Ateş Çemberi: Türkiye - İran - Doğu Akdeniz!
Muhammed Mustafa Aslantürk

Muhammed Mustafa Aslantürk

SİYASET-GÜNDEM-ANALİZ

Ateş Çemberi: Türkiye - İran - Doğu Akdeniz!

22 Mayıs 2019 - 19:08

Selamun Aleyküm dostlar,
Hani klişe bir söz vardır ya coğrafya kaderdir diye bizim de içinde bulunduğumuz coğrafyanın kaderi asırlar boyu savaşlarla süre gelmiştir.
Küresel sermaye baronları son zamanlarda coğrafyamız üzerine yeni bir savaş kaftanı daha giydirmeye çalışıyor.
2003'te Irak'ın işgali ile birlikte başlayan Ortadoğu'da "böl-parçala-yut" taktiği ile bölge ülkelerini istikrarsızlığa, sefalete, teröre teslim ederek sadece kendi çıkarlarına hizmet edecek devletçikler projesi son sürat sürüyor.
CIA'nın gölge kuruluşu Stratfor'un Irak işgal edilmeden önce bir raporu kamuoyuna sızmış bahsi geçen raporda sırasıyla Irak,Suriye, İran ve Türkiye'nin ambargo ve işgallerle bölge de işlevsiz hale getirilip kendilerine hizmet eden devletçikler haline getirmelerinden bahsediliyordu.



ABD 2003'te dönemin başkanı George W. Bush'un söylemiyle "Yeni Haçlı Seferini" başlatmıştı. 
Ancak Vietnam ve Afganistan'da olduğu gibi Irak'ta da istediğini alamayan ve uluslararası kamuoyunda "katil" imajına bürünen ABD taktik değiştirerek tarihe Arap Baharı olarak geçen Soros destekli halk hareketlerini kullanarak Suriye'de klasik işgal yerine işe önce her zamanki gibi "demokrasi, özgürlük" gibi yalan sloganlarla sokak olaylarının ateşini fitilleyerek işi iç çatışmaya kadar getirdi ve son hamle olarak terör örgütleri üzerinden "Hibrit Savaşını" başlattı.
Fakat bu kadar kanlı tezgaha rağmen Suriye'de ABD'nin karşısına Rusya ve İran güçleri karşısına çıktığı için Evanjelistler hiçte istediği sonuçları alamadı. 
Ortadoğu'da yaşadığı büyük güç kaybı nedeniyle enerji, silah, uyuşturucu, organ, insan ticareti gibi alanlarda oldukça zarar eden küresel sermaye baronları yeni senaryolarını iki hedefe kilitlemeye çalışıyor.
Birisi Doğu Akdeniz diğeri İran!
Türkiye'nin inatla ve ısrarla Doğu Akdeniz'de petrol arama-tarama faaliyetleri bazı "çekiç güç" sahiplerini oldukça rahatsız ediyor.
Bunun bir çok sebebi olduğu aşikar lakin ekonomik yönden sebeplerinden birisi Türkiye'nin enerjide dışa bağımlı olması nedeniyle yıllık ortalama 80-85 milyar dolarlık bir pazar olması. Eğer Türkiye başarıyla Doğu Akdeniz'deki rezervi eline geçirir kullanıma ve ticarete başlarsa hem 80-85 milyar dolarlık oldukça karlı ticaretleri ortadan kalkmış olacak hemde büyümesinden senelerdir endişe duydukları Türkiye enerji alanında da kendilerine rakip olacak böylece diğer pazarlarında dengelerini alt üst etmiş olacak.



Irak, Suriye derken sıra İran'da!

Her savaşın kendisine göre hikayesi vardır elbette...
İran, Müslümanları sırtından vurmuş ve yalnızca Müslümanlarla savaşmış bir tarihi barındırıyor.
Hz. Hüseyin (R.A.)'ı Yezid'e karşı kendisiyle savaşacaklarına dair sözler vererek Irak'ta Kufe'ye çağırdılar lakin cephede sırt dönerek şehid edilmesine vesile oldular daha sonraları tarihlerine baktığımızda ABD'nin Irak'ı işgali zamanında Irak'ta yaşayan Şiiler eliyle işgal sürecini hızlandırıp Saddam'ın askeri gücünü etkisiz hale getirdiler.
Son olarak Suriye'de yaşanan savaşta "Şii Hilali" projelerini öne sürerek tıpkı Irak'ta olduğu gibi binlerce Sünni Müslümanı katlettiler, zalim Esed'e var gücüyle destek olarak zulmü daha da tırmandırdılar.

Ve tarihin acı tekerür okları İran'a dönüyor mu?
Elbette herhangi bir İslam toprağına ne olursa olsun emperyal postallarının girmesine gönlümüz razı olmaz fakat ortada Müslümanlara karşı tavır alıp savaşan İran'ın bir gün güvendiği güçlerce ihanete uğrayacağı gerçeği var.
Çünkü hiç bir Haçlı bir İslam devletiyle kardeşlik veya dostluk bağı kurmaz sadece kullanabildiği kadar kullanır işi bitince tasfiye eder.
Öyle görünüyor ki İran'da böylesi bir tasfiye sürecinin içine girdi.
Yıllardır süre gelen ABD-İran çekişmesi ve ABD'nin İran'a yönelik ağır ambargo stratejisi son zamanlarda yerini ciddi restleşmelere hatta bölge de 3. Körfez Savaşı söylemlerine bıraktı.
ABD donanmasını yavaş yavaş Basra ve Hürmüz Boğaz'larına konuşlandırıyor diğer yandan uluslararası ve ABD kamuoyunu İran'a karşı olası müdahale için algı operasyonlarıyla hazırlamaya çalışıyor.
Saddam'da ortaya attığı "Nükleer Silahlanma" yalanını bu defa İran üzerinden denemek için çeşitli girişimlerde bulunuluyor.
Algı operasyonları için sosyal medyada Usame Bin Ladin ile Ruhani ve Saddam ile Ruhani resimleri yan yana paylaşılarak seninde sonun böyle olacak diye tehditler ediliyor.



İran'ın en çok güvendiği Rusya ise bekle gör politikası izlese de Putin'in konuyla alakalı olarak "Biz itfaiye değiliz" çıkışı fazlasıyla manidar.
Pastadan pay almak için ABD ve Rusya birbirlerine karşı olan düşmanlığını bir süreliğine unutup paylaşım içine rahatlıkla girebilirler.
En nihayetinde devletin dostu, arkadaşı olmaz sadece çıkarlar olur ve çıkarlar doğrultusunda hareket edilir.
Katil imajını maganzinsel isim Trump'la biraz yumuşatmak isteyen Evanjelist çete Türkiye, Sudan, Venezuela darbe girişimlerinde başarılı olamayınca ve Suriye'den beklediği getiriyi alamayınca binbir panikle yeniden klasik darbe yöntemine dönmeyi planlıyor bu çok açık!
Donald Trump yeni George W. Bush olma yolunda ilerlemek istiyor.
Çünkü küresel ticarette dolar artık eski gücünü yitirdi bundan dolayı karşılıksız para krizi var ayrıca küresel sermayenin Batı'dan Doğu'ya kaydırılması bütün dengelerini alt üst ederken bununla birlikte ABD'nin enerjide yeter kontenjanını sağlayacağı yeni kaynaklar bulmak zorunda.
Savunma sanayi alanında ortalama 647 milyar dolarlık bütçe harcayan ABD bunun karşılığını almak için artık daha hırçın davranacaktır.



İran'a olası müdahale gerçekleştirilip 3. Körfez Savaşı başlatılır mı bilinmez fakat şüphesiz bir gerçek var ki İran'a müdahale olsa da olmasa da en yakın zamanda hedefleri Türkiye'ye doğrudan müdahale etmek.
21.05.2019'da ABD Dışişleri Sözcüsü'nün S400 üzerinden tehdidi şöyle "Türkiye S400'den vazgeçip Patriot Hava Savunma Sistemlerini almak zorunda yoksa F-35 programından çıkarılacak. Altını çiziyoruz, eğer Türkiye S400 teslim alırsa çok gerçek ve negatif sonuçlarla karşı karşıya kalacak!"
ABD tarafından gelen açıklama sonrası Milli Savunma Bakanımız Hulusi Akar, "S-400 projesinde herhangi bir şekilde geri adım atmıyoruz. ABD'nin olası yaptırımlarına hazırlanıyoruz" açıklamasını yaparak hem tehdide cevap verdi hemde kamuoyuna biz devleti hazırlıyoruz, koruyoruz milletimizinde yanımızda olmasını ve destek olmasını istiyoruz mesajını verdi.

Çeşit çeşit operasyonlarla üzerimize gelecekler safları her zamankinden daha sıkı ve diri tutalım, dik durmaya devam edelim!

Muhammed Mustafa Aslantürk

YORUMLAR

  • 0 Yorum