Mustafa SALİM

Mustafa SALİM

GÜNDEM

BATININ MACRON'LA BELİREN BATIL YÜZÜ

29 Ekim 2020 - 18:17 - Güncelleme: 29 Ekim 2020 - 19:40

BATININ MACRON'LA BELİREN BATIL YÜZÜ

Fransa Cuhurbaşkanı Macron'un İslam'a olan düşmanlığı ve akabinde içlerinde beliren müslüman hazımsızlığı; Ortadoğu, Akdeniz ve Libya'da müslüman bir Türkiye karşısında uğradığı yenilgiler üst üste binince kinini kutsalımıza dil uzamakta buldu; kavgada hasmına gücü yetmeyenin ağzını bozarak küfretmesi gibi...

Devlet olarak verdiğimiz tepkiler yerini bulurken Diyanet İşleri Başkanlığımızın Peygamber Efendimize hakaret içeren karikatürün yayınlandığı Charlie Hebdo Dergisine yaptığı tenkidi millet olarak takdirle karşıladık.

Macron'un daha önce de Kur'an-ı Kerim'in yeniden yazılması gerektiği hezeyanının üzerinden fazla zaman geçmeden mezkur karikatürün devlet kurumları duvarlarına asılmasını isteyecek kadar alçalması, o makama gelme süreci de dikkate alındığında çok derin bir planın devreye sokulduğu görülecektir.

Bu duruma vurgu yapan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, 7 Ekim'de yaptığı bir konuşmasında, Macron’un “İslam krizde” açıklamasının saygısızlıktan öte açık bir provokasyon olduğunu belirttikten sonra “İslam’ın yapılandırılmasından” dem vurmasını ise “hadsizlik ve edepsizlik” olarak niteledi.

Vesayetçi yönetimlerle İslam ülkelerini birbirinden ayıran politikaları BAE, Suud, Mısır ve daha bir çok ülkede meyvesini verirken, vesayet zincirlerini kırarak bu şeytani politikalara baş kaldıran Türkiye, batının Yeni Dünya Düzenini adeta akamete uğratmıştır. Müslümanlar adına Türkiye'ye saldırmalarının altında bu sebepler yatmaktadır.

Bölük pörçük zannettikleri müslümanların Türkiye, Pakistan, Azerbaycan, İran, Malezya, Filistin, Kuveyt, Katar, Sudan, Fas ve Cezayır'da devletçe; diğer ülkelerdeki müslümanların da yönetimlerine rağmen ümmet bilinciyle hareket ederek Fransa'yı boykot etmesi çığ gibi büyürken bir anda tüm dengeleri bozmaya yetti de arttı bile.

Batının aşağılık mahluklarının kendi din ve değerleri de dahil olmak üzere hiçbir kutsala saygısı olmadığı için biz müslümanların bu uğurda kelle koltuk gezdiklerini tabiatıyla anlayamazlar.

Bizler dünya sahnesinden ilahi takdirin tecellisi olarak bir müddet çekildikten sonra meydanın boşluğundan yararlanıp çakallık yaparak sömürdükleri ülkelerde, sülfi emelleri uğruna yaptıkları zulümlerle dünyayı kana bulayan batılılar, ecdadımızın Viyana kapılarına dayanarak Avrupa'yı titretip korkmasına neden olan o cihad mefkuresini de anlayamazlar.

Tek gayeleri dünyada daha ne kadar yaşıyor olacaklarının hesabında boğulan batı ve uşakları, sonsuz hayatın cennetinin özlemiyle yanıp tutuşan bizlerin ölüme, kendilerinin hayatta kalmak uğruna verdiği mücadeleden daha ziyade bir iştiyakla koşuşumuzu da anlayamazlar.

Bizim, Peygamberimiz için verecek canlar için değil de verilmeyen canların derdine düşecek kadar her şeyimizi uğruna feda edişimizin sırrını da anlayamazlar.

İşte bu sır, bizi onlardan ayıran imanın ta kendisidir.

Bu davada ya insan görünümlü hayvan, ya da​ iktisab-ı melekiyyetten vasıflarla arş-ı alalara yükselip kamil insan olmaktır.

İki tip insandan biri batılı diğeri de hakkı temsil eder. Biri Kabil, digeri Habil'dir. Biri kan döken, digeri barışçıdır. Biri şeytanın maskarası iken digeri, hak karşısında susmayarak dilsiz şeytanlıkla mücadelenin peşindedir.

Gözü kördür kafirin, çünkü küfür hakkı görmemektir. Görmez o yüzden kutsalıma küfreden kafir, iki adım ötesini ve neyi yapacağını müslümanın.

Ekonomik baskılarla İslam alemine diz çöktüreceğinin hayallerini kuran, fakat Mekke Dönemindeki benzer baskıların müslümanların duruşundaki gerçeği görmeyen bu batılın savunucusu olan Batı, sonunu hazırlıyor; Ebu Cehillik bu olsa gerek.

Rabbim nurunu tamamlayacaktır. Batının tek yaptığı, uzatmaları oynamasıdır.

Dergide Peygamberimiz (sav) ile Cumhurbaşkanımızın birlikte zikredilmesi İslam adına Türkiye'den çekindiklerinin resmidir. Bu da İslam'a hizmetteki tarihi misyonumuzla yeniden sahneye çıkıyor oluşumuz demektir.

Ayasofya'da çektiğimiz kılıçların sesini Batı, Kudüs'te duyarken Kabe'deki yankısı, Batı uşağı Arap yöneticilerinin uykusunu kaçırır oldu.

İstanbul'un fethini gerçekleştiren bu necip millet, elbet Roma'yı da feth edecektir. Çünkü kainatın kendisi için yaratıldığı Resulüm, hedefi böyle gösterdi.

Bize fransız ama Fransa'ya hayran içimizdeki hainler de dahil olmak üzere yer yüzünde batıl taraftarı her kim varsa bilsin ki Allah'ın planı her planın üstündedir.

Güneşi kim durdurabilir? Göz kamaştırıcı rengiyle Kızıl Elma bizi beklemekte...

Mustafa Salim
29 Ekim 2020 Ankara

YORUMLAR

  • 0 Yorum