Mustafa SALİM

Mustafa SALİM

GÜNDEM

FETİH GÜNÜ BİR CUMA NAMAZI

30 Mayıs 2020 - 23:18


Cuma'mız...

İstanbul'un Feth-i Mübin’in anısı, o Fetih Günümüze denk gelen, Anadolu'yu saran şerrin def'i ve hayrın celbine yol açıp, kalbimizdeki yeniden dirilişin fetih kapısı olması temennisiyle edasını tüm heyecanımızla ifa ettiğimiz bugünkü Cuma'mız...

Uzun aradan sonra ne güzel bir kutlama; "Cuma'mız mübarek olsun" demek...

Cumamızı eda ettik elhamdülillah;

Ulvi bir huzurda derin bir huzur içinde,

Taşkınlıklar yaşatmadan, asil ruhumuzun tüm hünerlerini sergilediğimiz bir şuur içinde,

Ne yaptığını bilen ve ne yapacağını da bilmenin bilinci içinde,

Eldeki nimetin ne sebeple zayi olduğu düşüncesinden hareketle acının sebeb-i hikmeti suali içinde ve

Biz kulların, sınanmadan kulluğun künghüne erişmeyeceği hüznü içinde hem de...

İki ruh hali vardı karşımızda; biri yapanların diğeri de yıkanların. İki medeniyetti sonuçta dünyada olan. 

İki buçuk ay sonra aşıkın maşuka vuslatıydı bu. 

Bu mahrumiyetin sebebi belliydi. O da malumu olduğu üzere Korona Virüsünden korunma tedbirleriydi. Dünyanın her yerinde bu tedbirler alınmaya çalışıldı ama çoğu ülke bizim kadar başarılı olamadı.

Bu süreçte insanların sergiledikleri tavırlar dikkatlerden kaçmadı. İnsanların kanunlara uymada ve saygı göstermede takındıkları tavırlar çerçevesinde davranışlarını ülkeler bazında ele aldığımızda İslam ülkelerinde özellikle de Ülkemizde çok tutarlı bir sosyal yapının olduğunu müşahede ettik.

Bazı illerimizde​ alınan önlemlere rağmen zaman zaman kafasının dikine gidip lakaytça hareket eden bir takım insanımız olduysa da bunlar marjinal bir seviyede kaldı. Halkımızın bilinci sayesinde gözden kaybolup gittiler.

Biz hem devlet hem de millet olarak karşılıklı saygı ilişkisini yüksek tuttuğumuz için dünyada sözü edilen ve örnek alınan bir Ülke konumuna gelivermiştik. Haliyle takdirler topladık; gıpta edildik. Çünkü biz göz boyayan sahte reklam dünyasının bezdirdiği yalanların değil insana  tüm şeffaflığıyla gerçek değerin verildiği bir Ülkeydik...

Sokağa çıkma yasaklarının yavaş yavaş ilan edildiği günleri göz önünde bulunduracak olursak ne hatıralar canlanır deruni alemimizde... Özellikle de yaşantıları tüm dünyaya medeniyet adına lanse edilen kalkınmış ülkelerdeki insanların​ tutum ve davranışlarındaki çiğlikler dikkate değerdi. Kendinden başkasına değer vermeyen, hayvansal iç güdünün adeta yörüngesine giren bu insanların hele​ marketlere girip oraları talan edercesine, sağa sola saldırırken giriştikleri bencilce hareketleri unutulmayacak derecede hafızalarımıza kazındı.

Peki ne olmuştu da medeni Batının o öve öve bitiremedikleri insanı, bu kadar bencil hale gelmişti? Bilimin, teknik ve teknolojinin adeta ilahlaştırıldığı Batı, asırlarca insanına ne vermişti ki onları bir canavarlaştırmıştı? Neyini ihmal etmişti ki İngiltere gibi medeniyetin beşiği diye addedilen kocaman bir Ülke yaşlıları gözden çıkarmıştı?

Dünyayı sömüren, tüm zenginlikleri ülkelerine çeken ve bu uğurda karşı çıkan insanları hunharca öldürecek kadar gaddarlaşan ruh halleriyle silahların bin bir çeşidini üreten sözüm ona bu medeni ülkeler, insanlığa hayat veren en basitinde maske gibi bir malzemeyi dahi üretip depolamaktan aciz kalmadılar mı? Çünkü inşa ettikleri medeniyetleri insanlığı yaşatmaya değil öldürmeye odaklıydı. İnsanlığın yok oluşu umurlarında bile değildi. Ve o maskeleri benim medeniyetim gönderdi.

Bizim medeniyetin özünde insanı yaşatmak vardır. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın ilkesi, medeniyetimin temelini oluşturur.

Bunlar geldi gözümün önüne, Cuma namazımı eda ederken. İnsanımızı teenni ile hareket etmesine yol açan o iksir neydi? O iksir, inandığım değerlerde yatıyordu. Fıtrata uygun inancımızın olgunlaştırdığı ruhun eseriydi insanca sergilediğimiz o muhteşem duruşumuz.

İbadetlerimizle içinden geçtiğimiz eğitimin tezahürüydü. İlk disiplini öyle kazanmıştık hayatımızda. Prensiplerimiz vardı bizim, taşkınlıklara geçit vermeyen. Günde beş kez kulluğuna amade olduğumuz yüce Yaratanımızın huzurunda gözden geçirdiğimiz günlük hayatımızın muhasebesinin eseriydi bizdeki o izler. Tutulan oruçların bizi daldırdığı merhamet denizinin dalgasıydı o bizi insanlık kıyısına vuran. Emanet olarak görmekti meziyetimiz tüm mevcudatı, halifesi olduğumuz için Rabbi’l-Aleminin.​Biz buyduk işte, doğarken duyduğumuz ezanların sesiyle büyüyüp hayatı o minval üzere yaşama emelinde olan insanlar.

İnsanımızın dini duygularıyla oynamadılar mı? Devletine isyana yeltendirmediler mi? Yalan haberlerle kafaları karıştırılamaya çalışılmadı mı? Ne yapıldıysa yalanan avuçlara oldu ve hiçbiri gerçekleşmedi. Halkımız, bilincin zirvesindeydi. 

Bugün yine o ulvi ruhla toplu ibadet sahnesinde yerlerini almıştı. Biz inanan insanların misyonu tüm insanlığın hidayetine vesile olmaktır.

Batının tüm keşmekeşliğine rağmen Anadolu'mun inanan insanı;

Bu Coğrafya'da ne dine dayalı ayırımcılıklara, ne etnik yapıya dayalı kışkırtmalara ne de ideolojik bağnazlıklara hiçbir zaman yol vermemiştir. 

Bitti denilen yerden yeniden dirilişlerle boy gösterirken ne kurtuluş mücadeleleri verdi bugüne kadar.

İstanbul'u, nebiler Nebisinin iftiharına mazhar olarak fetheden komutan ve askerinin ahfatlığına layık duruşunu hep göstere gelmiştir. 

Bugün o asil duruşuyla yine meydanlardaydı. Adalet, yine bu milletin eliyle dağıtılacaktır, haksızlık ve zulümlerin yaşandığı bütün dünyaya. 

Tarihler 29 Mayıs’ı gösterdiğinde bu misyonu durdurma uğruna yapılan ihtilaller geldi gözümün önünde. İstanbul’un Fetih günüydü bugün ve Cuma’mız böyle anlamlı bir günün atmosferinde kılınıyordu. Anlıyordum ki omuzlarımıza yüklenen yük büyüktü; çünkü yükü büyük olur devlerin.

Allah’u Ekber diyerek durdum Hak divana.

Mustafa SALIM

29 Mayıs 2020-Ankara

YORUMLAR

  • 0 Yorum