İSTİHBARAT SAVAŞLARI

İçinde yaşadığımız yüzyılda istihbarat savaşlarını anlamazsak devletler mücadelesini anlayamayız. Maddelerle anlatacağım. Dikkatli okuyalım.

İSTİHBARAT SAVAŞLARI
Editör: Emre KAYIRLI
22 Eylül 2020 - 04:15

1) Fransız istihbaratı DGSE'yi hiç duydunuz mu? Çoğumuz bilmez. Açılımı Dış Güvenlik Genel Müdürlüğü. Yıllık 1 milyar dolar bütçesi var. Ekonomik istihbaratta çok iyi. En etkin olduğu ülkelerden biri Türkiye.

2) DGSE'nin başkanının kim olduğunu biliyor musunuz? 2007 yılında Fransa'nın Türkiye büyükelçisi olan "Bernard Emie" getirildi. Tesadüf değildi. Akıcı derecede Türkçe konuşuyor ve Türkiye'yi iyi tanıyor. Fransa adına Türkiye'de tehtid faaliyeti yaptırabilir. Büyükelçilik döneminde Türkiye'yi karış karış gezip tanıyıp raporlar yazdı. Ve bu adam Fransız istihbaratının başına getirildi.

3) Bernard Emie, Türkiye büyükelçilik döneminde özellikle Ankara, İzmir ve Diyarbakır'da önemli görüşme ve faaliyetlerde bulundu. Türkiye için istediği iki şey vardı: "BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ" ve "YOLSUZLUK" konusuna dikkat etmeliymişiz. Bunları özellikle tekrarlıyordu. Neden bu iki konu? Dikkat buyurun.

4) Fransız istihbaratı gazeteci, yazar, medyacı vb. kişileri satın alıp ülkeye yönelik kirli propaganda faaliyeti yürütüyor. Libya'ya girdiğimiz anda gazeteciler ve medya tarafından MİT ajanlarının deşifre edilmesi düşündürücü. Fransa, Libya ve Afrika'da Türkiye'yi istemiyor. Bir anda MİT'çiler deşifre edilerek Türkiye'nin Libya'da varolmak istemesi ve Libya'daki otoritesi sarsılmak istendi.

5) Türkiye'de kimi yazar ve medyaya operasyon yapılınca Fransa içeride kirli kara propaganda yaptıramaz oldu. Bu sebeple Türkiye'de "basın özgürlüğü" istiyorlar. Devletlerin en büyük silahı güdümlü basın ve gazetecilerdir. Her şeyi çarptırıp yalanla hükümet devirip darbeye sebep olabilirler. Fransa niye sömürdüğü 15 Afrika ülkesinde basın özgürküğüne izin vermiyor? Amaç basın özgürlüğü değil. Can Dündar Macron'un en iyi dostu olmuş. Resimleri boy boy. Devam.

6) Fransa ve şuanki istihbaratının başkanı Bernard Emie Türkiye'de yolsuzluğu sürekli gündemde tutuyordu. Amaç yolsuzluk değil. İyi anlayın. Amaçları bu olsa yıllarca Afrika'da sömürü yapıp Afrika halklarını sefil halde yaşatmazlardı. Macron'un da dediği gibi amaç Türkiye otoritesini sarsmak. Türkiye'de otorite boşluğu oluşturmak.



7) Fransa özgür basın diyerek Türkiye'deki kukla medya ve gazetecilerine özgürlük istiyor. Onlara yaptırdığı haber ve yazdırdığı yazılarla Türkiye'de otorote boşluğu oluşturmak istiyor. Otorite boşluğu oluşunca Türkiye Akdeniz ve Afrika'dan çekilecek. Tasfiye edilecek. Mesele bu. Bunun için güdümlü basının ve örgüt üyelerinin düşünce özgürlüğü altında serbest bırakılmasını istiyor.

8) Türkiye kilit nokta oldu. İngiliz istihbaratı MI6'nın başına Türkiye'de büyükelçilik yapan Richard Moore getirildi. Akıcı Türkçe konuşuyor ve Türkiye'yi iyi tanıyor. Beşiktaş'ı desteklemesi ile ünlü. İngilizler takımları kullanarak faaliyet yapar. Takımla propaganda yapabiliyorlar.

9) Moore aynı zamanda Beşiktaş'ın divan kurulu üyeliği de yapmış. Libya doğumlu olması ve Ortadoğu ve Asya uzmanı olması önemli. Neden koyu bir Beşiktaşlı oldu? Beşiktaş'a neden yardım etti? En büyük istihbarat servisi MI6'nın başkanı Beşiktaşlı. İngiliz siyasetini bilmezseniz anlayamazsınız. Dikkat.

10) Moore bir roportajda şöyle diyor:

"Bir büyükelçi olarak bazı ciddi işler yapmam gerekiyordu. Beşiktaş taraftarı olmak da yaptığım ciddi işlerden biriydi. Futbol gerçekten çok başka dinamikleri içeriyor, insanlarla farklı yakınlıklar kurmanıza sebep oluyor."
Sustum. Devam.

11) Moore 1990-92 yıllarında ve 2014-17 yıllarında Türkiye'de kalıyor. Beşiktaş 1990, 1991, 1992, 2016 ve 2017 yıllarında şampiyonluk yaşadı. Bu şampiyonluklarda Moore Türkiye'de yaşıyordu. Beşiktaş şampiyon olunca elçilik binasına Beşikataş bayrağı astı. Sizce bu tesadüf mü? Twitter sayfasında bunu kendi de paylaşmış. Yoruma koydum. Devam.

12) Fransa da Türkiye'de bir takımı propaganda ve istihbarat için kullanmak istedi istiyor. O takım aracılığı ile kitle kontrol edip istihbarat faaliyeti yapmak istiyor. Bu takımı merak ediyorsanız Fransızca eğitim yapıp Fransız hayranlığı oluşturan bir "liseyi" araştırmalısınız. Bu lise Osmanlı döneminde kuruldu.

13) 1968'de bu lisenin kuruluşunun 100. yılı nedeniyle dönemin Fransa Cumhurbaşkanı "Charles De Gaulle" liseyi ziyaret eder. Fransa lise ve üniversitesine hep sahip çıkar. Geçmişte bu lisede okuyan "Ali Sami Yen" adında bir öğrenci arkadaşları ile büyük bir futbol takımı kurarlar. Devam.

14) 1968'de Fransa Cumhurbaşkanının Galatasaray Lisesine yaptığı ziyaret çok coşkulu geçer. Lisede konuşma yapar. Okulun ihtiyaçları ve yeni çalışmaları için hükümetle anlaşmalar yapar. Ziyaret videosunu yoruma koyacağım. Bakın. Devam.


15) Türkiye de bir başka takım daha vardır ki ABD, AB ve karma ülkeler tarafından istihbarat faaliyeti, kışkırtma ve propaganda faaliyetinde kullanılmak istenir. İstihbarat servisleri hiçbir ülkede takımları rahat boş bırakmazlar. Çünkü en büyük sivil toplum kuruluşlarıdır. Aranıp da bulunmayacak fırsattır. Dikkat.

16) Garip birşey daha oldu. CIA'nın başına uzun yıllar Ankara'da görev yapan "Gina Haspel" adında bir kadın geçirildi. Akıcı Türkçe konuşuyor ve Türkiye'yi iyi tanıyordu. Türkçeyi iyi bilen ve Türkiye'yi iyi tanıyanlar istihbaratların başına getiriliyordu. Türkiye değerlendi. Kilit nokta olmuştu çünkü. Fransa istihbaratından devam edelim.

17) Fransız istihbaratı DGSE her yıl Fransa'da 65 bin öğrencinin katılımıyla kod yazma ve şifre çözme yarışması düzenleniyor. Yerli yabancı birçok öğrenci katılıyor. Zeki olanlara kanca atıp paraya boğup istihbaratta kullanıyor. Birçok zeki genci ele geçirmistir.

18) Fransa'nın Türkiye de dahil birçok ülkede okulları var. Bu okullarda yetişenler de Fransa lehine kullanılmaya açık. Ve Fransa'da okuyan yabancı öğrencilere DGSE tarafınfan kanca atıldığı da oluyor. Zamanla DGSE elemanı haline gelip ülkelerine ajan olarak gönderilip kullanılıyor.

19) Fransa Afrika sömürgelerinden gençlere ciddi para verip kimini de eğitip kafalayıp Türkiye'ye gönderiyor. Bunlar gariban saat, tesbih, parfüm satıcısı gibi görünüp Fransa adına faaliyet yürütebilir. İstanbul'un tüm sokaklarını dolanıp rapor hazırlama ve eylemde kullanılır. Fakir oldukları için para ile kolay satın alınabiliyor.

20) Gelelim Fransız Mason Locasına. 28 Şubat 1997 darbesinin arkasında Fransız Mason Locası da vardı. O sıra Fransız Locası, Refah Hükümetinin her organı ile engellenip devrilmesi için Türkiye'ye mektup gönderdi. Mektup yorumda. Refah Partisi ve Erbakan Fransa'ya da aykırıydı. Önemli bir sebebi vardı.

21) Erbakan Hoca ve Refah Partisi Fransız Mason Locası'na neden engeldi? Erbakan Hoca'nın kurduğu D-8 birliğinde Afrika'dan ülke de vardı. Bu birlik Afrika'da daha da büyüyecekti. Bu durum Fransa'nın Afrika'daki sömürgeleri için tehlikeydi. DGSE ve Fransız Mason Locası Erbakan'ın devrilmesi için faaliyet yaptı. Türkiye'deki mason bağlarına mektup gönderip yıkım için faaliyet başlattı.

NOT: Takımları MİT ve devletimiz de kullanıyor. MİT her şeyin içindedir. Siyaset, takım, futbol, politika, dernek, vakıf, genel ev, sokak, cadde, müzik sanat sektörü, okul, yabancı devletler, yabancı kurum ve kuruluşlara kadar her şeyin içindedir. İstihbarat olmak bunu gerektirir. Macron'un altına giydiği donun rengini de bilir. Farklı yöntemlerle öğrenir. Macron'a don da giydirebilir.
Saygı ve sevgi ile...
-- Mustafa Güldağı --

YORUMLAR

  • 0 Yorum