OKULLAR AÇILIRKEN
Saliha BAKICI

Saliha BAKICI

Saliha BAKICI

OKULLAR AÇILIRKEN

11 Eylül 2019 - 23:12

OKULLAR AÇILIRKEN

Yeni eğitim öğretim yılı tüm öğretmen ve öğrencilerimiz, özellikle de memleketimiz için hayırlı olsun.
Eğitim denince söylenecek çok şey var şüphesiz. Geçenlerde karşılaştığım bir tanım bu güne kadar bilip öğrendiklerim içinde en anlamlısıydı desem abartmış olmam sanıyorum. Şöyle diyordu: ''Eğitim önceki nesillerin tecrübelerini sonraki nesillere aktarma çabasıdır.''
Gerçekten bu, eğitimin nesilden nesile aktarılan tecrübe ve deneyimler bütünü olduğunu ifade eden çok anlamlı bir tanım. Şüphesiz eğitim birey ve toplumlara değer katan bir eylem.
İnsanlık tarihi boyunca  sarf edilen deneyim ve çabalar sonucu ortaya çıkan -bilimsel, toplumsal, sosyal- sonuçlar nesilden nesile eğitimle aktarılmıştır. Eğitimle kazanılan makam mevki kariyer vs ise eğitimin bu önemli amacının promosyonudur aslında.
***
Fatih Sultan Mehmet'in eğitime verdiği önemi bilmeyenimiz yoktur.  Kendisi de iyi bir eğitimden geçmiş olan Fatih'in, bilim ve sanata verdiği önemin her yerde duyulması sonucunda bir çok bilim adamı İstanbul'a gelerek zamanın önde gelen ilim merkezleriyle yarışacak çalışmalara imza atmışlardı. Onun medreselere ayırdığı yüksek bütçeyi eleştiren bir molla bir gün, medreselere çok sayıda öğrenci alındığını ancak bunların hepsinin istenilen düzeye ulaşamadıklarını hatırlatarak bu öğrenciler için bu kadar masraf yapılmasının doğru olmadığını söylemişti. O ise mollanın bu kaygı içeren tespitine eğitime yaptığı harcamaların içlerinden çıkacak olan az sayıda öğrenci için bile olsa değeceğini ifade etmişti. Bu açıdan bakıldığında az sayıda çıktı için bile olsa çok sayıda insanın faydalanacağı eğitim hizmetlerinin anlamlı olduğu tartışılamaz görünüyor.

Bu açıdan eğitim harcamalarının toplumsal yatırımlarda yüksek payı olup amacına ulaşması açısından yüzdesi düşük harcamalar olduğunu vurgulayıp geçelim...
                          ***
Çoğunluğu sosyal öğrenme kuramcılarının tezlerinde ifade ettikleri bilinçli taklit yoluyla gerçekleşen kazanımların daha azı okullarda verilen eğitimle elde edilir.  Yani insanlar okullarda bilinçli ve kasıtlı davranış değiştirme amaçlı eğitimden daha çok, çevrelerinde olup bitenlerden etkilenerek öğrenirler.

Bu açıdan eğitimin aile ve çevrede başladığını bilmeyenimiz yoktur. Bireyin kişilik ve karakterinin gelişmesinde içinde bulunduğu psikososyal ortam da aile ve çevre kadar önemlidir.Kısaca söylemek gerekirse bir insanın kişiliği dünyaya gelmeden önce doğum öncesi çevreden başlayan aile ile devam eden okullarda aldığı eğitim ve yaşadığı tüm çevreyi içine alan bir etkileşim sonucunda oluşmaktadır.
                            ***
Güzel bir sözdür : Çocuğunuz toplamayı çıkarmayı, okumayı yazmayı zaten öğrenecek. Siz çocuğunuza yetinmeyi, merhameti, sabretmeyi sevgiyi, adaleti öğretin.
Çevremizde olup bitenlere şöyle bir baktığımızda değerler eğitiminin, karşılığında diploma olan tüm eğitimlerden daha önemli olduğunu söylersek yersiz bir söz etmiş olmayız. Günümüz dünyasında insanlığın, diploması olanlardan çok değerlerine sahip bireylere ihtiyacı var.

Okumuş ama çevresinde olup bitenlere hırs, kin, nefret penceresinden başka bakabilecek penceresi olmayanları gördüğümüzde  Rabbimizin ''kalbinde maraz olanlar'' diye tanımladığı insan tipinin tam da bunlar olduğunu düşünmekten kendimizi alamıyoruz. Aldıkları onlarca yıllık eğitim ve akademik kariyere rağmen ışığı yüreğine ulaşamamış olanların sayısındaki artış, eğitimin insana diplomadan fazla şeyler kazandırmasının acil bir ihtiyaç olduğunu gözler önüne seriyor.
 
Okullarda uygulanan değer odaklı eğitim politikalarının gelecek adına umut vad ettiğini vurguladıktan sonra, eğitim ve kişisel gelişimin devlet politikalarını aşan yürek odaklı bir yönü olduğunu unutmamak lazım.
                        ***
Devletler ve dinler toplumsal maslahatları gözeterek bir takım kanun ve kurallar koyar. Ancak insanların -daha-insan olması kendi çabalarına bağlı bir yönü vardır ve bu yön yukarıda vurguladığımız doğum öncesinden başlayan bir çevresel etkileşim sonucunda oluşur.
Bu sebeple Rabbimiz insanlığa son hitabına ''yaratan rabbinin adıyla oku, o insanı bir kan pıhtısından yarattı'' diye başlayarak okumak ile insan arasındaki fıtri boyuta dikkat çekmiştir. Surenin sonunda vurgulanan ''insanın azgınlaşması'' bir anlamda okuma konusundaki eksikliklerinin sonucudur.
 
İnsan azgınlaştığı zaman kendisini yeterli görür. Bu anlamda baktığımızda insan bazen bilgi bazen diploma sahibi olduğunda kendisini her şeyle baş edebilecek kadar güçlü görür. İşte tam da burada azgınlaşma başlar. Çevresindeki insanlara zarar vererek okumuş ama azgınlıktan bir türlü kurtulamamış bir canlıya dönüşür. Bu tip varlıklarla karşılaştığımızda ise bize emredilen onlara uymamak ve secde ile Rabbimize yaklaşmaya çalışmaktır. Onlardan olmamak için ise okumak...Hep okumak...

Yeni eğitim yılı herkese tekrar hayırlı olsun.
Selam ve dua ile...