Adem DURAN

Adem DURAN

Eğitim Uzmanı

ATIK NESİL

31 Mayıs 2021 - 14:40 - Güncelleme: 31 Mayıs 2021 - 14:43

“ATIK NESİL”
Verimlilik tüm canlılar için hayati önem taşır. Eğer günlük kaygılardan ve sıkıntılarınızdan sıyrılıp çevrenize şöyle bir bakacak olursak atıl hiçbir şeyin olmadığına tanıklık ederiz. Ne bir eksik, ne de  bir fazla.
Verimlilik, aslında birim miktarda en fazla ürün alma şeklinde de söylenebilir. Bu konuda arıları gözümün önüne getirirsek fevkalade bir mucize ile karşılaşırız. Öğrendikçe   hayretimiz artar.
Arıların ördüğü peteklerin milimetrik hesapları ve altıgen oluşu sayesinde en dar mekân da en fazla depolama alanı kurduklarını görürüz. Dar bir alandan en fazla verimin nasıl alınacağının da bir göstergesidir.
Canlılar dünyası bu verimlilik üzerine kuruludur. Atıl hiçbir şeyleri yoktur, israf bir lüksleri de yoktur.  Elindeki malzemeyi son haddine kadar kullanarak verim alır.
Eğitim ve öğretim hayatımıza şöyle bir bakacak olursak; verimlilik, verimli olma aklımızda var mı? Böyle bir derdimiz bir gayretimiz var mı? Olmalı…
Uzun süreler alan eğitim hayatımızın sonunda yetişen bireylerin gerek iş hayatında, gerekse de aldıkları diploma ile çalışma alanlarına bakıldığı zaman ne kadar verimsiz ve çorak bir yapıda olduğumuz aşikâr.
Lisans mezunu olup kuryelik yapacaksak, kuryelik için lisans mezunu olmak şart mı? Sorusu hemen akla gelmekte. Bitirdiğimiz okullar ve aldığımız diplomalar ile çalıştığımız alan ve sektörlerin tabana tabana zıt olması. Eğitim ve öğretim hayatımızdaki yönlendirme ve planlamanın ne kadar eksik ve yetersiz olduğunu görmek mümkün.
Kesintisiz 12 yıl süren eğitim öğretim hayatımıza dört yılda lisans ekleyin, yetmedi iki yılda yüksek lisans etti mi  18 yıl. Yani altı yaşında başlanan eğitim çağımızın sonunda yirmi dört yaşında mezun oluyoruz. 18 yıl verilen emek, harcanan zaman, harcanan o kadar maddi yatırımın sonunda aldığımız eğitim ve bu eğitim sonunda verilen diplomanın hiçbir önemi ve değeri yoksa, verimlilik bunun neresinde!
Emek ve çabanın karşılığı alınamayınca umutsuzluk, hedefsizlik, kahretme ve daha birçok sorunların yumağında hayatımızın en güzel yılları düşmanlık beslemek ve kahretmek, geç aile kurma, yalnız yaşam vb birçok sorununda doğmasına sebep oluyor. En acısı da kuşkusuz  istemediği işte çalışmak, istemediği işte çalışanlar ne kadar verimli olur. Hem de  en verimli olacağımız çağlarda  en verimsiz dönemlerimizi geçirerek.  Bu durumda hem ülke kaybediyor hem işverenkaybediyor, hem yatırımalar ziyan oluyor hem aileler kaybediyor hem de geleceğimizin teminatı olan gençleri toplumlar kaybediyor. Sonuçta hepimiz kaybediyoruz. 18 yılın sonunda atık bir nesille baş başa kalıyoruz.
Atık kelime anlamı olarak:
1. isim Hastane, ev, fabrika vb. yerlerde kullanılmış, artık işlenemez veya çevre için zarar oluşturan her türlü madde.
2. isim Üretimden tüketime kadar olan tüm aşamalarda ortaya çıkan ve kullanıcının artık işine yaramayan maddelerin tamamı.
3. sıfat Atılmış, atılan.
Anlamlarına gelmektedir.
On sekiz yıl boyunca tüketici olmuş, üretimin hiç evresinde yer almamış bu genç nesil; “2020 yılı biterken, ülkemizdeki nüfusun yaş gruplarına göre dağılımını inceleyelim istedik. Ülkemizde:
5-9 yaş arası grup ise 6 milyon 461 bin 39 nüfus ile % 7,77'lik orana sahip.
10-14 yaş arası 6 milyon 406 bin 170,
 15-19 yaş arası 6 milyon 331 bin 594,
20-24 yaş arası 6 milyon 624 bin 78,
25-29 yaş arası grup 6 milyon 367 bin 311,
30-34 yaş arası grup ise 6 milyon 363 bin 17 nüfusa sahip. Görüldüğü üzere, Türkiye'de % 7,97 ile en büyük yüzde, 20-24 Yaş arasına ait. “
Görüldüğü gibi 20 ile 34 yaş arasındaki nüfusumuz bazı ülkelerin genel nüfusuna eşit.
Temel soru şu bu genç dinamik ve yerinde duramayan eğitimli nüfustan yeterince verim alabiliyor muyuz? Verimli bir nüfus mu, yoksa atıl bir nüfus mu?
İşte kaybettiğimiz nokta burası, plansızlığımız ve zamanında çocuğu kabiliyet ve mizacına göre yönlendirme yapamadığımız zaman cevherlerimiz değer görmediği için atıl duruma düşüyor.
Aklımızı başımıza alıp bunları ve uzun süren izole edilmiş eğitim hayatımızı ve planlanmasını tekrar gözden geçirme vakti geldi sanırım.
Şimdi ciddi bir şekilde düşünelim kaç nesil israf oldu? Kaç nesil atıl olarak kıyılarda köşeler unutuldu da yararlanılamadı…