Prof Dr. Serap GÖNCÜ

Prof Dr. Serap GÖNCÜ

TOPLUM PİSKOLOJİSİ

Sebebi var

20 Ekim 2021 - 11:05 - Güncelleme: 21 Ekim 2021 - 11:36

Sebebi var
COVID pandemi döneminde de birçok insan istemiyorum dese de kendini kaygı ve korkunun en derin kuyularında nefes almaz halde buldu. Bu etki korku ve kaygıyı yaşayanlarla sınırlı kalmadı yakın çevresini de etkileyerek herkes için imtihan sebebi oldu. Kaygılı insanlar her an sadece ciddi tehlike anında olması gereken "savaş veya kaç" duygusunu yaşar oldu.  İnsan bu yüksek gergin hali sadece büyük bir tehdit olduğunda yaşar.  Bir tehdit olduğunda da savunma çağlayanı" denen fizyolojik, psikolojik, davranışsal tepkilerle kendini korumaya çalışır. Bu duygu beynin en derinlerinde en iyi korunan bölgesinde yerleşmiş olan limbik sistemde bilinçaltının fonksiyonudur.  Stres koşullarında en doğru tepkileri verebileler hayatta kalacağı için doğru kararı almasını sağlayan genetik kodlarda gelecek nesillere aktarılacaktır. Bazen limbik sistem de sınırları aşar ve kendini koruma adına ölümcül olmayan durumlarda bile devreye girerek yanlış alarm verir. Limbik sistemi rahatlatmadan kişinin kaygılarını kontrol edebilmesi imkânsız gibidir. Limbik sitem bir tehdit algıladığı sürece yönetimi mantığa bırakmayacaktır. Limbik sitemin az veya çok değil normal düzeyde ve gerektiği gibi çalışması gerekir. Limbik sistemi çıkarılan canlılarda 'duygu körlüğü' oluşur. Hissetmeyen veya hissetse de hissettiğinin farkında olmayan bireyler meydana gelir. Beynin duygusal ayarını sağlayan limbik sistem ise aşırı etkin olduğunda olumsuz duygular devreye girer. Olumsuz duygu yaşandığında beyin insanı korumak için kortizol salınımını arttırır ve kişi içgüdüsel davranmaya başlar. Olumlu duygu yaşandığında da beyinde ’endorfin’ salınımı artar. Böylece insan kendini daha dingin, rahatlamış ve mutlu, iyi hisseder. Kaygılı kişiler genel olarak birçok belirti yaşarlar, ama akla gelen ilk belirtiler sürekli yorgunluk, baş ağrısı, kas ağrıları,  gerginlik, huzursuzluk, konsantre olamama, tahammülsüzlük, sersemlik hissi, sıcak basma, titreme, terleme, uykuya dalamıyor veya gece sık sık uyanma şikâyetleri vardır. Kaygılı kişi sürekli “kötü bir şey olacakmış hissi”, “hoş olmayan bir endişe hali” ya da “nedensiz bir korku” yaşar. Şöyle düşünelim, okula ilk başlayan bir çocuk, sevgilisi ile buluşmaya giden bir gençte de aynı duygular yaşanır ama kaygıyı normal yaşayanlar yaşamaya devam eder üstüne gider ve olayı yaşadıktan sonrada rahatlama fazına geçebilirler.  Limbik sistemin yönetimindeki kişi istese bile bildiği gerekli adımları atıp rahatlamayı başaramaz.  Yapması gerekenleri bilir ama gerekli adımları hiç atamaz, adım atar ama devamı gelmez, başlar devam da eder ama sonunu getiremez, vazgeçer. Üstelik böyle birçok başlangıçlarla, denmeler yapıp sonuç alamayarak öğrenilmiş çaresizliği de kaygılara ekler.  Doğru adımları atmadığı, uzman yardımı, desteği alamadığı zaman ben yapamam ne yapsam da olmuyor noktasına gelir. Üstelik kaygılı kişiler genelde çok da zekidirler. Çok fazla düşünüp daha adım atmadan 10 adım sonrası için tahminler üretmede ustadırlar. Ancak yine de küçük bir çocuk gibi düşünürler güvendiği kişilere çok inanır ve onların desteği ile birçok adımı atabilirler. Kaygıyı yaşayan çocuğumuz, eşimiz, kardeşimiz veya annemiz olabilir. Onların bu zor günlerinde

  1. Uzman desteği almak ve her aşamada danışarak gerekli desteği vermek.
  2. Kişi stresli ve kaygılı iken sakinliği korumak ve güvenebileceğini ve onu anladığınızı göstermek
  3. Yüz ifadeleri ve davranışlarla sakinleştirici ve güven verici yaklaşım içinde olmak
  4. Krize girip ağlamaya başladığında, sadece sarılıp sakin geçecek yanındayım demek
  5. Kaygı duyduğu olay nedir ve o anlarda hislerini anlatmasını istemek,
  6. Onu dinlemek ve kaygısı konusunda detay vermesini istemek, en kötü ne olur diyerek düşünmesini sağlamak
  7. Onun korkularının gerçek olduğuna inanmak ve bunu ona ifade etmek.
  8. Benzer olay üzerine film izlemek, kitap okumak, örnek modelleri görmesini, mümkünse konuşmasını sağlamak
  9. Yaşanılan evi sık sık havalandırmak, olumlu enerji akışı için canlı bitkiler koymak
  10. Doğru beslenmek için, kaygıyı artıran çay, kahve, sigarayı  azaltmak; rahatlık veren kırmızıbiber, pişmiş domates, kabak çekirdeği, pazı, ıspanak, badem, kefir, yoğurt, muz, balık, yumurta, tavuk, bezelye veya havuç gibi ebsinleri tabaklara eklemek
  11. Doğal ortamlarda yürüyüş ve nefes çalışmaları yapmak
  12. Evde yapabileceği sorumluluklar ve görevler vermek, yardımını isteyerek onun normal hayata dönüşe yardımcı olabilirler.  
İbni Arabi‘nin “Karanlığın en koyu olduğu an, aydınlığın en yakın olduğu zamandır” sözünde ki gibi en değerlilerimizle en zorlandığımız zamanlar ailenin bu süreçten kenetlenrek çıktığı aydınlığın en yakın olduğu zamanlar olması gerekir.  Sevdiklerimiz “kaygı hapishanesinde korku tünellerinde iken”, en zor günü deyip, bir şeyler yapabiliriz. Her şey bir adımla başlar ve iyi şeylere niyet edip gayretle devam edenlere, vazgeçmeyenlere güneş istedikleri aydınlığı sunar.