Saliha BAKICI

Saliha BAKICI

Saliha BAKICI

ÇALAKALEM

04 Aralık 2019 - 00:04

  Yaşadığımız hayat, penceresinden bakarken çok şey gördüğümüz hızlı giden bir trene benziyor.  Bazen de  gördüğümüz halde fark edemiyoruz çoğu şeyi... Fark ettiklerimiz olduğunda da  görüntü o kadar hızlı değişiyor ki birini düşünürken diğerinin yerini bir diğeri alıveriyor.
  Hakkında söyleyecek çok şey olan kendimiz ve ülkemize ait gündemlerimizi zihin dünyamızda ince eleyip sık dokurken söze dökemeden yeni yeni yaşanmışlıklarla yürüyoruz hayat yolunda.
  Öyle ya durup düşündüklerimizi hep söylesek yazsak ne çok şey biriktirebilirdik. Buradan bakınca insanın dünyada kapladığı yere oranla duygu ve düşünce dünyasının somutlaştığında kaplayacağı  yeri hayal bile edemiyor insan. İnsanların hepsini bir araya topladığınızda çok küçük bir yer işgal ederler diyordu küçük prensin konuştuğu yılan.
 İnsanın yaratılışında var olan ego savunma sitemi bir yere kadar anlaşılabilir. Ancak çağımızın insanının en büyük sorunu ego tatmininde haddi aşmak olsa gerek. Gelişen ve çeşitlenen teknolojik imkanlar dahilinde egoistik tavırlara her geçen gün farklı versiyonuyla şahit oluyoruz. Gün geçmiyor ki bu kadarına da pes dedirten olaylara tanık olmayalım. Patolojik vak'a olarak gözlemlediğimiz olayın birini yazıya aktarmadan bir diğeri ile karşılaşıyor olmak işten bile değil. Kendisini teşhir ederek narsizmin zirvelerinin birinden diğerine koşan insanların minik yavrularını da bu teşhir kapsamında kullandıklarına şahit oldukça şaşkınlığımızı gizleyemiyor hayret ediyoruz.
  Sonra bir başkası çıkıyor makamını egosu için kullanıyor. Bir başkası da makam sahiplerinin karşısında rahat davranarak tatmin ediyor kendisini.
 Bazıları da var ki egosu uğruna verdiği ahlaksız savaşlara her gün bir yenisini ekleyerek tamamlamaya çalışıyor eksik yanını. Kimi dini kullanıyor bu uğurda, kimi insani duyguları. Olaya derinden baktığınızda ise dini kullananın din ile insani duyguları kullananın insanlıkla uzaktan yakından alakası olmadığını görüp hayret ediyorsunuz.
                     *****
Hayat çok hızlı akıyor vesselam. Siz bu hıza yetişmekte zorlanırken zaman çarkında farkında bile olmadan öğütülüyorsunuz.Her şeyi bir tarafa bırakıp kendinizi dinlediğinizde ise hayatın tadına varıyor gerçek huzuru tadıyorsunuz.
 
 Kendiniz için bir iyilik yapmak istiyorsanız kendinizden başkasını ruhunuzla duymamalısınız. Dışında kalamadığınız olaylar zincirine eklenen halkaları bir bir izlemekten kendinizi alıkoyamazsınız, koymamalısınız da...
 Hayatı anlamlandırmak, onu güzel tanımlayıp gök kubbede hoş bir sada bırakmaktan başkası değil. Onu anlamlandırırken ağaçlara kuşlara böceklere bakın. Günün güzel doğan anlarını sakın kaçırmayın. Esen rüzgarın tınısında huzurun en tatlı nağmelerini dinlemenin keyif alacağınız en güzel şeylerden biri olduğunu sakın unutmayın. Sevdiklerinizi ve onlarla geçen güzel anları çoğaltmaya çalışın. Hayat dert etmeye değmeyecek kadar kısa. Evrenin sahibinin kuşatıcı rahmetinde soluk almaya çalışmak ise  en güzel çabalardan biri.
 Eskiden tanıdığınız dostlarınızı ziyaret edin mesela. Çocukluğunuzun geçtiği mahallelere gidin. Hatırladığınız ayrıntılara siz bile hayret edeceksiniz. Öylesine yaşadığınızı sandığınız tüm zamanların bundan farkı yok aslında. Ruhuyla bakmasını bilenler hayatın hiç bir ayrıntısını kaçırmazlar. Gördüğünüzün farkına bile varmadığınız nice güzellikleri yıllar geçtiğinde anısal belleğinizde yer ettiğini görmek size ayrı bir heyecan verecek inanın. 
 Kendinizle baş başa kalacağınız zamanlar üretin. Sessizliğinde huzur bulduğunuz anları çoğaltın. Böyle yapmazsanız hayatın koşturmaları içinde kendi ruhunuzun sesini bile duymaya fırsat bulamadan göçüp gidersiniz bu fani dünyadan.
 Sizler için üretilen yapay gündemlere takılmadan yaşamalısınız. Kendi gündeminiz yine kendi yüreğinizin sizi götürdüğü yer olmalı. Narsist egoist patolojik vak'aları sakın yüreğinize yük etmeyin. Size çarpa çarpa yok olup gidecek olan görkemli egoları uzaktan izlemelisiniz.
   Siz insansınız.Hem de yaratıcının ''El-İnsan'' diye yarattığı yüce varlık .Dünyaya göre kemiyetiniz çok küçük olsa da size değer veren bir Rabbiniz olduğunu sakın unutmayın. Onu tanıdığınız için şükredin. Dünya üzerinde onu tanımaktan mahrum kalmış nice kalabalıklardan biri de siz olabilirdiniz. Kainatı okuyan her insanın ''İbrahimi bir sorgulama'' ile varıp duracağı yer ne kadar da güzeldir. Takılmayın etrafınızda Nemrutlaşan aciz varlıklara. Sizi bekleyen gülistanın kokusunu almaya çalışın. Karşınıza çıkan Kızıldeniz olsa onu yarıp geçecek azminiz varsa Firavunlaşanlara düşen sizin arkanızdan koşup açtığınız yolda boğulmak olacaktır. Hayatını intikamlarına teslim etmiş gözü dönmüş varlıklar azminizi sakın kırmasın. Gözlerin korkudan dışına fırlayacağı güne birlikte gidiyorsunuz. Ve sizi tüm gizliliklerinizle bilen Rabbiniz var. Hangi suçu hangi niyetle işlediğinize bakmadan sizi asla hesaba çekmeyecek unutmayın bunu. Suçlarınızla, günahlarınızla, sevginiz ve salih amellerinizle siz bir insansınız unutmayın bunu. Ve sizi yaratan en çok da bu insan yanınızı seviyor.Günah işlemeyen bir sürü meleği yarattığı halde bir insan yaratmayı murad etmesi de bundan başka bir şey için değil. Bakmayın sağınızda solunuzda size umutsuzluk pompalamaya çalışanlara. Siz umudun sahibinin kullarısınız.
Yine gündemlerimiz hayatlarımız derken bu akşam da bir çırpıda dökülüverdi cümleler...
 ''siz'' dediklerim aslında benden başkası değil.
 Yüreğinizin sahibine emanet olun, olalım o halde.
 Selam ve dua ile...