Prof Dr. Serap GÖNCÜ

Prof Dr. Serap GÖNCÜ

TOPLUM PİSKOLOJİSİ

Akıl nerede kaldı!

24 Haziran 2021 - 11:11

Akıl nerede kaldı!
Zihin hayat boyu performansımızı belirleyen en büyük hazinemiz. "İnsanı, diğer hayvanlardan farklı kılan nedir?" sorusuna kimi "ruh"; kimi "edep" veya "ahlak" demiştir, kimi "düşünce" demiştir. Kimileri de sanat, din, müzik, felsefe, vs. olarak cevap vermiştir. Ancak bilimin cevabı "İnsanı diğer hayvanlardan ayıran birincil özellik, beyin kapasitesidir”. Beyin olmaksızın bilim, sanat, felsefe, edep, ahlak, düşünce gibi başarıların da olması mümkün olmaz. Yaklaşık 1.5 kg olan erişkin insan beyninde 100 milyar kadar nöron (sinir hücresi) bulunmaktadır. Her bir nöronun diğer nöronlar ile 10.000 civarında bağlantısı olduğuna göre beyinde trilyonlarca bağlantı vardır. Tıpkı internet bağlantıların zamanla genişlemesi artması gibi insan zihni de inşa olarak gelişmeye devam eder. Duyularla alınan tat, kok ses, kelime, ışık, renk vs. gibi bilgiler de beyindeki bağlantıları arttırır.  Beyin sürekli gelişip yenilenerek tam vardiya çalışıyor. İnsan büyüdükçe dürtü kontrolünü de öğrenerek bağlantılarını geliştirerek 20’li yaşlara ulaşır.  Bu dönemlerde birey beyin risk almayı sever. Ancak ileri yaşlarda kendi ayakları üzerinde durabilen, fiziksel ve zihinsel engelleri aşabilen, üreten, fayda sağlayan bireyler olmak için her yaş dönemi beyin gelişimini doğru yönetmek gerekir. Beyni geliştirmek için
1. Doğru beslenmek,                           2. temiz hava, bol oksijen, 3. “Strese tepkiyi” yönetebilme,
4.Spor yapmak,                                    5. Güzel dostluklar,                             6. Zamanında, düzenli ve yeterli uyku ve
7. her konuda gerektiğinde uzman destek alabilmek gerekir.
Aslında beynin en sevdiği şey zorluklardır. Ama yine en nefret ettiği şeyde zorluklardır. Bazıları bulmaca çözmeyi, bazıları bozuk eşyaları tamirini, acı çekse de spor yapanlar, kar kış demeden dağa tırmanalar bunlara örnektir. Bu saydıklarımın hepsi aslında bir açıdan büyük bir zorluk ve meydan okumadır. Beyne yeni deneyimler kazandırmak, beynin daha sağlıklı kalmasını sağlar. Bir çok kişiden, kaynaktan  akıl alınabilir ama  zeka sadece çalışarak geliştirilebilir.  Zihni aktif tutmak için de diğer bazı egzersizler vardır. 

  • Kullanmadığınız eli kullanmak                                                          
  • Gözleri kapatarak evin içinde gezinmek
  • Anahtarı, ceketi, gözlüğü farklı yerlerde bırakmak                      
  • Araç ile seyahatte etrafı izlemek
  • Kalabalık alanlarda insan davranışlarına anlamlar vermek         
  • Kelime üretme oyunları oynamak
  • Elinizle dokunduğunuz nesnelerin özelliklerini tahmin etmek
Ancak zihin maalesef resimleri, kelimeleri ve hatta kokuları da depolama özelliğindedir. Özellikle büyümenin çok hızlı olduğu çocukluk yıllarında depolananlar daha sonraki hayatta ortaya çıkacak tepkileri de belirler. İnsan zihni büyük bir hazine ama bu zihin aktivitelerini ne amaçla ve nerede kullandığı çok daha önemli.  Immanuel Kant "Akıl, fenomenlerin benzerliğinden kurallara varma yeteneğidir” der. Rudolf Rudolf Eisler’e göre akıl, anlayış karşısında ruhun bir bütün olarak anlama, (doğru) kavrama (soyutlama) hükme varma kapasitesidir. Kısacası akıl, birbiriyle bağlantı kurarak kıyaslayan, inceleyen düşünce ve anlama, yani kelimelerin ve kavramların manalarını bilme yeteneği demektir. Akl-ı selim (bon sense) ise özel bir eğitim almadan normal insanda doğal olarak mevcut olan, normal, metodik olmaktan uzak ve dolayısıyla yanlış sonuçlara daha kolay varabilen kavrama ve hüküm verme gücüdür." Arthur Schopenhauer ise “akıl, sebep ve sonucu ayırt etmektir” der.  İnsanın her çeşit faaliyetinde doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden ve güzeli çirkinden ayıran bir güç akıldır.  Kur’an terminolojisinde akıl “bilgi edinmeye yarayan bir güç” ve “bu güç ile elde edilen bilgi” şeklinde tarif edilmiştir. Kur’ân-ı Kerîm “ancak bilenlerin akledebileceğini” söyler (el-Ankebût 29/43). Bugün çok zeki insanlar var ve çok güzel bilgi alıyorlar ama elde ettileri bilgiyi kulandıkları yerler şaibeli.  Aslında akıl, beş duyu ile elde edilerek  anlama, yargılama  ve hüküm çıkarma yeteneğidir.  Tezekkür (sebepler üzerine yoğunlaşma), Tedebbür (tedbirlere yoğunlaşma), Teakkul (sebep ve sonuç bağı kurma) ve Tefakkuh (doğru kriterlerle sonuç çıkarma) ile tefekkür etmek gerekir. Hz Mevlana “Yüce Yaratan, Melekleri yarattı, onlara akıl verdi; hayvanları yarattı onlara şehveti verdi, insanlara ise hem aklı hem şehveti verdi. Aklı şehvetten üstün olan, meleklerden de üstündür, şehveti aklından üstün olan, hayvanlardan daha aşağıdır." diyerek bunu ifade etmektedir. Heves veya anlık hislerle  hareket etmenin,  kalabalıklara tabii olmanın, teamüllere meyletmenin  adı "akletmek" değildir. Bugün galiba zeka yükseldi ama zekayı yöneten akıl, akletme becerisi geride kaldı. Ayrıca zeka, bazı menfaat, çıkar, heveslerin baskısında biryerlerde hapsoldu.