Pars Anadolu

Pars Anadolu


Dün Kemalizm'den Çektik; (Böyle Giderse) Yarın Erdoğanizm'den Çekeceğiz!

22 Eylül 2018 - 00:31 - Güncelleme: 22 Eylül 2018 - 01:15

        Çok saygıdeğer okuyucularımız istirham ediyorum: Yaftalamadan(bu zamanda bunlar söylenir mi? Yoksa sende fetöcü müsün? Şimdi sırası mı? …), tekfir etmeden(siz zaten kefere gibi düşünüyorsunuz, siz Erdoğan Düşmanısınız sanırım …), ötekileştirmeden(hangi parti/cemaat/grup/ülke/inancı temsil ediyorsunuz? Sizde onlar gibisiniz, onlar gibi konuşuyorsunuz…), trollük yapmadan(Reis diyorsa vardır bir bildiği, eğer böyle yapıyorsa derinlerden haber almıştır elbet siz ne sanıyorsunuz?) … okuyunuz, değerlendirip kritiklerini yapınız. Aklınızı kiraya vermeden, sabırla, ihlas ve iyi niyetle okuyunuz. Yazılan bu yazının altında çarpık, tezat ilişkiler barındıran birtakım art niyet aramadan (zaten yok.) iyi, halka, HAKKA hizmet namına söylenen içsel, dürüst; tenkit, özeleştiri, iğneyi kendimize batırmak olarak değerlendirin lütfen. 
 
                      AYRICA ERDOĞANİZM’ i YAPAN ZAT-ı MUHTEREMİN ŞAHSİYETİ DEĞİL;

        Onu halisane, gönülden, candan seven orta direk, ona güvenen mazlumlar bu iki grup çok iyi niyetli lakin esas tehlikeli olanlar ise menfaatperest, rantçı (sözde)ERDOĞANCILAR, onun adını kullanarak racon kesip, onun ardına sığınan laf ebesi çok konuşan troller. İlk iki grup her dönemin parlayan yıldızının ardından giden avam, doğal Anadolu İnsanı, her coğrafyada olabilecek halk. Esas sıkıntı olan ise diğer iki grup: Bunlar; bu eylem ve söylemlerinde bilinçli, kasıtlı olarak besmele misali ağızlarından düşürmedikleri o isim üzerinden toplumun, devletin sahip olduğu; maddi, manevi varlığı sömürmenin peşinde olan parazit topluluklar.
        İslam dinindeki müşriklik alametlerinin bir kısım niteliklerine haiz bu son iki gruptakiler ekseriyetle; riyakâr,  dönek, gösteriş budalası güç sevdalısı birer gölge; silüet (zira bunrın bir kalıbı yok bulundukları kabın/ortamın şeklini alan) omurgasız, umarsız ve pervasızlar… Bu son iki grupta yer alanlar ekseriyetle toplumun yakından tanıdığı, genelde varlık, şöhret, koltuk sahibi (bu koltuk milyonluk bir koltuk da olabilir, kuruşluk koltuk da), ekranlarda sıklıkla gördüğümüz (büyük kısmından Erdoğan’ın da haberi olup sık sık altta alttan bunun mesajlarını bazen açıktan bazen örtülü ifade etmekte) bazı gazete ve televizyoncular, sunucu/spiker/moderatör, iş adamı(!), sosyal medya fenomeni vs. Burada toplumun bütününü veya saydığımız bu meslek grubundaki insanların tamamı değil elbet; bir kısmı.
        Kimi geldiği koltuğu sağlama almak için, kimi yeni ihale almak, kimi mal kimi prestij ve şartlar için bunu yapıyor. Her ne gerekçe ve şart ile yaparsa yapsın, zaman ne kadar iyi veya kötü olursa olsun yaptıkları bu yalancı yalakalıkların topluma millete faturası ağır olmaktadır. Neden destek verdiklerimize taparcasına her söz ve eylemine doğrudur deyip bu kadar gözü kapalı bir şekilde eyvallah diyelim. İnsan beşer azizim yeri gelir herkes hata yapar, hatasını yapan zaten kabul ediyor yahu ama buna rağmen yanlışı ısrarla savunmak tam bir Kemalist mantıktır. Bu mantık asla ve katta bir Müslüman’a yaraşmaz. Biz devlete ve devletin yöneticilerine iş millete de usul öğretecek değiliz(buna kimsenin haddi yok). Lakin kanayan bir yara, eksik bir mesele veya sorunlu bir mevzu varsa biz onu göstermekten de asla geri durmayacağız. Biz demiyoruz ki mutlak muhalifler gibi körü körüne istemezük deyip kazan kaldıralım ya da nankörlere koz verelim. Biz usulüne adabına uygun dile getirelim yanlışı.
        Biz ne zaman bizi (hepimiz olmak isteyen bizi) istemeyenleri sevindirir mutlu ederiz: biz ne vakit doğru bildiğimiz hakikatlerden ve bu hakikatleri haykırmaktan vazgeçip bu davadan dönersek biz duraklamaya geçmişiz demektir(Unutmayın duraklama sona yaklaşmak, sıkıntıya revan olmak demektir.). Bizi biz yapan Hakkı ve doğruyu her zaman haykırmaktır. Şimdi iyi niyetli kardeşlerimiz veya art niyetli bazı zevatlar diyebilir ki: Senin dediğine göre yapsaydık 17-25 Aralık komplosunda tuzağa düşerdik, oysa biz itaat edip körü körüne bağlandık bak nasıl da bizim dediğimiz gibi oldu.

              Ey bedbaht nefis!

         Ben demiyorum ki desteklediğinizi ilk hatasında terk edin, her iftirada, her darbede, her yanlışta/ihanette/hatada/dertte/tasada/tuzakta/yokuşta… Terk edin, yalnız bırakın demiyoruz ki bu esas ihanettir davaya da dava adamlarına da ihanettir ve yaraşmaz da bu topluma. Ayrıca 17/25 benzeri komplolarda dahi geçerlidir dediğimiz, insanları yargılayın veya size sunulan/dayatılan her söze neden kanıp hemen celallesiniz ki? Mesele şu: 17/25 gibi bir olayda bakanların kapısına dayanıp sallandıralım demek değil, bu iş tarafsız ve adilce çözümlensin der akil insan ardından der ki şayet iddialar vaki ise bu yanlıştır suçtur der-demelidir. İşte trollük demek Kemalizm veya Erdoğanizm demek tam olarak budur: Ortada yanlış bir eylem/söylem/politika olduğu iddia ediliyorsa ispat edilmesini veya aklanmasını talep etmek yerine bağnazca inkâr edip doğru veya yanlış diye düşünmeden körü körüne savunmaktır. Bu bizim gibi derdi davası: Ümmet, millet, devlet, memleket olan insanlar için ‘’SONUN BAŞLANGICIDIR.’’

           Yıllardır heykel diken putperestlere sövdüklerimizi biz(imkiler)! Yapınca doğru mu oluyor yani? Yapmayın Allah aşkına yanlışı kimin yaptığı önemli değil esas olan yapılanın yanlış olup olmaması. Şayet biz ispatı olmuş bir yanlışı ısrarla savunuyorsak vallahi o bedbaht Kemalistlerden daha beter olmuşuzdur. Hem bir şey söyleyeyim mi bu kafa ile yapılan Erdoğanizm Kemalizm’e rahmet okutturur.

             Bu memlekete –istler –izmler ile yani ideolojiler bu ideolojileri bağnazca savunan müptezellerin verdiği zararı hiçbir şeytan/kafir/müşrik vermemiştir veremez de -16 imparatorluğu biz kurduk hatta 17.sini de ama ilk 16sını da biz yıktık – bu vb. sebeplerle-…

            Nasıl ki halkın kazandığı zaferlere rağmen yapılan sözde inkılaplar ile milletin ahlaki ve dini değerleri toplumsal yaşam tarzı bile isteye yozlaştırılarak seküler/agnostik/laik/batılı/milliyetçi bir Türk figürünü toplumun her kesimine, her ırkına zorla dayatıp empoze ettirilmeye çalışıldıysa ve bu çalışma bu millete 90 yıllık bir zarar ve kayba sebep olduysa aynı yanlışı bu sefer biz tersten yapmaktan Allah’a sığınalım. Neyse ve şükür olsun ki böyle bir tiyniyet ve zihniyet sahibi bir lider/yönetici yok da böyle bir talebi, baskı ve dayatması yok. Ya öyle biri olsa? Vallahi din adına İslam, Ümmet, Millet adına milletini kandıran İran'ın mollaları yok mu hani vallahi biz daha zelil bir garabete düşeriz. Bu büyük bir kıyım olur İslam, ümmet ve milletin değerlerinin inançlarının kıyımı olur.  Esas sıkıntı da bu zaten lider böyle bir toplum ve mantalite istemezken bu toplum buna aykırı davranıyor.

          Ne yazık ki bedbaht Erdoğanistlerin söylemlerinden etkilenen gariban halk ise yapılan yanlışların farkında bile olmadan 90 yıldır fanatik partizanlık yapan Kemalistler gibi hareket etmeye başlaması büyük facianın ta kendisidir. Her dönemde dönemin yöneticilerinim etrafında sefil yalaka parazit guruplar olmuştur. Ama bu seferkiler bize inancımıza çok daha zarar verebilecek haldeler. Nasıl ki dindar nesil diye yetiştirilmeye çalışılan (içinde gerçekten ciddi başarılar elde edenler de var elbette) ama büyük ölçüde çok büyük sıkıntılara sebep olabilecek dini dar nesil yetiştirilmesi bizim kendi topuğumuza sıktığımızın farkında olmayışımız gibi.

          Bir de Allah aşkına şunu net olarak anlayalım maalesef ama Erdoğan her şeyi bilmiyor ve bilemez de yahu adama ne gösteriliyorsa o kadarını biliyor. Bu adam başkan her işi de o mu yapsın? Bu adam başkan, her memurluğu işi herşeyi bu ‘’YALNIZ ADAM’’ mı yapsın?  Dolayısı ile yapılan her yanlışın sorumlusu o olmadığı gibi yapılan her doğrunun tek kaynağı da o değil bundan vazgeçmemiz lazım.

           Bunca memur kılıklı parazitin yedikleri haltların suçlusu değil bu YALNIZ ADAM aynı şekilde harika projeleri ortaya koyan adam gibi adamların tek sebebi de değil. Azizim eğer seviyor ve destekliyorsan eleştireceksin, soracaksın, sorgulayacaksın. Bu eleştiri ve sorgulamanın zamanı olmaz her fırsatta bunu dile getireceksin. (Tabi bunu SADECE MEMLEKET İÇİN VE MEMLEKETTE YAPACAKSIN.)

          Biz millet olarak liderlerimize harika tabi olur, biat ederiz. Bu memleket ve millet adına ciddi olumlu sonuçlara vesile olur ama bakın tabi olup biat etmek demek tapmak, kul olmak, doğru-yanlış demeden gitmek demek değildir. Bu millet de lideri de öyle asildir ki lider: Var mısınız dediğinde millet ölümüne der, aynı civanmertliği ve cesareti liderini hak üzere sorup sorgularken de Lider gösterir göstermelidir esasında. Tüm mesele de bu işte azizim.
 
         Esas derdim bana göre bazı hassas konularda Erdoğan`a en sert tepkiyi İslami şahsiyetler ve camialar göstermeli. Bu, Müslüman idareciler karşısında onların bir sorumluluğudur. Biz, örnek nesil seleflerimizden böyle öğrendik. Hani Hz. Ömer`in “ben bir hata yaparsam ne yaparsınız?” sorusuna sahabeler kılıçlarını çıkarıp, “seni kılıçlarımızla düzeltiriz” diye cevap veriyorlar. Bunun üzerine Hz. Ömer de Allah`a hamd ediyor.

          Bu mukaddes olayı pek saygıdeğer Adaletin Babası diyor be üstat daha kalkıp bunun üzerine ne kelam edebiliriz hala?
 
           Ortada bulunan durumun suçluları/zanlıları göz göre göre yapılan yanlışa aleni destek verip bağnazca savunanlardır.
 
         Esas Erdoğan’ı seven onu YALNIZ ADAMLIKtan kurtarıp ona yaren olandır, hatasını uygun zaman ve yerde yüzüne söylemek-haykırmaktır. Ona büyük düşmanlığı ise onu sürekli pohpohlayıp kalaylan yandaşlar yapmakta. Gelin vazgeçin bundan.
 
“Bu dünyada gerçeği söylemekten daha zor, dindar olmaktan daha kolay bir şey yoktur.”                                                                                                                                Fyodor Dostoyevsky
 
''Dürüstlük, en iyi siyasettir. ''
                                               Japon Atasözü


Pars Anadolu ..

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum