Pars Anadolu

Pars Anadolu


Siz İstiyor İdlib , Biz Verecek KIYAM-ET !

05 Eylül 2018 - 00:31 - Güncelleme: 05 Eylül 2018 - 07:58

       Masada Abd ile strateji ortağız! Sahada Rusya ile! Standartlarda ve ortak dertlerde AB ile! Sanki bu stratejik planlama ve yöntem bir tanıdık gibi. Son zamanlarda özellikle son 15 yılın en popülist benzetmesi gibi gelebilir ama sahiden de benzemiyor mu ?

        Hani 2. Abdülhamid Han'ın İngiltereye (zamanın ABD'si - zamanın şeytanına) göz kırpıp, Rusya ile dans ederken, Almanlarla işbirliği yaparak, Hasta Adam! üzerine kurulan planları; kimi zaman alt üst ederken kimi zaman da tamamen ortadan kaldırabilecek ciddi başarılı, öngörülü hamleler yaptı.                        Bu yaptıkları ile ''Küçük KIYAM-ET'' için  Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye ‘ye hazırlanma fırsatı kazandırmak için süreci yavaşlatıp geciktirme çabası ve başarısı. Şu anda yaşanılan durum ile ne kadar da ortak değil mi ?
          Nasıl ki Han; yalnızlaştırılan, fakirleşen, geri kalan ve ideolojik olarak bölünme-dağılma aşamasına gelen memleketi o halde iken içerideki onca hain, düzenbaz, yolsuza rağmen 33 yıl idare edip birçok konuda barışçıl bir yöntemle sorunları stratejik hamlelerle bertaraf ettiyse. Bugün de benzer haller var. Yeri geldi kaybedip sustu (susmak zorunda kaldı) yeri geldi kaybetti ustaca oynadığı planında. Ama büyük planda çok yol kat edip ciddi başarılar elde etti. Kurduğu YILDIZ TEŞKİLATI ile Endülüs’ten Türkistan’a Bosna’dan Yemen’e, Hindistan’a kadar her yerde olan gelişmelerden haberdar idi. Fakat tüm bu gelişmelere karşın çoğu zaman susup ‘’Bu da Geçer ya HU’’ demekle yetindi – yetinmek zorunda kaldı. 
          Gelecekteki o büyük Kıyımın farkındaydı ve ona göre ufak ufak hazırlıklar yapıyordu. Ona nasip olmadı neticede planladığı projeleri hayata geçirmek ama çok şey kazandırdı. Üstüne düşeni layıkıyla yaptı.
         Bugün de o zaman da yaşanılan olaylar gibi içeride ve dışarıda yaşanmaya yeniden ve daha ciddi boyutlarda etki etmeye başlandı. Bu seferki projeler ise Arap-İsrail Savaşlarında temeli atılıp Körfez Savaşlarında ana hatları çizildi. 11 Eylülden sonra uygulanmaya koyuldu.
         Türkiye de bunun farkına vardı ve evvelden ona göre hazırlığa başladı. İlk olarak tam bağımlı olduğumuz Savunma Sanayiye el atıldı. Sonra altyapı, sağlık ve ekonomide belirli yollar kat edildi.  Savunma Projelerinde Çıkan Lüzumsuz Gecikme ve  Engeller dışardan içeriye ‘SIZINTI’ların olduğunu gösterdi. Bu yüzden de bazı projeler ‘ZAMAN’la yavaşladı (ALTAY TANKI gibi) bazıları ertelendi (Savaş Uçağı – TFX gibi). Tüm bunlar daha da ayyuka çıkınca önce bu prangalardan kurtulundu. Fakat bu süreçte o ilk dönem ıslahatlarının sürekliliğini kırmış, yapılan ciddi yatırımları durdurmuş ; Devleti ve TOPLUMU oyaladı da oyaladı. Toplumun devlete olan güvenini ufaktan sarsmış bunu daha da sıkıntılı hale getiren ekonomik dar boğazı kırbaçlayan içerideki, dışardaki düşmanlar ve buna çanak tutan devletin yıpranan sistemleri. Peki bunca sıkıntı, sorun ve tasaya rağmen nasıl oluyor da bu AZİZ MİLLET mesele MEMLEKET MESELESİ olunca her daim DEVLETİNİN ardında dimdik duruyor. İşte bu dik duruş Han’ı yalnız bıraktığı için Devlet zayi olmuştu. Ancak bugün o dik duruş adanmışlık, ADAM’ın ardında yanında. Nasıl ki ELBAB, AFRİN zaptedildiyse, bu ADAM ile bu şanlı ordu ile bu AZİZ MİLLET ile İDLİP de zapt edilir MÜNBİÇ de.

          Ama bu sefer başka azizim.

          Hele ki mevcut ekonomik buhran halinde kutuplar iyice ortaya çıkmış iken, BÜYÜK ŞEYTAN BÜYÜK PLANLARI devreye sokmuş iken ! Çin, Rusya, AB, İran ve Türkiye ile arayı bozan ABD’nin bu sefer ki adımları bir hayli bizi zora sokacağa benziyor. Kısaca ahval şu:
 
Türkiye diyor ki : Esad İdlib’e Gelme.
Esad diyor ki: İdlib’i temizleyeceğim.
Abd diyor ki: Esad Seni vururum.
Rusya (Çin ve İran desteği ile beraber) diyor ki: Esad senin yanındayım.
İsrail diyor ki : İsrail demiyor Şamın kuvvetlerini havadan vuruyor.
Ab diyor ki : Mülteci gelmesin Abd’nin yanındayız.
 
         Akdeniz iyice kızdı. Savaş gemileri demir aldı, Rusya Donanmanın yarısından fazlası ile tatbikata başlamışken Türkiye karadan Tank Sevkiyatına başlamışken;

       Şimdi denklemi tekrar hatırlayalım : Masada Abd ile strateji ortağız! Sahada Rusya ile! Standartlarda AB ile!
 
        Yalnız bu sefer HAN YALNIZ DEĞİL. HAN BU DAVADAN VAZGEÇMEYİP DİK DURDUĞU SÜRECE BU SEFER ESAS KIYAM-ET BAŞLAYACAKTIR.
 
 
        AMA EN ACI DURUMU ATLAMAYALIM: Kaybeden de Müslüman ölen de Müslüman, sömürülen de, Kandırılan da MÜSLÜMAN.
 
         AHH BE MÜSLÜMAN.

          Düşmanın koynundaki de Müslüman karşısındaki de.
 
          Biz DEVLET OLARAK KAZANIRIZ da MÜSLÜMAN olarak bu büyük tuzağa düştüğümüz için kaybediyoruz.
 
          BİR DUA ve BİR TEMENNİ İLE SELAMETLE KALIN : 

“Sayın komutan, şimdi sen de bir semaya bakıver! Şu hilâli ve yıldızı görüyor musunuz? Senin onları yok etmeye gücün yeter mi? Ne kadar yükseklere haç dikseniz de onu geçemezsiniz ve asla onu oradan da indiremezsiniz. Onlar semada olduğu müddetçe biz de inşallah varlığımızı devam ettireceğiz!..”          BİLGE KRAL ALİYA İZZETBEGOVİÇ


                                                                                                             PARS ANADOLU

YORUMLAR

  • 0 Yorum