Muhammed Mustafa Aslantürk

Muhammed Mustafa Aslantürk

SİYASET-GÜNDEM-ANALİZ

Toplumun Gidişatı Nereye Gitmekte,Yanlışlar Nerede?

26 Kasım 2018 - 01:11 - Güncelleme: 26 Kasım 2018 - 07:24

Selamun Aleyküm Kardeşlerim,

Hepimizin malumu ki yoğun iş temposu,zorlu şartlarda yaşanan geçim mücadelesi ve coğrafyamızın getirdiği yoğun gündem içerisinde toplum olarak hem maddi hem manevi anlamda bir buhran yaşıyoruz.
Tabii özellikle ekonomi anlamındaki zorluklarda hemen hemen hepimiz devleti suçluyor,eleştiriyor ve yargılıyoruz.
Bunda da haklılığımız elbette var lakin toplumumuzun uzun zamandır süre gelen "Her şeyi devletten bekleme" hastalığı ve millet olarak kendimizde hiç hata aramama hastalığı aslolan çözümü sadece ertelemekle kalmıyor aynı zamanda çözümü oldukça güç hale getiriyor.
Peki toplum olarak devletten öte bizim hatalarımız neler? Nerede yanlış yapıyoruz?



Cevabını aradığımız sorularımızın en net cevabı son 60-70 senedir dozu artarak süre gelen manevi boşluktur.
Şöyle ki; Allah C.C. ben yarattığım bütün mahlukatın rızıklarına kefilim (El-Rezzak) buyurarak açık garanti verdiği halde Evanjelistlerin empoze ettiği "Tüketim çılgınlığı,geçinememe korkusu hastalığı" bizim yıllardır ve dahi bugün yaşadığımız buhranın temel yapı taşıdır.
Evanjelistler demişken bir parantez açmak istiyorum. Her şeyi Evanjelistlere bağlıyorsunuz,her şeyin müsebbibi bunlar mı abartmayın diyebilirsiniz.
Bende dedemiz Cennet Mekan Abdülhamid Han Hz.'nin "Her taşın altında İngilizlerin eli var demiyorum lakin hangi taşı kaldırsam altından İngiliz'in eli çıkıyor" sözünü hatırlatarak, hangi taşı kaldırsak altından İngilizler-Evanjelistler çıkıyor diyorum.
Dönelim konumuza...
Bahsetmiş olduğum maneviyattan uzaklaşmayla doğrudan orantılı ekonomik daralmanın resmini görmek isteyen Osmanlı padişahlarının potresine bakmalıdır.
Evlad-ı Osmanlı ne zaman ki İlay-i Kelimatullah gayesinden çıkar gayesine düşmeye başlamış, ne zaman ki sünnetler terk edilmeye başlanmış, ne zaman ki sarıklar küçülmeye başlamış işte aynı anda Osmanlı İmparatorluğu'nun toprakları paralel şekilde küçülmeye başlamış.



Tüketim çılgınlığı diye bir virüs çıkarttılar, israftan zinhar sakınan İslam ümmetini kardeşi açken,bombaların altında inim inim inlerken dahi israf bataklığında boğdular.
Moda diye bir şey çıkarttılar ki kelimenin tam anlamıyla o bez parçaları dahi haya ediyordur. Ümmetin hanımlarını en hafif tabirle kimse kusura bakmasın giyinik çıplaklar haline getirmiş sokaklarda şehvet saçar hale getiriverdiler.
Tabii erkeklerinde aşağı kalır yanı yok. Sakalıyla,duruşuyla,giyimiyle,yürüyüşüyle abartısız "Dosta güven,düşmana korku veren" görüntüsünün üzerine Tv dizileri ve filmlerle karizma,centilmenlik adı altında hatta bir dönem adına "Metroseksüel" dedikleri son derece onursuz bir hastalığı salgıladılar.
Ümmetin erkekleri daracık giyinir,sakalları saçları değişik tiplere bürünür hale geldi yetmedi kulaklarına da küpe iliştirdiler adına da çağdaşlık dediler.
Zinaya flört-aşk,faize kredi, İslam kaidelerine düşman ne kadar etkinlik varsa hepsine hobi diyerek gençliğin üzerinden silindir gibi geçtiler.
Şuan da gençlik en hafif tabirle uzay boşluğunda geziyor. Dininden habersiz,öz fikir üretemeyen ve tamamen hazır teknoloji esiri olmuş modern köleler haline getirildi.
İşin en şaşırtıcı yanı şöyle tarih sahnesine baktığımızda yükselmede de,alçalmada da rekor bizde...
Bugün ağızlarının içine düştüğümüz Avrupa toplumu tuvalet nedir bilmezken Akşemseddin Hz. mikrobu keşfetmişti, Cennet Mekan Fatih Sultan Mehmed Han henüz 5'inde hafız,19'unda makine mühendisi idi. 
Bu tarz örneklerin sayısı malumunuz oldukça falza...
İşte böylesi zirve noktalardan bugün Evanjelistler önümüze ne koyarsa onu yiyen,giyen,peşinden koşan köleler haline getirildik...
Üstad Necip Fazıl, "Moda cehennemde bir oda. Onlar kadına özgürlük değil kadına ulaşmanın özgürlüğünü istiyorlar" demiş o günlerden bugünlere son derece hayati uyarıda bulunmuştu.
Kadına şiddete elbette sonuna kadar karşıyız lakin bu konu üzerinden ilerisi için oldukça tehlikeli bir pozitif ayrımcılık politikası yürütülüyor.
Aslında kadına şiddet konusunun en keskin çözümü İslam dairesinde iken biz çözümü Batı'da arama hatası yapıyor ve böylece çözüme değil aksine ateşe benzin döküyoruz.
Yaptıkları algı operasyonarıyla tüm ahlaki değerler yok sayılarak asi kadın profili çizen Batı,eşine,babana köle olma-boyun eğme ama ekonomik gücü eline almak uğruna iş yerinde patronuna,müdürüne köle ol diyor.
Bunun en acı örneklerinden birisi hanım kardeşlerimize kariyer yaptırmak uğruna bir hanım için en zirve kariyer olan anneliği yavaş yavaş unutturuyorlar,soğutuyorlar!
Halbuki yeni Fatih'leri,Sultan Süleyman'ları,Abdülhamid'leri yetiştirecek olan annelerdir lakin nüfus gelişmesin, ülkeye değer katacak nesil bir anne kucağında yetişmesin diye kariyer çılgınlığı politikası yürütüyorlar.
Kardeşlerim,
Velhalısı kelam şu ki;
Allah'a apaçık isyan olan toplumda bereket olur mu? Refah,bolluk olur mu? İnsanlar arası geçim olur mu?
TV dizilerine,filmlerine,magazine verdiğimiz değeri Allah'ın C.C. dinine vermediğimiz müddetçe,sımsıkı sarılmadığımız müddetçe,ciddiye almadığımız müddetçe şuanda olduğu gibi Evanjelistlerin eliyle Allah-u Teala bizi imtihan etmeyi sürdürecektir.Biz Sünnet-i Seniyye'ye bağlanmadığımız sürece kafilere karşı aslolan zaferi elde edemeyeceğiz.
Buna mukabil aslında yapmamız gereken iş çok basit. Öncelikle İslam'ın mücevher ilimlerini öğrenmek için mücadele edeceğiz çünkü, iman etmek için,sevmek ve korkmak için önce bilmek gerekir ilimsiz iman hep eksik kalacaktır ve kalmıştır.
İlimlerimizi Allah'ın izniyle tamamladıkça hem hayatımız da tatbik edecek hemde Emr-i bil maruf yapacağız insanlara vesile olacağız.
İşte biz bu yol haritasını kendimize rehber edinir uygulamaya başlarsak Allah c.C. kafilerin oyunlarını başlarına geçirecek ve aslolan zafer kesinlikle İslam'ın olacaktır.
Esasen Allah-u Teala Ayet-i Kerime'de "Kafirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır."(Saff,8-Tevbe,32) buyuruyor.
Aziz Allah her halükarda nurunu tamamlayacak işte bu uğurda mücahid\mücahide olalım ki Azrail A.S.'ın gelmesiyle başlayacak olan ahiret yolculuğu boyunca ebedi yurdumuzda hem mükafatlandırılalım hemde alnımız açık övünebilelim...

Allah C.C. ümmete ve millete vahdet şuuru,Sünnet-i Seniyye ışığında İslam şuuru ve mücadele ruhunu nasip buyursun.

Selam ve dua ile...

Muhammed Mustafa ASLANTÜRK

YORUMLAR

  • 0 Yorum