Oyunun Adı: "Cambaza Bak Cambaza"

Dünya teknolojinin de desteğiyle neredeyse hergün farklı farklı değişimler içine giriyor. Tabii bu değişimlere bağlı olarak devletler arası derin dengeler değişiyor. Dengeler değiştikçe de yeni stratejiler,planlar üretilip yeni oyunlar oynanıyor.

Oyunun Adı: "Cambaza Bak Cambaza"

Dünya teknolojinin de desteğiyle neredeyse hergün farklı farklı değişimler içine giriyor. Tabii bu değişimlere bağlı olarak devletler arası derin dengeler değişiyor. Dengeler değiştikçe de yeni stratejiler,planlar üretilip yeni oyunlar oynanıyor.

Oyunun Adı:
Editor: Muhammed Mustafa Aslantürk
03 Ocak 2019 - 21:22
Reklam

Yüzyıllardır süre gelen Ulusalcı-Küreselci savaşı yeni boyutlar aldığı gibi esasen dünya selameti  için felakete sürükleniyor.
Küresel Sermaye Baronları, ülkelerin idaresini elinde tutmak için toplumların sinir uçlarına dokunup reflekslerini kontrol ediyor. Ayrıca ürettiği algı operasyonlarıyla da mecvut hükümetlere karşı baskı lobileri oluşturuyor.
Bu arada bir parantez açalım...
Baştan söyleyeyim belki ütopya, belki komplo teorisi diyebilirsiniz ancak en az nefes alıp vermek kadar gerçek olan bir şey var ki o da şudur;
Halkların oy verip seçtiği hükümetler ekseriyetle kameralar önünde devleti idare eden, yasama ve yürütmeyi sağlayan seçilmişlerdir. İşte bu noktada aslolan devlet ki kesinlikle ortalıkla gözükmez,sesleri duyulmaz vazifesi ise kendi devletinin aslolan teammüllerini yerine getirmek üzere hükümet ve toplumu hazırlamak,yönetmek,devlete yönelik saldırıları bertaraf etmek,haritalar çizmek ve bu uğurda icap ederse savaş başlatmak veya savaşı sonlandırmak...
Elbette bizimde iki bin yıllık kadim devletimizin asıl sahipleri var. Halk arasında Aksaçlılar,Heyet,Aksakallılar,Börü Budun isimleri ile anılmaktadır.
Evet parantezi kapatıp konumuza dönüş yapalım...



Kürsel Sermaye Baronları yeni dönemde birincil silah olarak ekonomiyi seçti. Ekonomik savaşlarını sürdürmek içinse hemen hemen hepimizin bildiği "Cambaza Bak Cambaza" oyununu oynuyor.
İpin üstüne bir cambaz çıkarırlarmış çete üyeleri de ahaliyi toplayıp "Cambaza bak cambaza" diye bağırır herkesin odağını yukarıdaki cambaza çekip herkesin cebinde cüzdanında ne varsa alırlarmış. Bir gün cambazı ipten düşürmüşler bu sefer çete üyeleri "cambaz öldü" diye ahaliyi cenaze başında toplamış bu kez hedef evleri soymak,şehri soymak,komple memleketi soymak imiş...
Şuan da yürütülen algı operasyonları da işte aynen böyledir...
Suni gündem oluşturup,toplumun sinir uçlarına dokunup hatta ihtiyaç duyduklarında kendilerinden olan cambazı ipten düşürüp memleketi ekonomik olarak en ağır hasara uğratma ve tümüyle kendi tahakkümleri altına almaya çalışıyorlar.
Şunu da belirtmeliyim ki bu uğurda din veya ırk ayırt etmiyorlar.
Evet en büyük düşman Müslümanlar ama kendi içlerinde gördükleri Fransa biraz küreselci çizgisinden ulusalcı çizgisine kaydığında hemen sokak olaylarını örgütleyip ve bunu da başarıyla yürütüp hem Fransa'ya hem Avrupa ülkelerine hemde dünya geneline güç gösterilerini yaptılar.
Öte yandan Küresel Sermaye Baronlarının yeni hedefi dünya genelinde nakit alış verişi tamamen sonlandırıp tamamen sanal paralarla alış veriş sistemini oluşturup dünya piyasalarında bunu hakim kılmak.
ABD içindeki ulusalcı kanada bu konuda göz dağı vermek için bir hacker grubunu öne sürerek ya bize bitcoin verirsiniz ya da 11 Eylül ile ilgili belgeleri kamuoyuyla paylaşırız tehdidi savurdu. 
Tabi bu tehtid şuan için ABD'nin ulusalcı kanadına yapılmış olsa da dünya geneli için geçerli bakın ya bizim sistemimize biat edersiniz yada sizi sindiririz mesajıdır bu...



Peki Türkiye'ye karşı oynan "Cambaza bak cambaza" oyunu nasıl işliyor?
Cambazlar kim? Çete kim?
Hiç şüphesiz ki Türkiye jeopolitik konumu itibariyle çok stratejik bir pazar. Evanjelistler ve Siyonistler tarafından tamamen ele geçirme hedefleri zaten aşikar tabi bu süreçte de olabildiği kadar kontrol altında tutup Türkiye'nin yeniden güçlü,etkin ve söz sahibi Müslüman ülke olmaması için daha fazla titizlenip proje üretiyorlar.
Kürsel Sermaye Baronları, ekonomik savaşta bütün güçlerini sahaya sürüyor.
Ramazan ayının özellikle son günlerine doğru bir gece kaçırılan 10 milyon dolar apaçık ticari savaş hamlesi idi.
Hani demiştim ya "Cambaza bak cambaza" taktiği ile suni gündemle toplumu meşgul ediyorlar diye işte biz son günlerde poşetlerin ücretli olması, yılbaşı kutlaması safsatası gibi konularla meşgul olurken saman altından su yürütmekte pek mahir ilerliyorlar.
Son günleri ele aldığımızda en önemli haberlerden birisi Türkiye'nin lokomotif firma diye tabir ettiğimiz Sabancı Holdingin sahiplerinin Malta vatandaşlığına geçmesi elbette es geçilecek bir hadise değil. Devlet var gücüyle ticari savaş verirken, yabancı yatırımcı kazanmak ve yerli yatırımcılarla da ekonomiyi kalkındırmak için didinirken bu hamlenin masum veya Kürsel Sermaye Baronlarının yürüttüğü ekonomik savaştan bağımsız olduğunu düşünemeyiz.
Adama sormazlar mı siz ülkenizde yatırım yapmamızı istiyorsunuz ama sizin kendi lokomotif firmalarınızın sahipleri ardına bakmadan kaçmaya çalışıyor biz niye size yatırım yapalım diye?
Bizim bu iddialarımızı destekleyen haberi bizzat düşmanımız İngilizler tarafından geldi.
BBC'nin haberine göre; 2016-2017 yılları arasında sistematik bir şekilde Türkiye'den en az 12 milyon dolar yurt dışına aktarıldı. Haberinde devamında da Kürsel Varlık Göçü İncelemesi (Global Wealth Migration Review) kaynaklarının raporlarına göre "Varlıklı ve yetenekli Türkler sürüler halinde ülkeyi terk ediyor" ifadeleriyle aslında Türkiye'ye yönelik ne denli kirli ve büyük bir savaşın yürütüldüğünü vurguluyorlar.



Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle vurgulayalım, "Türkiye olarak Dünya'ya henüz son sözümüzü söylemedik" 
2000 yıllık kadim devletimiz elbette hamleye hamle,stratejilere strateji,savaşa savaş karşılığını veriyor.
Şuanda ekonomik olarak sancılı günler geçiriyoruz ama unutmayalım ki hiç bir doğum yok ki sancısız olsun.
Türkiye yeniden sancağı eline alıp ayağa dikilmeye çalışıyor bu süreçte tökezlesekte,yeri geldiğinde düşsekte,üstümüze toz,toprak,kan sıçrasa da hedeflerimize yılmadan,yıkılmadan,yorulmadan koşacağız. İslam aleminin salahiyeti için koşmak zorundayız...
Ve her ne olursa olsun,ne kadar tuzak,algı operasyonları kurarlarsa kursunlar biz devletimize asla sırt dönmeyecek, vatanımızı çakallara bırakmayacağız...

Selam ve dua ile...
Muhammed Mustafa ASLANTÜRK - bihavadis.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum