ZİHİN TRAVMASI VE ŞEHİTLİK
Adnan KALKAN

Adnan KALKAN

TOPLUM PİSKOLOJİSİ

ZİHİN TRAVMASI VE ŞEHİTLİK

13 Ekim 2019 - 19:10


Bir zihniyet yeniliği şart. Zihni işgal edilmiş bir bireyin veya toplumun kaybedeceği başka bir şeyi yoktur. Bu gün birçok alanda ve anlamda tam bir zihin travması yaşıyoruz. Nitekim zihnimizle oynandı ve bakış açımız değişti. Geldiğimiz noktada olmazsa olmazları olmasa da olur, olmazsa da olurları olmazsa olmaz olarak görmeye başladık. İşte bu yüzden zihni yenilik şart.
Bir yandan şehitlerin ne kadar büyük makama sahip olduğuna değinir, onure eder, onure oluruz. Diğer yandan şehit haberlerini verirken, şehidin baba ocağına ateş düştü, baş sağlığı dilerken, ya da haberini verirken, “kahreden haber, ülkeyi yasa boğan haber, acı haber” gibi istenmedik duygular ve düşünceler barındıran cümleler ile haberleri paylaşırız.
 
Burada bir çelişki var. Rabbimiz şehadeti medhediyor, biz ise üzülüyoruz. “Allah yolunda öldürülenler için "ölüler" demeyin. Hayır, onlar diridirler, fakat siz bilemezsiniz. (Bakara Sûresi,. 154).
İslam'ın ilk şehidleri Yasir ailesi ile başlamıştı şehadet... Dayanılmaz işkenceler yapılmıştı. Ve Âlemlere Rahmet Hazreti Muhammed ASM Efendimiz, "Sabredin, ey Yâsir âilesi! Sabredin, ey Yâsir âilesi! Sabredin, ey Yâsir âilesi! Sizin mükâfatınız Cennettir; sabredin, ey Yâsir âilesi!" demişti.
Anadolu yurt edinirken de nice vatan evlatları şehadet şerbeti içmişti, İstanbul Fethedilirken de... Çanakkale'de Kürt Mehmed ile Türk Mehmed kucak kucağa yine Allah'a verdiği şehadet sözü için şehit düştüler. İstiklal Harbinde ve 15 Temmuzda yine vatan ve dini için şehadet şerbeti içtiler aziz vatanın yiğit, inançlı evlatları. Onlar verdikleri sözde durdular fakat biz de zamanımızı bekliyoruz. Tıpkı Rabbimizin “Mü'minlerden öyle erler vardır ki, (o gün) Allah'a verdikleri sözde durdular. Öyle ki onlardan kimi adağını yerine getirdi (şehîd oldu), kimi de (şehîd olmayı) bekliyor! Fakat(onlar) hiçbir şekilde (verdikleri sözü) değiştirmediler” (Ahzab Suresi 23) ayetinde olduğu gibi.
Şehitler mükafatını Allah’tan (cc) fazlasıyla alırlar. Öyle ki ellerinde olsa tekrar tekrar şehit olmak isterler. Gördükleri izzet ikram karşısında asla pişmanlıkları olmaz. Nitekim Hadis-i Şerifte şöyle buyuruluyor:  "Uhud'da kardeşleriniz şehid oldukça Allah Teâlâ onların ruhlarını yeşil kuşların içlerine koydu ki, cennetin ırmaklarından sulanırlar, meyvelerinden yerler ve Arş'ın gölgesinde asılmış altın kandillere giderler, istirahat ederler. Ne zaman ki yiyecek ve içecek yerlerinin hoşluğunu ve uyuyacak yerlerinin güzel letafetini tattılar,'Nolaydı Allah'ın bize neler verdiğini kardeşlerimiz bilselerdi de cihaddan çekinmeseler, savaştan gocunmasalardı.'dediler."
"Allah Teâlâ da: 'Tarafınızdan ben onlara bunu tebliğ ederim.'buyurdu ve bu âyetleri indirdi."(Müslim, İmame 121; Ebu Davuıd, Cihad 25; Tirmizi, Tefsiru Sure, 3/19).
Diğer taraftan şehadet bu kadar anlamlı olmasaydı, dört tarafı düşman ile dolu bu cennet vatanda bin yıldır yaşamamız ve ezan seslerinin semaya karışması mümkün olur muydu?
Anlayışımızı değiştirdiler. Öyle ki kavramlar ve dili değiştirince doğal sonuç olarak bakış açısı ve değerler de değişime uğradı.
İslam teslim demektir. Müslüman teslim olmayı özümsemelidir. Hem madem ölüm kesindir ve yeri, zamanı, şekli bellidir… Madem bir kere ve kesin gelecektir. Allah (cc) şehitleri bu kadar methediyor, o halde neden şehitler için sevinmek varken neden bu dünyevi bakışa büründük?
Evet, Allah (cc) herkese huzurlu, uzun ömür versin. Lakin ölüm de şehadetle sonuçlanınca değil üzülmek, bilakis sevinmek gerekir. Siz hiç Valinin, bakanın, cumhurbaşkanının karşılanma töreni ile sıradan bireyin karşılanma törenini (sıradan birey karşılanmaz) kıyaslayabilir misiniz? Elbette hayır. İşte Allah (cc) şehidi en büyük makam ile karşılamaktadır.
Gelin bakış açımızı değiştirelim. Şehitlere acımak yerine onur konusu yapalım. Fakat bunu fiilen yapalım. Çocuklarımıza da şehadeti sevdirelim. Nitekim gerek İslam âleminin gerekse Cennet Yurdum Türkiyemin düşmanı bitmez. Ve bu vatanı savunacak, gerektiğinde canını verecek yiğitlere ihtiyaç vardır. Bu yiğitleri yetiştirelim.
Adnan Kalkan
Psikoterapist