Muhammed Mustafa Aslantürk

Muhammed Mustafa Aslantürk

SİYASET-GÜNDEM-ANALİZ

Dijital Devlet Stratejisi - 2

24 Nisan 2020 - 16:27

Selamun aleyküm dostlar,
Bir Kuşak Bir Yol “Dijital Devlet Stratejisi” ikinci bölümde tekrar birlikteyiz…
Birinci bölümde Bir Kuşak Bir Yol projesinin ana hatlarını, izleyeceği güzargahları, Çin’in yaptığı bazı yatırımları beraber müşahede etmiştik.
Makalenin bu bölümünde projenin biraz daha içerisine girerek aslında pekte dışarıdan görüldüğü kadar masum olmadığını, küresel elitlerin insanlık için ne tür tehlikeli senaryolar hazırladığını kalemimiz yettiğince istişare edeceğiz…
Bir Kuşak Bir Yol gibi trilyon dolarlık projenin güvenliği ile başlayalım.
Küresel sermaye baronları Çin liderliğinde başlattığı projenin güzargahlarındaki güvenliğini tabi ki kendi yönettikleri şirketlere verdi.
O şirket ise Blackwater’ın kurucusu Erik Prince’e ait olan Frontier Services Group adlı güvenlik şirketinden başkası değildi.
Hatırlanacağı gibi Blackwater, ABD’nin Afganistan ve Irak başta olmak üzere Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da gerçekleştirdiği işgallerde ölüm kusan paralı asker gücüydü.



Bu kandan beslenen sözüm ona güvenlik firması yeni bir şirket adıyla bu sefer Avrasya’da boy göstermek için biat ettiği güçler tarafından görevlendirildi.
Peki ama neden Blackwater olarak değil de Frontier Services Group diye yeni bir isimle bu göreve dahil oldu diye soracak olursak, cevabımız şöyle olacaktır;
Nasıl ki büyük planda ABD’nin işgallerden dolayı imajı “haydut devlet” olarak lekelenip itibar yitirdiyse işte bu firma da işgallerden dolayı itibar yitirdiği için yeni bir kimlik görüntüsü altında yeni faaliyetlere başladı.
Bu tıpkı bir çikolatanın ambalaj yenileyip güzel bir reklamla yeniden piyasaya sürülmesi gibi…
Bir Kuşak Bir Yol’un dış güvenliği sağlama alındı peki Çin kendi içerisinde neler yapıyor, güvenlik önlemleri nedir?
Evet arkadaşlar işte burada devreye en başından beri bahsettiğimiz “Dijital Devlet Stratejisi” giriyor.
Çin yaklaşık son on yılda neredeyse tüm enerjisini yapay zeka üzerine harcadı.
Çin’de yeni bir SIM kart yani mobil hat satın almak istediğinizde artık abonelik sözleşmesine imza atmak yeterli olmayacak. 1 Aralık’tan itibaren yürürlüğe giren yasa kapsamında, SIM kartı satın alırken insanların yüzlerinin taranması zorunlu hale geldi.
Bu şekilde hat sahibinin tüm yüz hatları ve kimlik bilgileri veri tabanında toplanacak.



İşin sonunda bugün gelinen noktada Çin’in bazı eyaletlerinde “yapay zeka polisler” göreve başladı.
Yapay zeka polisleri ilk olarak maalesef işkencelerle inim inim inlettikleri hem soydaşımız hem de din kardeşimiz olan Doğu Türkistan’da denediler.
Kişinin tüm yüz hatları, bedeni, tüm kimlik bilgileri ve varsa sağlık problemleri bir veri tabanına aktarılıyor ardından yapay zeka polisler herhangi bir şüpheli durumda şahsın eşgalini belirleyip polis merkezine şüpheli yada fail kodu geçiyor böylece şehrin her tarafı kameralarla donatıldığı için şahsın izi sürülerek hızlı bir şekilde şüpheli yahut fail yakalanarak gözaltına alınıyor.
 
Bununla birlikte Çin “Sosyal Kredi” sistemini ülke içinde devreye aldı.
Şöyle ki; Her Çin vatandaşının tıpkı bizde ehliyetlerde olduğu gibi kredi puanları var. Mesela siz yaşlı bir kimsenin karşıdan karşıya geçmesine yardımcı oldunuz bu izlenen kameralarla veri tabanında kimliğiniz tespit edilip kredi hanenize artı puan olarak yazılıyor veya bir kimse toplum huzurunu bozucu bir şey yaptı aynı şekilde şahsın kredi puanı düşürülüyor tüm bunların sonunda şahıs örneğin bir şehre tatile gidecek görevliler kredi puanına bakıyor eğer yeter puan gördüyse dilediği yere gidebiliyor fakat puan yetersizse cebinizde tomarla para da olsa devlet gitmenize izin vermiyor.
Arkadaşlar, böyle okuyunca toplum refahı için son derece güzel gözüken proje aslında beraberinde başka sorunları getiriyor. Örneğin; Kredi puanınızı düşürecek herhangi bir şey yaptığınızı düşünmüyorsunuz ancak devlet dilerse bir şekilde puanınızı bahane ederek sizin faaliyetlerinizi kısıtlayabilir. Yani aslında kimsenin özgürlüğü kalmıyor tamamen tekelleşmiş bir güdüme tabii olmuş oluyorsunuz.
Bir şeyi de bu vesileyle hatırlatmak isterim yazıyı okurken Çin yazıyorum ancak aslında Çin’in bu hamlelerini yapan, organize eden ve piyasaya süren güç daima küresel sermaye baronlarıdır.
Çin yönetimi bu güce biat ettiği için yeni süper güç olarak parlatmaya başladılar diyerek devam edelim…
Küresel elitlerin tek dünya devleti planladığını hemen hemen artık herkes biliyor ancak tek devlet derken tüm devletler yıkılacak ve tek merkezi devlet olacak demek değildir.
Bir devleti devlet yapan pasaportu, kimliği, parası ve sosyolojik gelenekleridir.
İşte bu bağlamda Çin’den başlayan “Dijital Devlet Stratejisi” tüm Dünya’ya yayılacak. Böylece “dijital vatandaşlık” sistemi de devreye girecek.
Artık havaalanlarında pasaport kontrolleri olmayacak yukarıda bahsettiğim gibi herkesin yüz hatları, bedeni, kimlik bilgileri vs. veri tabanında kayıtlı olacak İstanbul’dan Emre kardeşimiz Tokyo’ya gitmek istediğinde yapay zeka ile kimlik kontrolleri yapılacak hukuki olarak bir engeli yoksa Tokyo’ya gidecek ve gittiğinde telefon uygulamaları kendisini yabancı hissetmemesi ve ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için Türkiye ile ilintili müesseseleri gösterecek. Örneğin yemek yemek istediğinde Türk lokantalarına sistem tarafından yönlendirilebilecek.



Örneğini verdiğim bu sistemin tüm Dünya’da kullanıldığını düşünebilirsiniz.
Arkadaşlar, belki yazdıklarım ütopik hayal ürünü gelebilir ancak bu bahsettiklerimiz adım adım Çin’in içerisinde zaten deneniyor.
Dijital Devlet Stratejisi bunlarla bitti mi?
Hayır, “dijital beyinlere” hazırlanmaya başlayalım…
Elon Musk, geçtiğimiz günlerde insan beynine yerleştirmeyi hedeflediği çipi tanıttı. Çip, kafatasından açılacak 8 mm’lik bir delikten yerleştirilecek. Böylece cep telefonlarımızı Bluetooth’la beynimize bağlayabilecek ve düşünceyle telefonu kontrol edeceğiz. Bir sonra ki aşamada ise çip sayesinde yabancı dil eğitimi, müzik aleti çalma gibi becerileri yükleyebileceğimizi ön görüyor. Elon Musk, yörüngeye yerleştireceği 12.000 adet uydu üzerinden tüm insanları düşünce yoluyla internete bağlamış olacak. Diğer bir adıyla dijital köleler de diyebiliriz…
Bir diğer proje ise robotizm…
İşte bu çok tehlikeli bir proje diyerek konuyu adım adım açalım…
Hayatın her alanına robotlar yerleştirilecek hatta Suudi Arabistan’a Sophia adlı bir robota kimlik verildi bile…
2017'de Prens Muhammed Bin Selman, Suudi Arabistan'ın Tebuk bölgesinde tahmini 500 milyar dolarlık maliyeti olan ve 26.500 metre karelik alanda tamamen robotlar şehri diyebileceğimiz "Neom Şehir" projesine başlanacağını açıkladı.
Robotlar üretim sektörünün her kademesine yerleştirerek milyonlarca hatta milyarlarca insanın işsiz kalması kaçınılmaz bir son olduğunu görmek pekte zor değil.
Ancak robotizm sadece üretim sektöründe kullanılmak üzere mi tasarlandı, kimlik verilmesi neyi ifade ediyor?
Dostlarım, küresel elitler şunu diyor; (HAŞA) “Dünya’yı tanrı yarattı ama kontrolünü biz ele geçireceğiz.”
İşte bu ideolojinin gerçekleşmesi için insanları hayatın her alanında kilitlemen ve kendi tekeline mahkum etmen lazım. Robotlar bu planın en kritik bir parçası.
Şuan Çin’de kadın ve erkek robotlar üretiliyor buradaki amaç ise dehşet verici.
2017 yılında Çinli yapay zeka mühendisi Zheng JiaJia “çok çabaladım sevgili bulamadım” diyerek kendi yaptığı robotla evlenerek Dünya tarihine geçti.
Bu bir başlangıç oldu… Asıl hedef ise insanları robotlarla evlendirerek tamamen yalnızlaştırmak.
Bir diğer hedef ise yukarıda tek dünya devleti için artık kimlik pasaport olmayacak demiştik işte bir kimsenin kimliksizleştirilmesiyle birlikte adeta cinsiyetsizleştirilmesidir.
Akıllara haklı olarak şu soru geliyor peki herkes robotlarla evlenirse insanlık nasıl üreyip çoğalacak?
Küresel elitler bunun için şunu savunuyor, zaten dünya nüfusu haddin fazla, olması gereken nüfus ise 500 milyon hedefidir.
Nüfusu eritmek için üç strateji var; Birincisi savaş ile nüfus kıyımı, ikincisi tıpkı koronavirüs gibi salgınlarla nüfus kontrolü ve üçüncüsü bu projeyle cinsiyetsizleştirme projesidir.
Hedeflenen nüfus sayısına gelindiğinde ise nüfusu kontrol etmek için kurulacak sperm bankalarıyla insanlık ırkını kontrol altına alacağız diyerek hedeflerini ortaya koyuyorlar.
Hadi canım çok abarttın dediğinizi duyar gibiyim…
Arkadaşlar, bu projenin ilk adımı LGBT’dir.
Dünya gençliği ne devlete nede aileye boyun eğmiş durumda, dünya gençliği şuan sosyal medyaya boyun eğmiş durumda bu önümüzdeki nesillerde çok daha yoğun ve çok daha ciddi boyutlara ulaşacak. Bu çok barizdir.
Bu kumpası kuran güç sosyal medyada cinsellik, özgürlük ve başkaldırı ekseninde gençliğin zihnini kontrol altına alıyor.
Buna çok basit bir örnek verelim, 1980’lerde veya 90’larda İstanbul’da bir grup LGBT eylemleri yapsa sonuçları sizce ne olurdu? Sonuçlarını hepimiz çok iyi biliyoruz fakat aynı İstanbul’da bugün LGBT eylemleri rahatlıkla yapılır oldu peki bir 20 yıl sonra küresel elitlerin cinsiyetsizleştirme politikası nerelere varır hesap edebiliyor muyuz? Sosyal medya ve sinema yoluyla insanlık ne denli büyük kültür yozlaşmasına sürükleniyor görebiliyor muyuz?



Evet arkadaşlar yapay zeka ile kimliğimizi aldılar, robotlarla evlendirdiler peki para?
Herkes biliyor ki cebinde para yoksa insan hiçbir şey yapamaz.
Dijital devlet stratejisi kurucuları hayatın pek çok alanını yapay zekaya, dijitalizme bağladığı gibi para da tamamen dijitalizme bağlanacak.
Tek devlet stratejisi tek para stratejisi olmadan hayat bulamaz.
Çünkü, nakitsiz toplum projesi var bununla birlikte nakit para tamamen ortadan kaldırılacak…
Yavaş yavaş banknot paralar tedavülden kaldırılarak sistem tamamen kripto para yani “coin” ağına entegre edilecek.
Şuan banknot olarak tek geçerli para dolardır diğer devletler dolar rezervlerine göre para bastırabilirler.
Coin piyasasında öyle bir tekel kurulmadığı için herkes dilediği kadar coin üreterek piyasaya girebilir ancak coin piyasasında henüz belirsizlik var yani coin yatırımcıları birçok soru işareti taşıyor.
Coin ne kadar değer kazanır veya kaybeder, karşılığı nedir? Gibi temel sorularla bir ticaret yürütmeye çalışıyor…
Ancak bu sorular artık son bulacak. Çünkü Rothschild ailesi, JP Morgan’a ait olan hisselerle birlikte yine The Rothschild Group tarafından kontrol edilen Goldman Sachs şirketi olan Circle, ABD merkezli kripto para borsası Poloniex’i satın aldı.
 


14 Mayıs 2019’da başlayıp 18 Mayıs 2019’da alım satım işlemlerinin son bulmasıyla Alexender de Rothschild’in açıklaması şöyle oldu;
“ABD merkezli kripto para borsası Poloniex’i satın alarak yeni bir para yani “USD Coin” üretimine başlıyoruz. USD Coin’in tüm işletim hakları bize aittir.” diyerek Dünya kamuoyuna ilan etti.
Böylece coin piyasasını tekeline almak için harekete geçti.
Peki şuanda Bitcoin ve bir sürü alt coinler varken nasıl yapacak?
Çok basit her şey dijitalleştiği gibi alışverişte çoktan dijitalleşti bununla beraber yarın Amazon, Aliexpress gibi firmalar ben satışlarımı sadece USD Coin ile yapacağım derse işte hem dolar gibi nakit paralar hem de USD coin hariç diğer coinler çökmüş olur.
Hatta çarpıcı bir haber vermiş olayım size, Çin Merkez Bankası, dijital para biriminin testini hızlandırdı.
Şimdi sıkı durun!
Amerikan kapitalizminin simgelerinden Starbucks, McDonald’s ve Subway; Çin’in dijital para birimini kendi işletmelerinde kullanmayı kabul etti. Tabii bahsedilen dijital para USD Coin’den başkası değil…
Malumdur ki doları da, coinleri de, dijitalizmi de, yöneten güç zaten aynı güç dolayısıyla gücü nerde isterse orada toplar tüm insanlığı da rahatlıkla o güce mahkum edebilir ve ediyor da zaten…



İki bölümlü yazının sonuna gelirken Türkiye başlığı açalım…
Makalenin ilk bölümünde Türkiye’nin “Bir Kuşak Bir Yol” projesi için yaptığı yatırımlara kısaca değinmiştim bu bölümde ise yapılan yatırımlar esasen neye hizmet ediyor ona değinmeye çalıştım şimdi soru şu, madem insanlık için bu kadar tehlikeli bir proje o zaman Türkiye neden dahil oluyor, paralar harcıyor?
Türkiye artık oyun kurucu ülkeler statüsüne girmiştir. Mademki Yeni Dünya Düzeni dizayn ediliyor o zaman tüm gücüyle Türkiye operasyonun içinde olmalıdır. Bununla birlikte Türkiye hissesine düşen payı alacak, mazlumların üzerine planlanan kanlı senaryoları gücü yettiği yerde engelleyecek, gücü yettiği yerde bozacak, gücü yettiği yerde senaryolarına karşılık senaryo geliştirip tepelerine binecek…



Hem jeopolitik gücüyle hem de kararlı, istikrarlı devlet gücüyle Türkiye 21. Yüzyıla damgasını vuracak ve gücüne güç katacak.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşları olarak devletimize, Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a güvenelim, her zamankinden daha çok sahip çıkalım…
Allah devlet yöneticilerimizin basiret, feraset ve dirayetlerini arttırsın… Devletimiz var olsun!
 
Selam ve dua ile…
Muhammed Mustafa ASLANTÜRK

YORUMLAR

  • 0 Yorum