Yavaş dersem çık, hızlı dersem çıkma...
Prof Dr. Serap GÖNCÜ

Prof Dr. Serap GÖNCÜ

TOPLUM PİSKOLOJİSİ

Yavaş dersem çık, hızlı dersem çıkma...

05 Mayıs 2020 - 15:53

Yavaş dersem çık, hızlı dersem çıkma...
21. yüzyıl "hız çağı" olarak tanımlanmış. Eksik kalmış, "hız ve haz çağı" olarak adlandırılmalıydı. Çünkü, modernleşme, zihinlere hızı ve hazzı birlikte dikte ediyor. İnsanoğlunun biricikliği, diğer türlerden farkı, kendiliği ve kendi olma çabası ise hız ve haz ile ters yönde gelişebiliyor. "İnsanoğlu hızlandı, insanlık geride kaldı". İlk emir olan "Oku" bile hızlandı.  Hızlı okumada amaç  "belirli sürede daha doğru, daha çok ve  idrak ederek okumak" olmalıdır. İngilizce 'understand' ve Almanca 'verstehen' sözcükleri 'stand' (durmak), Yunancada bilmek anlamındaki 'episteme' kelimesi olan 'ste' (durmak) kökünden türemesi bunu vurgular. Türkçede de "Durup düşünmek" de benzer ilişkiyi  öne çıkarmaktadır. Ayrıca Arapça  durmak, ayakta durmak, bir yerde beklemek anlamına gelen vakıf kelimesi 'vâkıf olmak' sözü de bir işi en ince ayrıntılarına kadar bilmek anlamında kullanılır. Okumakta hız[1] ve haz zıt yönlü bir ilişkiye sahip, hızlandıkça okunandan alınan zevk azalır çünkü, zihin hızlandıkça bilgiyi işleyecek zamanı bulamaz. İnsan fotoğraf makinesi gibi görmez, okurken beyin, zihin, algı ve idrak de dahildir. Bir çocuk dakikada 110-120 kelime; erişkin ise 200-300 kelime okuyabilir. Düzenli okuma alışkanlığı olan birisi ise dakikada 400-600 kelime okuyabilir. Çünkü, okudukça göz kasları çalışır ve görme alanı genişler, kelime hazinesi artar, geçişleri, deyimleri atasözleri zihinde tamamlar hale gelir. Her okunan kitap bir sonraki kitabın okunmasını kolaylaştırır. Ancak okuma ile yazıdan alınacak bilginin ötesinde birtakım dersler vardır. Bir yazı kaç sayfa olursa olsun bazı hedefler, bilgiler, özelikler ve dersler  içerir. Tıpkı bir sinema filminde  sadece oyuncuları  değil arka planda yer alan giysileri, mekanı ve hatta filmin çekildiği sahnedeki hayvanların, ağaçların durumunu zihnin kaydetmesi gibi kitapta anlatılanların ötesindeki mesajları da zihin kaydeder. Bir kitapta veya yazıda bir başlık (top line) vardır, amacı belirtir, yazıyı tanımlar, içeriği hakkında kısa bilgi verir. Ayrıca, yazıda geçen olaylar veya bilgilerden elde edilen sonucu vurgulayan sonuç dip not, (bottom line) vardır. Bir yazıda ikna edici, fayda sağlayacak ve bilen kişilere ufuk açacak detay bilgiler içeren satır arası (in line) bilgiler vardır. İşte bir kitaptan (yazıdan) gereken faydanın sağlanması (ben bu faydayı kişinin kendini bulması olarak alıyorum) bu bilgilerle olur. Kişiler bu satır arası bilgilerde cevaplarını da bulur. Ahmet Altan'ın tehlikeli masallar kitabında anlatılan prensin evlilik hikayesinin özveriyi anlatması gibidir. Özveri nereye kadar sorusuna cevap arayan birinin bu hikayeyi okuması yeterli olacaktır.
Okumayı sadece kitap veya yazıyı okumak olarak anlayanların okuma terimini yeniden tanımlaması gerekir. Çünkü Oku!!! emri geldiğinde Kuranı kerim henüz ortada yoktu. İlk vahiy 610 yılı,  son vahiy ise 632 yılında indirilmiş ve Kuran bu iki tarih arasında kalan 23 yılda tamamlanmıştır. Bu emir, okumanın sadece yazıyı veya yazılanları değil, evreni, hayatı ve insanı okumak demek olduğunun en önemli işaretidir. Evet insanlar açık bir kitap aslında ve çeşitli şekillerde kendini ifade etmeye çalışıyor. İnsanlar iletişim kurarken kendini anlatmaya çabalar. Bazen kendini göstermek istediği gibi göstermeye bazen de kendini olduğu gibi anlatmaya çabalar. Bazen karşısındaki insana göre tavır alırken bazen sadece gerekeni yapmaya çalışır.  Ama günlük hayatta çoğu zaman duygularını gizlemeye çalışır. Bu gibi durumlarda doğru yanıt insanın davranışlarında saklıdır. Çünkü vücut dili asla yalan söylemez. Vücut dili işaretlerini anlamlandırmada görsel temas gerekli ama yeterli değil, zihinsel süreçte gerekli. Yani baktığında yapılan davranışın ne anlama geldiğini bilmek için zihinde birikim olması gerekiyor. Hız çağının en büyük handikabı ise "göz temassız iletişim"dir. Görsel teması koruyan ve karşısındaki kişiyi dinleyenler, iletişim hatalarına daha az düşmektedir. Bunun içinde öncelikle iyi bir gözlemci olmak gerekir. İyi bir gözlemci, pek çok kişinin görmediği ya da önemsemediği detaylara dikkat ederek çok önemli sonuçlara ulaşabilir. Bir kişinin duruşu, yürüyüşü, kıyafetleri, mimikleri, kullandıkları sözcükleri, tepkileri önemli ipuçları sağlar. Ama insanların davranışlarını doğru okuyabilmek için de zaman gerekir. Unutmamak lazım ki  "bakmak için gözün, görmek için algıların açık olması gerekir". Eğitimli bir gencin okuma hızının da dakikada 400-800 arasında olması beklenir.

 
[1] Okuma hızı, rahat bir ortamda kronometre ile zaman tutularak  seçilen metnin okunması ile yapılır. 1 dakika sonunda kaç kelime okunduğu sayılır.   Daha sonra metinle ilgili sorular cevaplandırılarak, anlama düzeyi belirlenir.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum