GEZİ'DEN MEDET UMAN ODUNLAR

Gazete manşetlerinde Gezi Olaylarının cereyan ettiği günlere ait tahribat fotoğraflarını görünce Devletimizin maruz kaldığı zararın ne derece büyük boyutlarda olduğunu bir kez daha hatırlamış olduk.​

GEZİ'DEN MEDET UMAN ODUNLAR
Editör: Emre KAYIRLI
21 Şubat 2020 - 06:23


Bu gezi ruhlu alçaklara hakkımız zaten helal değil; ya bu davanın beratını veren hâkimlere ne demeli? Gezi temizliğine yargıda başlamak lazım. Yargıda gezi ruhlu hukuk maskeli, kriptolar temizlenmediği müddetçe ülkemiz, içindeki hırsızdan dolayı kapı kilidi tutmayan eve döner. ​

Güçlü ülke olmanın yolu kim olursa olsun, kimlerden gelirse gelsin hainlerin bulunup derhal cezalandırılmasından geçer. ​


Bunun için uluslararası şebekelerle irtibatı olanlar deşifre edilmeli, kamuoyu oluşturularak milli mefkûre teyakkuza geçirilmelidir. ​

Gerekirse ev ev gezip milletimiz bilinçlendirilmelidir. Yoksa geçmişteki hainlikler bir bir unutturulup failleri temize çıkarılmakla ​ hiçbir tehlikenin aslında olmadığını, hatta bunun birileri tarafından hayalen üretildiği iması verilerek millet olarak haklı durumdan haksız duruma düşürülmek suretiyle olası bir ihtilale haklı bir gerekçe oluşturma peşinde olanlara da mani olunmalıdır.​

Vesayet döneminden kalma sözüm ona ferasetsiz, aklı kıt birinin hukuk adına sarf ettiği mide bulandırıcı, kime hizmet ettiği belli, fakat önünü görmekten aciz çevrelerce organize edilen bir tavrın garabeti cami duvarı ve ecel meselesini getirdi akıllarımıza...​

Neymiş, iktidar partisinin Fetö bağlantısı üzerinden kapatılması herzesiyle arz-ı endam eden bu Mete denen yargıç, güya aklısıra Gezicilere verilen beraat kararının yerinde olduğu intihabıyla partinin meşruiyyetini tartışmaya açarak zihinleri bulandırmaya çalışmaya dursun; biz Fetö ile sarmaş dolaş olan partilerin PKK ile olan danslarında alkış tutan SP gibi teşneleri de biliriz. ​

Bunlar asla adam olamayacak orman kanununun hukukçuları... Bu suratların ecnebilikleri bir yana, harici bedbahtların kuklaları olması hain oluşlarını göstermek bakımından yeter de artar bile. Hainlerin cezası belli olduğuna göre kendileriyle anladıkları ormanca dilini konuşmasını da bilir bu millet. ​



Bunlar bizi ne sanıyor? Millet olarak kınından çekilmiş pusat gibi hazır beklemedeyiz. Daha nice Ömer Halisdemirler ve Fetih Sekinler var bu milletin bağrında...​

Bunlar şaka sanır milletin öfkesini. Su tomalarının önünde gezi zekâlıların kahramanlığı değil 15 Temmuz'da tankların altında şehit olan yiğitlerin kahramanlığı.​


Hafıza-i beşer nisyan ile malul olduğu için bu gezi zekâlılara hatırlatmak isteriz böyle bir durumda milletin ne yapacağını...​

Dünyayı sevenlerden daha fazla ahirete sevdalı bir millet var karşılarında duran. Ölümü yeniden doğuş bilen bir milletin öfkesini sakın sınamaya kalkmasın adam görünümlü bu ahmaklar. ​

İslam'ın son kal ‘asıdır Anadolu, bu böyle biline. Kızılelma’dır hedefimiz ve 1071'de bismillah diyerek girdiğimiz Anadolu bu; besmele çeker duran bu ağızlar hala hedefinde ve selamız okunur daima ​ ervahı maşerîlerin ecsamına...​

Ey taife-i ahmak, hani topunuz gelsin demişti ya, Reis; hayret doğrusu ​ bu ne iştiyak böyle Reis'in tek sözüne amade olup sıra ile toptan gelişiniz.​


Biri elindeki boruyla ederken arzı endam, beridekinin Rum'un ağzıyla kelamı, kendini baş zanneden bir diğerinin şeytana rahmet okuturcasına Pennsylvania İblisi üzerinden okuduğu mavalların hesabındayken bu millet, hızını alamayan bu hukuk müsveddesinden çıkan ​ herzelerin bir plan çerçevesinde sadır olduğunu bilecek kadar ferasetlidir...​



Biz unutmadık o günleri; kimin organize ettiğini, kimlerin desteklediğini, bu eylemle Ülkemizi nasıl zarara soktuklarını...​

Yüzyılın projelerinden olan Kanal İstanbul’un, üçüncü hava limanının, üçüncü köprünün, Marmaray’ın durdurulmasının istenmesi bir tarafa, bazı büyükşehir valilerinin görevden alınmasını arzu eden ahmak güruhun vandallığını unutmuş değiliz. ​

Bugün Abdullah Gül'ün medyaya aksetmiş o günkü olaydan övgüyle bahsetmesini, Davutoğlu'nun konuyla ilgili davasından vazgeçişini okuduğumuzda Bizans oyunlarının tarihin karanlığında kalmayıp günümüzde hala hüküm sürdüğüne üzülerek şahit oluyoruz. ​

O Gezi günü IMF'ye borcumuzun kalmadığı haliyle Batı'nın prangalarından kurtuluş günümüzdü. Gezi’deki mesele onun için ağaç meselesi değildi...​


Sonuç itibariyle adamın hası ile çürüğü zor zamanda gösterir kendini... Uyuyan yarasaların meydana çıkması için güneşi bazen gizlemek gerekiyormuş... Bu günlerde yaşadıklarımız vesayet donemin karanlık dehlizlerinde gizlenen yarasaların toptan gelişiyle iltisaklı şeyler. ​

Mustafa Salim​


20 Şubat 2020 Ankara​


YORUMLAR

  • 0 Yorum