Mustafa SALİM

Mustafa SALİM

GÜNDEM

BİR HİÇ UĞRUNA TÜKENEN TİMTİK HAYATLAR

29 Ağustos 2020 - 15:29


Halkın Hukuk Bürosu’nun Twitter hesabından yapılan açıklamada, “Adil yargılanma talebiyle 238 gündür Ölüm orucunda olan büro avukatımız Ebru Timtik şehit düştü!...” denildi.

Bu giriş cümlesi değerli insanlar için kurulsaydı bir anlam ifade ederdi. Bu girişi bir de şu cümlelerle verelim.

Giyindiği hukuk cübbesi altında, oruçluyken şehid edilen savcımız Mehmet Selim Kiraz'ın katillerinin adliyeye girmesine yardım ettikten sonra operasyonla yakalanıp, tutuklanan Dhkp-c terör örgütü mensubu Ebru Timtik, girdiği ölüm açlığını başarıyla tamamlayıp bizi sevindirmiştir.

Yine organizeli bir eylem ve yine bir teröristin ölümünü masum göstermek. Bu ve benzerleri  büyük bir oynun sadece bir piyonu. Her ölüm, davayı kutsallaştırsaydı, PKK ve diğer yasadışı örgütlerin hedefleri doğrultusunda canlı bomba olmayı kabul edecek kadar akıllarıyla oynanan zavallıların ölümlerinden bugün PKK kutsanmış olacaktı. Gelinen noktada ise PKK'nın esamesi okunmuyor artık. Bu uğurda giden yandaşlar da sadece cehennemi boyladı.

Bu örgütler seküler anlayışın savunucularıdır. Doğal olarak müntesipleri de fiziğin kölesi, metafiziğin de düşmanıdırlar. Yani Allah'a inanmayan insanlardır. Halbuki "Şehitlik" İslami bir kavram olmasına rağmen, bu çevrelerce kullanılması abesle iştiğaldir. Bir taşla iki kuş vurmanın bir diğer oyunudur. Kavramların içinin boşaltılmasıdır. Oruçla ne ilginiz var denmez mi? "Ölüm açlığı, yok olma gıdasızlığı, hiçlik pehrizi" demek neyinize yetmeyecek?...Namaz kıldıktan sonra camiden çıkan hacı babanın "Kahrolsun şeriat" derken eda ettiği namazın şeriatın bir gereği oluğunu bilmemesi gibi. Cemaat, hizmet, abi, abla vs. derken sadece FETÖ'nün akla gelmesi gibi.

Şehit mi şimdi bu Ebru Timtik? Bu olsa olsa,  şahit olacak inkar ettiklerine. Kopan alkışların altında kopan bir kıyamet sadece. 

Devletin resmi cübbesiyle terörlüğünü sürdüren ve içerde olmasının sebebinin yine kendi meslektaşı bir savcının hunharca şehid edilmesine aracılık yaparak terör örgütlerine yaltaklık yapıldığı göz önünde bulundurulduğunda haklı olarak değil şehitlik, bunun can verişini ölümle ifade etmek bile insanlığa büyük hakaret olur. 

Can veren hayvanlar için kullanılan "telef olma" ifadesini bile kullanmam bunun gidişine, hayvanlara yazık olmasın diye.

Sevincini "geberdi" diye dile getiren  bazı paylaşımları okuduğumuzda da insanın hak veresi geliyor.

Bu devletine asi ama devlet cübbesi giyen teröristin fotoğrafını  Baro binasına asan İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu’nun "Ebru ölmedi" şeklindeki sosyal medya  paylaşımı, bu teröristlerden daha çok olduğunu göstermez mi?

Timtik üzerinden yoldaşlarına belki bir fayda olur diye hasbihal edecek olursak;

Bak Ebru Timtik, o inkar ettiğin ebedi hayatta maalesef torpil yok, avukat yok; paranın degeri hiç yok. Üzgünüz. Bir hiç uğruna pisi pisine gitmek buna denir herhalde. Keşkelerle kıyameti bekliyeceksin; keşke toprak olaydım, keşke hayvan olaydım diye. Hatta geri dönmeyi de isteyeceksin tekrar dünyaya, lakin o da mümkün olmayacak. 

Kiyamete kadar da varya  o kabrin, ya cennet bahçelerinden bir bahçe, ya da cehennem çukurlarından bir çukur olacağı da inancımızın ilkelerinde yer alır. Şu durumda kabrin herhalde cennet bahçesi olacak değil. Çünkü bu öğretilereydi savaşın. Geriye cehennem kalıyor payına. 

Peki değdi mi? Bu sorum sana; gayrı gerçeği sen görüyorsun. Buradaki yandaşların seni kahraman ilan etseler de sadece kendilerini kandırmış oluyorlar; hatta sen bu hareketlerine şimdi çıldırıyorsundur. Ayan beyan her şey senin gözlerinin önünde çünkü.

Yine yandaşların belki benim gibilere güleceklerdir. Ölü duyar mi lan diye... Olsun. Ama ben, senin beni dirilerden daha net duyduğunu biliyorum. Bunu nerden biliyorum dersen, hani o kabul etmediğiniz Peygamberimiz yine öğretti bunları bize. Onlar gülsünler, son gülenin gülmesi iyi olur. Bu sesim ölüye gitse de diriye gitmiyor, heyhaat...

Hani zerre kadar da olsa birinde imandan bir pırıltı,  yanmış olsa da bu ebedi olmayacaktı. O zerre de yoksa vay bu gibilerin haline...

Biliyorum, çok şey biliyorsun bu andan itibaren. Lakin anlatmaya ne mecalin var ne de imkanın. Hatta sekeratü'l-mevt dediğimiz ruhun son çıkma anında görülen hakikatleri insan anlatmak ister de o anda artık dili dönmez olur. Ölenin, hele ki sonu kötü olanın son andaki çırpınması ondandır; kalanları uyarmak için.

Şeytanın bayramı olur, birini imansız gönderdi mi ahirete. Sen bayramı yaşattın ya o iblise; inan ki cehennemde yakasına yapışırsın da suçlu yine sen oluverirsin o anda. Aklın nerdeydi diyecek sana da yine rezili sen olacaksın. 

Bir insan küfür karanlığına batmaya dursun; battı mı bir kere o bataklığa, batıl adına ne varsa yuttururlar o zifiri karanlıkta. Göz görmez, kulak duymaz olur. Gönül felç, akıl işlevsizdir artık. 

Halbuki akıl, ötelerin ötesini bulma özelliğine sahip bir cevherimizdir. Rabbim bu özelliğimizle övünmüştür şeytanın hilelerine karşı. O yüzden aklı giderecek  her şeyi süslü gösterir bize o melun iblis. Tefekkür aklın kırbacı olduğu için, tefekkürden uzaklaştiran ne varsa döker beni ademin önüne şeytan. 

Hele hele şeytanlaşmış insanları hiç unutmamak gerekir. Tehlikeli olan da bunlardır. Kötülüğün merkezini oluştururlar. Maşa gibi kullanırlar tuzağa düşürdüklerini. Bir kere doğruyu yanlış, yanlışı da doğru gösterdiler mi sonu gelmez artık felaketlerin. Bayramlık ağızları açılmış olur her daim. Yoksa sen şeytanın insancası mıydın?

Bu yüzden eğlence tatlı gelir nefse. Müskirat olmazsa olmazıdır bu yolun yolcusuna. Şehvet atını daima kırbaçlı bulursun, ya bir makam uğruna ya da karşı cins yoluna. Para, şöhret, makam hep aklı baştan alan şehvet unsurlarıdır biz insan oğlunun hakikati bulma yolunda.

Akıl tutulması oldu mu bir kere, Geziyi doğru zannedersin. Savcıyı makamında katleden caniye sahip çıkar, maktül için kılını kıbırdatmazsın ki savcının katilini makama sokan sendin. Fetö şeytanları mahkum edilince feveran edersin. Terörist başı Kaftancıoğlu içeri atılınca adil yargılama takılır kafanıza. Kendine yetmeyen akıl şurda dursun, var olan akılları da ziyan edersiniz.

Maşa olmasaydınız, son yıllarda ülkemizdeki gelişmeler karşısında düşmanlarımızla aynı safta olur muydunuz? Yoksa Ayasofya açıldığında batılılarla aynı koroda nağme söyler miydiniz? Doğal gaz bulunur, batının gazıyla cıyak cıyak bağırırsınız; sanki borular başka yerleri sonajlamış gibi.

Açlık greviyle ne yaptırdılar size? Bunlar sadece gündemi oyalamak içindi. 

Bir zamanlar, örtüsünden dolayı okulundan olan nice kız kardeşlerimiz vardı, sizin zihniyetinizin ülkeyi idare ettiği dönemlerde; işinden atılan bayanların suçu da yine inançlarından ötürü  başlarındaki örtüydü. İmam hatipli inanan gençlik, bir katsayı ucubesiyle universitelerden edildi. 28 Şubat'ın soğuğunda bunların hepsi sokakta buldu kendilerini. Başörtüsü gibi tabii bir hakkı teslim etmiyordu sizin seküler kafalı büyükleriniz. Arabistan'a gitsin demişti yine bir büyüğünüz. İnanan insana değerin verilmediği düzenin çocuklarısınız siz. 

O gün bu zulümler yaşanırken, bugün teröristlere aman vermeyen adaletin çivisini çıkarmaya çalışıyorsunuz. 

Ve bugün bitti hidayeti bulma adına yakalayacağın tüm fırsatlar. Ve başbaşasın hayatın boyunca inkar ettiklerinle.

Adil yargılamak neymiş bugün göreceksin. Bunun  için ölmene ne gerek vardı? Gelseydin anlatırdık sana adaletin ne olduğunu. 

Değdi mi bir hiç uğruna terörist olmak ve bu yolda telef olmak? Sahi üniversitede kafalarınızı kim dumura uğrattı? Bu akıl fukaralığınızla daha çok maşa olursunuz. Sen gittin de, bundan sonra kalanlar düşünsün.

Alkışlar angarya, bitti senin için koca dünya, sana artık kim, niçin ağlaya...Yaşasın zalimler için cehennem..

Mustafa Salim
28 Ağustos 2020 Ankara

YORUMLAR

  • 0 Yorum