Mustafa SALİM

Mustafa SALİM

GÜNDEM

BAYRAM HUTBESİNDE KONU YAHUDİ ZULMÜ OLUNCA

14 Mayıs 2021 - 01:09


Bugün bayram namazını eda ettikten sonra imam efendinin, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da salgın hastalığın kol gezdiği şu atmosferde bir bayrama daha eriştiğimize yaptığı vurgu ve akabinde İsrail’in Mescid-i Aksa’da 7 Mayıs gecesi ibadet eden Filistinli kardeşlerimize karşı giriştikleri menfur saldırıya da temas eden hutbesinde şu ifadeler dikkatimi çekti:​
“Bu bayram, mahzunuz; çünkü ismiyle mukaddes, çevresiyle mübarek kılınmış Kudüs yaralıdır. Mescid-i Aksâ’ya ve Filistinli kardeşlerimize karşı azgın ve zorba bir topluluğun barbarca saldırılarına şahit oluyoruz.​

Bu bayram hüzünlüyüz; zira hukuku, ahlakı, kutsal değerleri hiçe sayan işgalciler, Kudüs’ün kutsiyetini ve insanlık için değerini ihlal etmektedir. Çocuk, yaşlı, kadın demeden masum canları şehit etmekte, Müslümanların Kudüs’e giriş ve çıkışlarını, Mescid-i Aksâ’da ibadet etme hürriyetlerini engellemektedir.”​

Namazı sonrasında imam efendi ile bayramlaşmamızın ayak üstü gerçekleşen bir dakikalık sohbetin​ konusu hutbedeki bu ifadeler üzerine idi. Yirmi yıl önceki Türkiye’yi hatırlattım. Ne günlerdi diye söze girdim. O dönemde böyle ifadeler kullansaydın, camiden daha çıkmadan soluğu belki de karakolda alacaktın. Bugün olduğu gibi o yıllarda da İsrail zulmü vardı. Lakin yüksek perdeden, yüksek bir sesle onları ifade etmek mümkün değildi. O günleri hatırladık ve bir de yaşadığımız bu günleri getirdik gözümüzün önüne; sonra da gülüştük geçmişin anlamsızlıklarına, yok hükmünde oluşumuza, haysiyet ve onurdan mahrum edildiğimiz o kara günlerimize…Çünkü Celal hocamız bu konularda çok hassas bir imam efendiydi.​

Bu yazılanları okuyacak ve yaşları otuzu bulan gençlerimiz için bu ifadeler ne anlama gelir acaba? Hayret mi ederler, yoksa abartı olarak mı görürler? Zannımca abartı olarak görenlerin sayısı daha fazla olur.​

Çünkü bu dönemin gençleri, “One munite” lerle büyüdüler. “Dünya beşten büyüktür”beylik sözleriyle kişilik buldular. Güçlü bir devletin varlığına şahit oldular.Yıllarca can yakan, can alan terör örgütü PKK’nın canına okunulduğunu gördüler. Güneyimizde yedi düvelle mücadele ederken zaferler tattılar.​

Yunan’ı susturduğumuzu, Karabağ’ın Karabağlarına dadanmış Ermeni sürülerini sürdüğümüzü, Akdeniz’de adeta şov yaptığımızı, Katar’a sahip çıkıp Libya’yı batıya mezar ettiğimizi izlerken hep böyle olduğumuz sandılar.​
Bir zamanlar kaale alınmayan bir ülke, Batının kuklası, ABD’nin ileri bir karakolu olduğumuzu; istihbaratımızın yabancıların elinde olduğunu, ordumuzun Peygamber ocağı olmaktan çıktığını, tüm kurumlarımızla adeta yabancılara peşkeş çekildiğimizi, münbit coğrafyamıza rağmen ekonomik hayatın zilletini yaşadığımızı nereden bilsinler…​
Bilemedikleri için bugün geldiğimiz seviyeden rahatsızlık duyan içimizdeki ihanet şebekesinin yalanlarına kanıp, sözde demokrasi ve özgürlük masallarıyla avutularak beyinleri yıkanmaya çalışılmaktadır.​

Dünyayı ahtapot gibi saran Yahudilerin Filistin’deki Müslümanlara yaptıkları zulümleri engellemek şurada dursun bunu ima etmenin dahi suç telakki edildiği ve bu uğurda nice bedellerin ödendiği, şahsiyeti ayaklar altına alınan o vesayet dönemine kıyasla bugün karşı duruşumuzu yüzlerine haykırırcasına “azgın ve zorba bir topluluğun barbarca saldırılarına şahit oluyoruz.” , akabinde “zira hukuku, ahlakı, kutsal değerleri hiçe sayan işgalciler “ deyişimiz, ulaştığımız bir gücün meyvesidir.​

Bir zamanlar elense atılan Başbakanlardan, karşısından saygıyla durulan Başbakan ve Cumhurbaşkanlarıyla arzı endam edişimiz işte bu gücün göstergesidir.​
Yahudi’nin korkulu rüyası oluşumuz, yine bu gücümüz sayesindedir.​
Bu duruşumuz gücünü vesayetten değil, milletten alan bir duruştur.​
Abdulhamid Han hazretlerinin mücadele ruhunun güncellenmiş halidir.​
Bir zamanlar Batının zulmünden Osmanlıya sığınan Yahudiler, insanlığın yüz karası ve bozulmuş halini temsil eder. Bunlar ruh hastası insanlardır. Çünkü kendilerini tüm insanlardan üstün ve yegane bir ırk olarak görürler. Tahrif edilmiş kutsal metinlerinde geçen adam öldürmek, zina yapmak, hırsızlık, faiz yemek gibi suç sayılan fiillerin işlenmesini kendi ırklarından olmayanlara uygulanmasında bir beis görmeyen ve bunu nesilden nesile aktararak yaşayan, vefadan bihaber, merhametsiz, insan sevgisinden uzak, çıkarcı ve sayılabilecek daha bir çok kötü vasfın insanı oluşları Kur’an-ı Kerim ifadesiyle kıyamete kadar lanetlenmelerini salık kılmaktadır.​

Bugün dünyanın neresinde olursa olsun tüm zulümlerin başını çeken bu Yahudilerdir. Devlet yönetimleri, izlenen siyasetler, ekonomik gelişmeler ve dünya medyasına olan hakimiyetleri​ olayları istedikleri gibi yönetmelerine yol açmış bu da​ yalanları büyük bir maharetle doğru gösterip zihinleri bulandırmaya götürmüştür.​

Ne yazık ki dünyanın her tarafında hakim bir güç haline gelmiş durumdalar. O yüzden pervasızca hareket edebilmekteler. Hangi devlette olursa olsun kurulan hükümetler kendi vesayetlerinde olduğu için sözleri her yerde geçebilmektedir. İstekleri doğrultusunda yürümeyen bir siyaset, o ülke için ekonomik kriz demek, iç kargaşa demek ve nihayetinde ihtilal demektir. Kendilerinden başka kimseye değer vermeyen bu millet, tüm insanlığı köleleri olarak kabul ettiklerinden dünyanın başına her türlü felaketi getirebilecek bir alçaklığın ruh köklerini taşıdıklarından sureten insan olsalar da öz itibariyle hayvandan da aşağı birer mahluk mesabesindedirler.​

Kendilerini kurtaran Musa (as)’a bile hainlik eden bir insan güruhudur. Adeta kötülüğün simgesi haline gelmiş yaratıklardır. Kendileriyle özdeşleşen şu kavramları görüyor musunuz?​
İsrail​ adı, İbranicede, Tanrı'yla güreşen veya Tanrı'yla mücadele eden​ anlamına​ gelmektedir.
Siyonizm, XIX. yüzyılın sonlarında, çeşitli ülkelerde yaşamakta olan kentsoylu Yahudilerce bir ideoloji olarak ortaya atılan ve Filistin’de bir Yahudi devleti kurmayı amaçlayan akımdır.​

Masonluk “İsrail'e hizmet eden ve dine karşı kin gütmenin adıdır. Bu sebeple millî örf, âdet ve ananelere, cengâverlik, vatanseverlik ve kahramanlık gibi, kandan gelen haslet ve meziyetlere karşı cepheleri vardır. Bu oluşum her şeyden evvel İsrailoğullarına hizmet etmektedir…”​

Yahudilerin Arz-ı Mev’ud hayalleri daima canlı kalmış ve bu sınırların gerçekleşmesininfikri alt yapısı genç dimağlara adeta nakş edilmiştir. ​

Görünen zulümleri Filistin’de gerçekleşse de aslında dünyanın dört bir yanında yolunda gitmeyen tüm aksamaların altında da yine bunlar yatmaktadır. Bugünkü korona belasının bu zihniyetin bir icadı olduğu söylentileri de göz önünde bulundurulduğunda bunların ne denli insanlık düşmanı ve insanlığın yüz karası oldukları daha net görülecektir.​ 

Bir zamanlar yaptıkları zulümlere karşılık vermek şurada dursun, onu ima etmenin bile ne acı sonuçları olurdu yaşadığımız şu coğrafyada. Kanserli hücreler gibi sızdıkları sosyal bünyemizi yok etmeye ayarlı bu kabusun izlerini eğitimimizden tutun da istihbarattan savunma alanımıza, sağlıktan ekonomiye varıncaya kadar her alanda görmek mümkündür. Bu sebeple bu coğrafyanın irfanını genç dimağlarımıza aktaramadık. Bu yüzden insanımızda birliği oluşturamadık. Bu nedenlerden ötürü tek yumruk haline gelemedik.​
Bugün güçlü bir Türkiye’nin geleneksel büyük bir devletin mirasçısı olarak tekrar sahne alması, tüm kurumlarıyla özgürlüğüne kavuşması ve bunun haklı gururunu yaşayarak kendisinden söz ettirmesi akabinde kralın çıplaklık gerçeğinin haykırılacağı da elbette sürpriz olmayacaktı.​

Gelişmelere baktığımızda bu haykırış çoktan başladı bile. Artık hiçbir şeyin eskisi olmayacağını çok iyi biliyorlar. Bu haykırış güçlü olmanın sesiyse bu sesin kesilmesi gerekliydi. Şu anki mevcut halimizde, ülkemizin muhalefet gerçeğini, FETÖ ve PKK örgütlerinin desteklenmesini, bugün hala Filistin direnişine gösterilen ilgiyi ve bu bağlamda yapılan protestoları hafife alan çevrelerin neden böyle davrandıklarını daha iyi anlayabiliyoruz.​

Ayasofya’nın kırılan esaret zincirlerinin sesi bugün Mecid-i Aksa’da duyuluyorsa, Kabe’ye de gün doğuyor demektir.​

Afakı sarmış bu çelik zırhlı duvar, mazlumun ahını zalimlerden alır aheste aheste…Yahudilerin zulümdeki şiddeti yok oluşlarının yakın olduğunu gösteriyor. Peygamberimiz Efendimizin buyruğu üzere tecelli edecek Yahudilerin acı akıbeti, gün doğmadan doğacak diye beklemekteyiz.​

Ağaç ve taşların arkasına sığınan Yahudilerin yok olacağı günün muştusunu yaşayacağımız nice BAYRAMLARA…​

Mustafa SALIM​
13 Mayıs 2021, ANKARA ​


​