk milletini emin ve sağlam bir istikbal yoluna koyduğu kadar, asıl fikirlerde ve ruhlarda yarattığı güvenlik itibariyle, büsbütün yeni bir hayatın müjdecisi olmuştur." 1936 (Atatürk'ün S.D. I, S. 372)
 
97. yılında Türkiye Cumhuriyeti, yine aynı iman ve ülkü ile,  ilk günün heyecanı ile 21. Asrın lider ülkesi olma yolunda ilerlemektedir. Bu asrın Türk asrı olması ise, milli birlik ve beraberlik ile Türklük gurur ve şuurunun zirvede olması ile mümkündür.
Cumhuriyetin kazanımlarını ancak kaybedince anlayabiliriz.Esir milletlerin  bağımsızlık mücacelesinde  Mustafa Kemal ATATÜRK ve Türkiye Cumhuiyeti'ni örnek aldıklarını biliyoruz. Önderimiz dururken başka örnekler arayanlar gafil veya hainlerin ta kendisidir.
Aydınlık bir Türkiye için her zaman Cumhuriyet.
Türk Milleti yaşadıkça, Cumhuriyet yaşayacaktır.
Tanrı Türk’ü Korusun ve Yüceltsin…

 
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum