Yiğit Aslanata

Yiğit Aslanata


Ne yeri - ne de zamanı...

19 Ekim 2018 - 15:24 - Güncelleme: 19 Ekim 2018 - 15:26

Hem AK Parti camiasından hem de MHP camiasından andımız ile ilgili ufak ufak atışmalar başladı nedense tam da ittifak görüşmelerinin yapıldığı bir vakitte gündemde bile olmayan çoğu kişinin unuttuğu fakat bir anda gündemin değişmesini sağlayan bu kararın altında belli ki bir bit yeniği var. Danıştay' daki kurulun, kimden veyahutta kimlerden nasıl bir talimat aldığının araştırılması buna binaen tekrar istikrarlı düzenin devam etmesini sağlamak gerekmektedir. Bu apaçık ittifakı zedelemek, iki partinin vücut bulan dostluğunu irdelemeye yönelik bir hamledir. Malumunuz andımız olayı geçmişte de çok tartışılmıştı gelelim ki günümüz Türkiye’ sinde artık bu tarz durumların tartışma konularından çıkması teknolojik alanda  girişimlerde bulunulması lazımdır. Bugün birçok gelişmiş ülke bu tarz tartışmaları çok geçmişte bırakmış savunma, sanayide, gıdada vb. sektörlerde devrim üzerine devrim yapmışlardır. Bu nasıl mı olur? Tarafların artık birbirilerini yerdeleme değil de, birbirlerine destek nitelikli yaklaşımlarda bulunması ile olacaktır. Fakat ne yeri - ne de zamanı olan bir günde Danıştay' ın aniden böyle bir gündem çıkarması, AK Parti ve MHP kanadının ufak ufak atışmalarının başlamasına sebebiyet verdi sanki bu durumun planlanmış bir proje olduğunu gösteriyor. Oyunun farkında olanlar pek dahil olmazken duygusal yaklaşım gösterenler bu onurlu yürüyüşe zarar verme yolunda emin adımlar ile ilerliyor tabii son sözü Devlet büyüklerimiz söyleyecektir. Düşmanın sinsi oyunlarına düşmemeli, olaya tek taraflı bir tutum sergilememeliyiz. Dava Allah’ın davası, Atatürk veyahutta başka bir siyasi liderin davası değil illa ki bir Ant oluşturulacak ise o antta, Müslümanlığın da dile getirilmesi gerekmektedir. Alemlere rahmet olarak gelen Peygamber Efendimiz (S.A.V) göstermiş olduğu hedefi, Müslümanlığın açmış olduğu yolu bizzat söylememiz gerekmektedir. Yazıyı çarpıtmaya çalışacaklardır onun için şuraya bir dipnot yazalım farkındaysanız Atatürk’e karşı herhangi bir atıfta bulunmadım yalnızca andımızın yanlış uyarlandığını illa ki olacaksada gerçekten Müslüman bir devlete yakışacak bir dilde kullanılmasını istediğimi belirttim. Bize ahiret sorgusunda Türk müydün, Kürt müydün, Laz mıydın, Çerkez miydin diye sormayacaklar... 

Rabbimiz kim?
Dinimiz ne ?
Kitabımız ne ?
Kıblemiz neresi?
Kimin kuluyuz?
( SİZ MÜSLÜMAN MISINIZ? )
Ne zamandan beri Müslümansınız ?
Kimin zürriyetindensiniz?
Kimin milletindensiniz?
Kimin ümmetiyiz? 

Vesaire...

Ben dört dörtlük Müslüman olduğum için yazmadım bunları ama olmamız gerektiği için belirttim hesap günü bunların cevabını nasıl vereceğiz, nasıl aklımıza gelecek dünyalık şeyleri birbirimize dayatmaktan ne zaman vazgeçeceğiz ? O gün geldiğinde kafayı tabuta vurduğumuzda: 'Allah' ım, sen beni affet' derken aklımıza bunlar gelecek mi? Yani değerli dostlar uzun lafın kısası başlığımda da belirttiğim gibi bu tarz tartışmaların artık ne yeri - ne de zamanı... Zaman birlik olma zamanı, zaman düşmana karşı 15 Temmuz' daki gibi büyük bir iman ile sırt sırta verme zamanı, zaman hep birlikte Türkiye olma zamanı, zaman ümmete ışık olma zamanı vesselam...

YORUMLAR

  • 0 Yorum