Mustafa SALİM

Mustafa SALİM

GÜNDEM

BUGÜN SEMİHA ABLAMIZ, YARIN BİR BAŞKASI

10 Temmuz 2020 - 00:57



İmanı olmayanın edepten de hayadan da nasibi olmazmış. Haya imandandır çünkü. 

Sosyal medyada kaç gündür Binali YILDIRIM beyin muhterem eşleri Semiha YILDIRIM hanımefendiye daha önce de izana sığmayacak bir biçimde, adeta tüm insani değerleri ayaklar altına almış, esfeli safilin derekesinde debelenen birilerinin yaptığı hakarete  bugün eşlik eden İYİ Partili Levent Özeren’in bu tavrına hiç de şaşırmadık; çünkü bu bir tiyniyet meselesi.

Biz de tarafımızın belli olması babından Hz. İbrahim’in atıldığı ateşi söndürme niyetine su taşıyan karınca misali bir iki kelimelik de olsa meramımızı dile getirmek istedik. 

Başında kadın olan bir partinin erkeğinden, kadına yönelik menfur söylemi tel'in ediyoruz. Siyasi bir oluşumun insanları ötekileştirmede ikiyüzlülük sergilemesi affedilecek bir durum değildir. 

Görünen yüzlerinin karanlık cephesi bize;
Toplumumuzun yapısını bozmak için dinamikleriyle oynamanın gerekliliğini; bunun yolunun da kirli ellerin kadına dokunmasından geçtiğini, haliyle tüm saldırılarının bu alana yoğunlaştırdıklarını gösteriyor. Bu güzide toplum çökmeliydi bunların nazarında; örnekliği bitmeliydi. 

Bu tel'ini haiz galizane saldırı ister siyasi hazımsızlıktan, ister düşük profilde seyreden ahlaki seviyesizlikten olsun hiç farketmez; sonuçta bozulmuş  psikolojik yapının içimizde yaşayan insan kılıklı varlıklardan gelmektedir.

Biz bugün bunlarla uğraşırken bir zamanlar şanlı tarihimizde burnunu göstermekten haya eden ninelerimiz vardı. Gözlerini haramdan sakındıran genç kızlarımız vardı. Anneden kızına tevarüs eden edep anlayışı vardı. Kız, anneden öğrenirdi hamur yoğurmasını; onun için evlilikler asil annelerin yetiştirdiği, abide timsali genç kızlara rağbetle gerçekleşirdi. Evden gelinlikle çıkan kızın ikinci çıkışı ancak kefenle olurdu. Kadın kadınlığı bilirdi ve bilirdi erkeğin kendisinde tamamlandığını. Bir bütünün iki parçası olduğunu bilir; iyiliğin, güzelliğin, hakşinaslığın hakim olduğu yuvalar kurulur; çocuklar anne gözetiminde ilk terbiyelerini alarak huzur dolu ortamlarda yetişirlerdi. Baba evin kölesi, hanım evin efendisiydi adeta. Çarşıya, pazara ilişmezdi zorda kalmadığı sürece evin hanımefendisi. Herkes görevini bilirdi. Çünkü erkek sel, kadın kum olurdu aile ocağında. Evin hanımı tüm ihtişam ve güzelliğiyle karşılardı akşam işten eve gelen beyini. Her lider bir bölgenin hanıyken o, evin hanıydı. Erkeği onun için hanım diye hitap ederdi kendisine. Aile bunun için sağlamdı bizde; onun için atalarımız hiç devletsiz kalmadı bugüne kadar. Dünyayı yönetti bu hanımların anneliğinde pişen er kişiler. Bin yıl dünyaya adaletle hükmedenler işte bu hanımların terbiyesinde yetişen hanlardı. 

Bugün karalanan, aslında  ihtişamlı devleti doğuran bir annedir. Toplumun ruh iksiridir. 

Bu hadise, bugünlerde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi adı altında hareket edilerek sulandırılmış “kadın” mefhumunun saygınlık alanından çıkarılarak metalaştırılışının burna gelen pis kokularıdır. 
Bunlar;
Aile harcı kadının, yerinden edilmesidir; 
Kadını annelikten tiksindirmenin ayak sesleridir;
Eşine ram olmuş kadını alçaklara yem etmektir;
Özgürlük adı altında kadına ait ne kadar özellik varsa hepsini yok etmeye çalışmalarıdır; ve
Tüm değerlerden soyutlaştırılan kadının cinsel meta olarak sunulmak istenmesidir. 

Sonuç itibariyle evlilikler sanki cinsel isteklerin tatmini için gerçekleşmekte; bu da zamanla boşanmalara, yuvaların dağılmasına, haliyle çocukların anne-babadan uzak yetişmelerine yol açmaktadır ki bu sosyal yapının parçalanması anlamına gelmektedir. 

Bu manada Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının çok ciddi önlemler alarak bu yozlaşmanın önüne geçmesini acilen istiyoruz. Aileyi koruma Kanunu adı altındaki uygulamalar toplumda dinmeyen acıların yaşanmasına neden olmaktadır. Bünyemize uygun olmayan mevzuatın derhal revize edilmesinin önemi bir daha kendisini göstermektedir. 

Bir hanımefendiye yapılan hakaretlerin mantığını anlamak mümkün değil. Bu hakaretler, sancılı bir toplumun inşası sürecindeki tökezlemeler olarak görülebilir. Gelinen noktadan geriye dönüp baktığımızda toplumumuzda daha büyük travmaların yaşanmayacağının kimse garantisini veremez. 

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi kapsamındaki çalışmalar toplumun temeline atılan dinamitlerdir. Eğitim programlarımızdan bu proje adı altında yerleştirilmeye çalışılan kazanımların kazınarak atılması vatandaş olarak talebimizdir. Projenin meyvesini merak ediyorsanız hakaret eden bu insanların davranışına bakmak kafi gelecektir. 

Yaşayan bu ahlak timsalini kimseye çiğnettirmeyiz.

Semiha Ablamız;
Omuzunuzdaki yük çok ağır ve Ümmet adına bir çile girdabındasınız. Bu yol dikenli ve imtihanı büyüktür. Zaten en büyük imtihanı peygamberlerin görmesi bunun için değil mi? İslam düşmanları imanlı olanını sevmez. Bu ehli salibin içimizdeki tortuları bizi, sizi sevmezler; kaldı ki Hz. Aişe validemizi de Hz. Meryem validemizi de sevmediler. Bu çevrelerin bize karşı çıkması imanımızdan kaynaklanıyor. İslam garip gelmiştir garip olarak devam edecektir. Bu millet sizi seviyor. Siz başımızın tacısınız... Edep abidesi ablamız, yolunuz açık, istikametiniz daim olsun.

Mustafa SALIM
10 Temmuz 2020/ANKARA