Mustafa SALİM

Mustafa SALİM

GÜNDEM

NATO LİDERLER ZİRVESİNDE KİM NEYİ MERAK ETTİ?

16 Haziran 2021 - 21:15

Öncesinden fırtınaların estirildiği 2021 NATO Liderler Zirvesi 14 Haziran 2021 tarihinde Brüksel’de gerçekleşti.

​Ülkemize yaptırımların dayatılacağına inananların çok merak ettiği bu Zirve’nin belki de en önemli karesi Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayip Erdoğan’la ABD Başkanı Joe Biden’in içinde olduğu resimdi.

​Yaklaşık bir buçuk saat süreli toplantının yarısı iki liderin baş başa görüşmesi, diğer yarısı da heyetlerin buluşmasıyla nihayete erdi.​

Erdoğan’ın basın açıklamasında sarf ettiği “Yararlı ve samimi bir görüşme oldu”​ ifadesi zaten beklediğimiz bir sonuca vurgu yapıyordu. Gel gör ki bu olumlu havadan nem kapan, rahatsız olanlar da yok değildi ki kim olduklarını zaten biliyoruz.​

Diğer yandan Biden’den gelen​ “Pozitif ve verimli bir toplantı yaptık. Toplantının çoğu baş başaydı. Ekiplerimiz görüşmelere devam edecek, Türkiye ile ABD arasında gerçek bir ilerleme kaydedeceğimize inanıyorum”​ açıklama da bu olumlu havayı teyit ediyordu.​ ​

Buluşmanın sonucuyla ilgili olarak basına yansıyan ana temayı oluşturan maddelerden;

Mevcut durumun korunması:
Bu madde şu anlama geliyor: İşlerimize kaldığımız yerden devam. Yeni Anayasa çalışması olanca hızıyla neticelenecek. Millî silahlar dünya piyasasına damgasını vuracak. Doğal gaza kavuşulacak. Yine kabadayı teroristlere "One Munite" çekilecek, yine "Dünya beşten büyüktür" denilecek ve yine FETÖ ile mücadele, başları ezilinceye kadar devam edilecek. 

Afganistan’da ortak gündemle hareket edilmesi: 
Bu maddeyle, beşten büyüklüğün cüssesine bakılmayacağı, İpek Yolu projesinde lehimize olanla hareket edecegimizin şifrelerini belirliyorduk.

Türkiye’nin Libya'daki pozisyonunun ABD tarafından kabullenilmesi:
Bununla da  Afrika kapısını aralarken tarihi misyonumuzla hareket edeceğimizin işaretlerini veriyorduk. Zirveden önce devlet erkanımız zaten oradaydı. 

Karabağ ile ilgili durumun istediğimiz minval üzere olması:
Bu husustaki gelişmenin örneği, Erdoğan'la yaptığimiz Azerbaycan çıkarmamızdı.

İdlib ve insani yardımlar konusunda birlikte hareket etme kararının alınması:
Mezkur addede de PKK ile mücadelemizin devam edeceğini, HDP'in kapatılma davasının sürdürülüp sonuçlanacağı manası belleklere kazınıyordu.

İşte bu hususlar bir kriz bekleyenlerin neşesini kaçırmıştı.​

Bu olumlu havanın sonucunda bendeki meraka gelince;​ ​ ​

NATO Liderler Zirvesi sonrası istemezcüklerin kahırlanma ateş seviyelerini merak ediyorum.​

Zirve sonuçlarının midelerine taş gibi oturup oturmadığını merak ediyorum.​

İktidara gelecek olurlarsa Kanal İstanbul'a mani olacaklarını, işin içinde olan ne kadar devlet ve şirket varsa devre dışı bırakıp, para vermeyeceklerini, hatta bunlarla mesafeli olacakları yönünde tehdidvari konuşan, fakat gerçeğin haktan yana olan tecellisi karşısında apışıp duran beyinlere, Kanal İstanbul'un temeline inan kazmaların bıraktığı acıyı merak ediyorum.​

Batı adına hezimetimizi isteyenlerin hüsranlarını merak ediyorum.​

Batıya kukla olmayı nimetten görenlerin, batılıları kukla gibi oynatan Liderimizin başarısına kör olan nankörleri merak ediyorum.​

Zirve başlayıncaya kadar, aleyhimize giriştikleri karalamalarla elimizi kolumuzu bağlayıp, Devlet gücümüzü kırmaya kendilerini adamış satılık ruhların, güçlü bir elle dönüşümüzün şokunu nasıl atlatacaklarını merak ediyorum.​

"Dünya lideriymiş" diye Erdoğan'ı tiye alanların, Erdoğan'la görüşmek için ayağına gelen batı liderlerinin sıraya dizilişini görünce, sarf ettikleri sözlerinden dolayı yüzlerinin kızarıp kızarmadığını merak ediyorum.​

Erdoğan'a mani olunmazsa 2023'te Osmanlı'ya döneriz diyenlerin, batının bunu çoktan kabul ettiğine içinin nasıl yandığını merak ediyorum.​

Başörtülü hakimlerin kararına güvenmeyenlerin, Erdoğan ile Biden arasındaki diyaloğu sağlayan başörtülü tercümanın bütün asaleti ve arzı endam ediş manzarasıyla gözlerine gök girip kızıl çıkıncaki hallerini merak ediyorum.

"Bu devlet katil bir devlettir. Yıkılması lazım" diyenlerin, Erdoğan'ın Zirve'den hemen sonra Birleşik Türk Devletleri mefkûresi yolunda Azerbaycan'a ilk adımı atarak yaptığı ziyaretin, bu beyinlerde ne manaya geldiğini merak ediyorum.​

Bu görüşme sonrasında, Gezici ruhların mani olmak istediği ve asrın projesi diye nitelendirdiğimiz kalkınma hamlelerimizin  iptalini bekleyenlere, mevcut durumun korunduğu gerçeğinin haykırılışı, suratlarına inen Osmanlı tokadı gibi olunca yüzlerinin aldığı şekli merak ediyorum.​

Bizi merakta bırakan bu ve sayılabilecek daha birçok hususta milletimizin varlığına, devletimizin bekasına kastedecek niteliği haiz, başkaları adına ancak bir takım yararların olacağı dayatmalarda bulunan insanları da merak ediyorum. Bu merak ettiğim insanların nazarında Suriyeleşen bir Türkiye en makbul Türkiye’dir. Mevcut basınlarıyla bu teraneyi sürdürürler. Siyasi anlayışları bu doğrultuda yol alır. Kimisi bilerek, kimisi de bilmeyerek bu yolda ilerlemenin derdinde. Öyle zannediyoruz ki asıl dertleri kökenleriyle buluşan bir milleti tekrar bu buluşmadan koparmaktır.​

Ne yaparlarsa yapsınlar, Anadolu irfanı bunlara izin vermeyecektir.​

Hayat tüm hızıyla devam ediyor. Durmak yok, yola devam.

Mustafa Salim
16 Haziran 2021, Ankara