Mustafa SALİM

Mustafa SALİM

GÜNDEM

BOĞAZİÇİ'NDEN MEDET UMAN GEZİ ZEKALILAR

03 Şubat 2021 - 22:20 - Güncelleme: 06 Şubat 2021 - 14:29

 
Boğaziçi Üniversitesi’nde başlatılan olaylara ilişkin fikir beyanında bulunmak üzere bir araya gelen muhalefetin birkaç milletvekili yine olayları çarpıttı ve milletin gözünün içine baka baka yine yalan söylediler. ​ Bu Milletvekili müsveddelerin açıklamalarını iyi dinleyelim ve bunları iyi tanıyalım. Belli ki üniversite öğrencisi diye lanse ettikleri teröristlerin arkasında bunlar var. Her ne kadar milleti galeyane getirmeye çalışsalar da sağduyu galip gelecektir.

Devletimiz kanunlar çerçevesinde, tüm bu olup bitenlerin hesabını bunlardan elbet soracaktır.

Ülkemiz, bir muz cumhuriyeti değil. İttihat Terakki'den bu yana azgınlaşan bu soytarılara geçit verilmeyecektir.

Batının bir göz kırpmasıyla sahne alan bu densizleri, milletimiz affetmeyecektir.

Boğaziçi gibi bir üniversite üzerinden hareket ederek bugüne kadar olaylardan beri tuttukları bu kalelerini kullanmaya kalkışmaları da iflasın sonuna geldiklerinin göstergesidir.

Belli​ ki cephanelerinin son envanteri de kullanılmak üzere. Dolayısıyla ellerinde güç adına ne varsa, planladıkları olaylarda gözlerini kırpmadan kullanmaktan geri durmayacaklardır.

Ülkemizin kalkınmasından duydukları rahatsızlıkları sebebiyle on dokuz yıldır ellerinden gelini ardına koymayan bu gözü dönmüş alçaklar, 2023'e varışta kazanılacak millî bir zaferle yok olacaklarının farkındalar. Tüm dehşetleri, bu yok oluş korkusundandır.

Gezi özlemi içinde kıvranan bu hainler, dış güdümlü ve yıkıma odaklanmış teröristlerdir.

Bugün ülke olarak geldiğimiz noktanın ne manaya geldiğini çok iyi biliyorlar. Bir adım ötesi, dünya hâkimiyetine atılacak ilk adımımız demek olacaktır.

Hainler, Gezi ve 15 Temmuz'lar o günkü tüm terör örgütlerinin güçlülükte en doruk noktada​ oldukları bir dönemde dahi hedefine ulaşamamışken, terörün belinin kırıldığı güçlü bir devlet olduğumuz bu günde mi hedefine ulaşacaklar?

Ülkeyi kaosa sokup Batının emirleri gereğince bizi dizginlemeye çalışma adına bugüne kadar sergilemedikleri hiçbir şenaat kalmadı. Fakat buna rağmen didişmeleri, gölün olası bir maya tutması hayaline matuf olmaktan öteye geçmeyecektir.

Millet olarak artık her şeyin farkındayız.

Boğaziçi’ndeki provokasyonda alınan, fakat yalanı boyunu aşan muhalefet liderinin “milletin çocukları” diye lanse etmeye çalıştığı 108 şüpheliden 101’nin üniversitenin öğrencisi olmadığı, bunların 19’nun DHKPC’li, 23’ün MLPL’i ve 9’nun PKK’lı olduğunu biliyoruz.

Kadıköy’de bir araya gelerek bu hainlere desteklerini açıklayan gözü dönmüş muhalif milletvekillerinin ısrarla, polis arabalarını tekmeleyen, zarar vermekten bir an dahi geri durmayacak -ki bunları daha önceki eylemlerinden gayet iyi tanıyoruz- provokatör teröristlere arkadaşlarımız ve öğrenciler diye sahip çıkışlarındaki tavırları ve savunmadaki yalanları da unutulmayacaktır.

Teröristlere fırsat vermeyen emniyet güçlerimizi kastederek​“Bugün Kadıköy’de insanlık dışı muameleler yapıldı.” Herzesi de unutulmayacaktır.

Milletin aklıyla alay edercesine “Onları yalnız bırakmıyoruz ve sahip çıkmaya da devam ediyoruz.” diye teröristleri aklamaya çalışmak hangi aklın ürünü?

Alenen teröristlere sahip çıkmanın adına siyaset ve demokrasi diyenler bugün Meclisimizde muhalefetin milletvekilliğini yapmaktalar. Yıllarca PKK terör örgütünün neden bitmediğini bir kez daha anlamış olduk. Gezi olaylarında da yine bu muhalif milletvekilleri vardı ve ülkemizi milyonlarca lira zarara sokan eylemlerde gençliği, yine bunlar yönlendirmişti.

Yalan haberlerle siyasetin dizayn edildiği vesayet dönemleri yok artık. Kervanımız yolda, ürümeler sadece sahibini yoracaktır. Sonra da kuyruklarını kısıp oldukları yere yığılacaklardır.

Bunlara güç ve cesaret veren vesayet döneminden kalma Anayasa'yı tartışmaya açtık bile.
Bugün yaptıkları ihanetlerle ölümü hak edenlere bir şey yapılmıyorsa sebebi bu yasalardır.

İlerlememizi engelleyen tüm barikatları böylece tek tek yok edeceğiz ki milletin ayaklarına vurulan prangalar da tek tek kırılsın.

Mesele ne atanan rektör meselesidir ne de gençliğin bilimsel çalışma şartlarının iyileşmesi ve ne de onların demokratik hak sorunudur. Tüm mesele, üst aklın keyfine hizmet olsun diye istekleri doğrultusunda büyüyen Türkiye'nin çökmesidir.

Korkunun ecele faydasının olmadığını, birilerinin bunlara anlatması lazım. 

Kim bilir belki de onu yapıyoruz.

Mustafa Salim
03 Şubat, 2021, Ankara

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum